🐶 Hz Muhammed Döneminde Yaşanan Gelişmeler
İslami takvimin başlangıcı olarak kabul edilen hicret, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesidir. Hicret o dönemde Mekkeli müşriklerin Müslümanlar üzerine uyguladıkları baskıların artması sonucu, Peygamber efendimize yaşadıkları sıkıntıları anlatmaları ve onun izni ile gerçekleşmiş bir göçtür.
3Hz. Muhammed´in Nesebi, Doğumu, Çocukluğu ve Gençliği Sarıçam, İbrahim, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2004, 57-61. Erul, Bünyamin, "Hz. Peygamber'in Risalet Öncesi Hayatına Farklı Bir Yaklaşım", Diyanet İlmî Dergi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (Özel Sayı), Ankara 2001
İslâm Tarihinde Önemli Kırılma Noktaları Ve Müslümanlık. İslâm Tarihi; vahyin, Hz. Muhammed’e inmeye başladığı -Mȋlâdȋ 610’dan günümüze dek- 1410 yıllık zaman içinde ve belli bir coğrafya üzerinde yaşanmış olayları kapsamaktadır. Fakat hemen vurgulayalım ki bu zaman kesitinin tümü -gerçek anlamda- İslâm
Mekke Dönemi; Hz. Muhammed’e ilk vahyin inmesinden Medine’ye Hicret edilmesine kadar olan olayları kapsar. Hz. Muhammed’e ilk vahyin gelmesinden sonra Mekke’deki Müslüman insanların sayısı artmıştır. Bu nedenle Mekke’deki diğer inanç sahipleri Hz. Muhammed’e karşı türlü hareketler halinde olmuştur. Ardından Hz.
hz muhammed hakkında detaylı bilgi, son dakika hz muhammed haberleri ve sıcak gelişmeler Timeturk.com'da.
4. Hz. Muhammed ve 4 Halife Dönemi Siyasal ve Yönetsel Yapı. Hz. Muhammed’in Mekke döneminde vurguladığı mesajın temel özelliğinin siyasal merkezli olmamasına rağmen Mekke oligarşisi tarafından siyaset eksenli bir hareket olarak algılanmıştır ve Kureyş ittifakı içerisinde yer alan kabile liderlerinin birçoğu Hz.
Hz. Muhammed’in hazırladığı ordu Hz. Ebubekir tarafından Suriye’ye gönderilmiştir. Bu seferle Arap Yarımadası dışında ilk fetihler başlamıştır. 2. Hz. Ömer Dönemi (634 - 644) Siyasal Gelişmeler. Suriye, Filistin, İran, Irak, Mısır, Azerbaycan fethedilmiştir.
MuhammedTebük' e doğru sefere çıktı. Ancak haberin doğru olmadığı anlaşıldı. Tebük Seferi Hz. Muhammed'in son seferi olmuştur. Hz.Muhammed son bir kez Mekke'de kalabalık bir Müslüman kitlesine VEDA HUTBESİNİ söyledi. 632 yılında Medine'de vefat etti. Hz.Muhammed vefat ettiği yere gömüldü.
İlk halife Hz. Ebu Bekir (r.a.) sonraki yıllarda sırasıyla Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali halife olmuştur. 4 halife dönemi 661 tarihinde Hz. Ali’nin öldürülmesi ile birlikte sona ermiştir. Bu yazımızda sizin için bu döneminde yaşanan önemli olayları derleyerek bir araya getirdik. 4 Halife Dönemi Hz.Ebubekir (r.a) Dönemi. Hz.
Andolsun ki, o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir. Yine onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de ödüllendirdi. Allah üstündür, hikmet sahibidir. [264] Umre Yolculuğu.
Hz Muhammed Dönemi Siyasi Olayları Bedir Savaşı (624) Medine’ye hicret eden Müslümanların Mekke’deki mallarının yağmalanıp Şam’da satılması üzerine Hz. Muhammed (SAV) bir misilleme olarak Şam’dan dönen kervanın Medine yakınlarında yolunu kesmek istemiştir.
TebükSeferi, Hz. Muhammed’in son seferi olmuştur. Hz. Muhammed, Tebük Seferi’nden Medine’ye döndükten bir yıl sonra hac yapmak amacıyla Mekke’ye gitmiştir. Veda Haccından sonra Hz. Muhammed rahatsızlanarak 8 Haziran 632’de 63 yaşındayken vefat etmiştir. Dört Halife Devri (632-661) Hz.
LdTmlt. Oluşturulma Tarihi Ağustos 24, 2021 0348Dört halife dönemi, Hz. Muhammed'in vefat ettiği yıl olan 632 yılında başlar ve 661 yılında sona erer. Toplam 29 yıl süren bu dönemde sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali halifelik yapmıştır. Dört halife döneminde, İslamiyet başta Afrika ve Asya kıtası olmak üzere dünya genelinde yayılmıştır. Dört halife dönemi gelişmeleri nelerdir? İşte, merak edilen tüm Ali'nin Küfe'deki bir camide namaz kılarken öldürülmesinden sonra halifelik Emevi Devletine ve Muaviye'ye geçmiştir. Dört Halife Dönemi Gelişmeleri Nelerdir? 1- Hz. Ebu Bekir Dönemi - Tarihi, Özellikleri ve Olayları Tarihi 632 - 634 Hz. Ebu Bekir, ilk Müslüman olan sahabelerden biridir. Dürüstlüğü nedeniyle kendisine es-Sıddık lakabı verilmiştir. Hicret esnasında Mekkeli müşriklerin saldırısından korunmak için Hz. Muhammed ile birlikte mağaraya sığınmıştır. Bu nedenle diğer lakabı, mağara arkadaşı anlamına gelen yar-ı gardır. Hz. Ebubekir döneminde yaşanan en önemli gelişmelerden biri Kuran-ı Kerim'in mushaf haline getirilmesidir. Bu sayede, Kuran'ı Kerim'i okuyan Müslümanların ve hafızların sayısı hızla artmıştır. Peygamber efendimizin vefatından sonra zekat vermeyi reddedenler, peygamberlik iddiasında bulunanlarla ve dinden dönenlerle birleşerek Müslümanlara savaş açmıştır. Bahreyn ve Yemen'de toplanan büyük bir kalabalık, namaz kılıp oruç tutacaklarını ancak zekat vermeyeceklerini söylemiştir. Hatta bazıları daha da ileri giderek, kendilerinden zekat alındığı takdirde Hz. Muhammed'in mezarını bozacaklarını ifade etmiştir. Tarihe Ridde Savaşları olarak geçen bu savaşlarda yaklaşık kişi hayatını kaybetmiştir. Hz. Ebubekir'in halife olduğu 2 yıllık dönemde, Suriye ve Irak fethedilmiş, İslam hızla yayılmaya devam etmiştir. 634 yılında Hz. Ebubekir hastalanmış ve vefat etmeden önce yerine Hz. Ömer'i halife olarak atamıştır. 2- Hz. Ömer Dönemi - Tarihi, Özellikleri ve Olayları Tarihi 634 - 644 Hz. Ömer'in lakabı doğru ile yanlışı, Hak ile batılı ayırt eden anlamına gelen Faruk'tur. Her zaman doğrudan ve haklıdan yana olan Hz. Ömer'in döneminde İslamiyet altın çağını yaşamış ve milyonlarca insan Müslüman olmuştur. Halifelik dönemindeki en önemli olaylardan biri Kudüs'ün fethidir. Hz. Ömer, 10 yıllık halifelik döneminde onlarca medrese, çeşme ve cami yaptırmıştır. Zengin ile fakir arasındaki farkı en aza indirmek için toprak sahibi olanlardan vergi almıştır. Hayatı boyunca İslamiyet'in yayılması için mücadele eden Hz. Ömer, 31 Ekim 644 tarihinde, sabah namazını kılarken hançerlenerek öldürülmüştür. Hz. Ömer'den sonra yerine Hz. Osman geçmiştir. 3- Hz. Osman Dönemi - Tarihi, Özellikleri ve Olayları Tarih 644 - 656 Toplam 12 yıl boyunca halifelik yapan Hz. Osman'ın lakabı, iki nur sahibi anlamına gelen Zilkurneyn'dir. Dönemindeki en önemli gelişmelerden biri İran'ın tamamen fethetmesi ve Kıbrıs'ın vergiye bağlanmasıdır. Hz. Osman'ın halife olduğu dönemde fethedilen diğer ülkeler ise sırasıyla şöyledir Trablusgarp, Tunus ve Rodos. İlk İslam donanması da Hz. Osman zamanında kurulmuştur. 656 yılında öldürülen Hz. Osman'ın yerine 4. ve son büyük halife olan Hz. Ali geçmiştir. 4- Hz. Ali Dönemi - Tarihi, Özellikleri ve Olayları Tarihi 656 - 661 Çocuk yaşta İslamiyet'i seçerek ilk Müslümanlardan biri olan Hz. Ali'nin lakabı, haydar-ı kerrardır. Haydar-ı Kerrar, dönüp dönüp vuran aslan anlamına gelir. İslam tarihinde ''ilk fitne'' olarak kayıtlara geçen Cemel Vakasında Hz. Aişe ile karşı karşıya gelmiştir. Hz. Ali savaşı kazanmış olmasına rağmen Hz. Aişe'ye esir muamelesi yapılmamasını emretmiştir. Hz. Ali'nin halife olduğu yaptığı diğer savaşlar ise şunlardır Sıffin Savaşı, Nehrevan Savaşı.
Bu yazıda “Dört Halife Dönemi’nde Siyasi Alanlarda Hangi Gelişmeler Yaşanmıştır?” sorusunun cevabını kısaca yazdık. Dört halife döneminde yaşanan siyasi gelişmeler şunlardır;Hz. Ebubekir Döneminde Irak ve Suriye fetihlerine başlanmıştır. Yalancı Peygamberler ortadan kaldırılmıştır. Kuran kitap haline getirilmiş ve Yemame’de çok sayıda hafız şehit Ömer Döneminde Suriye’nin fethi tamamlandı. Kudüs, Filistin, Antakya ve Halep fethedildi. Irak’ın fethi tamamlandı. İran ve Msıır fethedildi. Ülke eyaletlere ayrıldı ve başlarına valiler atandı. Fethedilen yerlerde ikta sistemi uygulanmaya Osman Döneminde Kıbrıs fethedildi. Harezm ve Horasan fethedildi. Azerbaycan ve Gürcistan fethedildi. Tunus fethedildi. İlk İslam donanması Döneminde başkent Medine’den Küfe’ye taşınmıştır. Cemel Savaşı, Sıffin Savaşı yapılmıştır. Hakem Olayı’ndan sonra Müslümanlar, siyasal gruplara ayrılmıştır. Hz. Ali’nin şehit edilmesi ile dört halife dönemi kapandı9. Sınıf Tarih Kitabı Cevapları
İçindekiler1 Hz. Muhammed Dönemi Siyasi Bedir Savaşı 624 Uhud Savaşı 625 Hendek Savaşı 627 Hudeybiye Antlaşması 628 Hayber’in Fethi 629 Mute Savaşı 629 Mekke’nin Fethi 630 Hz. Muhammed Dönemi Siyasi Olayları Bedir Savaşı 624 Medine’ye hicret eden Müslümanların Mekke’deki mallarının yağmalanıp Şam’da satılması üzerine Hz. Muhammed SAV bir misilleme olarak Şam’dan dönen kervanın Medine yakınlarında yolunu kesmek istemiştir. Bu gelişim üzerine Mekkelilerle Müslümanlar aralarında Bedir Savaşı yapılmıştır. Bedir Savaşı’nın Sonucunda; * Müslümanlar politik ve dini bakımdan ek olarak kuvvetli duruma gelmiştir. * Hz. Muhammed’e itimat artmıştır. * İslâm hukukunun temelleri atılmış, ele geçirilen ganimetler paylaştırılmıştır. * Şam ticaret yolu Müslümanların kontrolüne geçmiştir. Uhud Savaşı 625 Bedir Savaşı’ndan mağlubiyetle ayrılan Mekkeliler, bu mağlubiyetin acısını çıkarmak amaçlı Medine üzerine yürüdüler. Uhud dağı eteklerinde olan savaşı Müslümanlar kaybettiler. Bu durum Yahudileri sevindirmişti. Hz. Muhammed Uhud Savaşı esnasında eskiden yapılmış anlaşmaya uymayan Yahudileri şehir dışına sürgün etmiştir. Hendek Savaşı 627 Yahudilerin Mekkelileri kışkırtması ve Mekkelilerin Müslümanların gelişimini önlemek istemeleri Hendek Savaşına neden olmuştur. Hendek Savaşı’nın Sonucunda; * Müslümanların kuvvetlerinin arttığı ve mağlup edilemiyeceği Mekkelilerce anlaşılmıştır. * Müşriklerin mağlup olmasıyla çevredeki kabileler arasında İslâmiyet’in yayılışı hızlanmıştır. * Yahudiler Medine’den çıkarılarak içeriden gelebilecek tehlikeler önlenmiş, böylelikle Medine tamamıyla Müslümanların denetimine geçmiştir. * Hendek Savaşı Müslümanların nihai savunma savaşıdır. Bu savaşın akabinde Mekkeliler savunmaya çekilmiştir. Hudeybiye Antlaşması 628 Medine’ye hicret eden Müslümanlar Mekke’ye gidip Kabe’yi ve akrabalarını ziyaret etmeyi talep ettiler. Mekkeliler Hz. Muhammed’in liderlik yaptığı bu grubu Mekke’ye sokmadılar. İki taraf arasındaki müzakereler sonucu olarak antlaşma imzalanmıştır. Hudeybiye Barışıyla; * Müslümanların politik bir varlık olarak imzaladıkları ilk antlaşmadır. Böylelikle Mekkeliler Müslümanları hukuken tanımıştır. * Müslümanlarla Mekkeliler aralarında kaynaşma olmuş, İslâmiyet Mekkeliler ve çevresindeki kabileler aralarında yayılmıştır. * Taraflar aralarında katı davranışlar yumuşamış, buna paralel olarak ticaret etkinlikleri artmıştır. Hayber’in Fethi 629 Mekke’den gelebilecek saldırı tehlikesini önleyen Hz. Muhammed, Hendek Savaşı’nın yapılmasında mühim rol oynayan Yahudilerin bulunduğu Hayberi fethetti. Yahudilerin vergi ödemeleri koşuluyla burada yaşamalarına müsaade verildi. Böylelikle Şam ticaret yollarının güvenliği sağlanmıştır. Mute Savaşı 629 Arap olmayan uluslarla Müslümanların ilk mücadelesi Mute Savaşıtır. Müslümanlar bu savaşta Bizans silahlı gücüne karşın kesin bir muvaffakiyet sağlayamamıştır. Bizans ile Müslümanlar aralarında ilk savaş yapılmıştır. Mekke’nin Fethi 630 Hudeybiye Antlaşması’na uymayan Mekkeliler üzerine civarı askerle sefere çıktı. Şehir abluka edilmiş , önemli bir direnme görmeden Mekke’yi fethetmiştir. Mekke’nin fethinden sonra Müşriklerle Müslümanlar aralarında Huneyn Savaşı yaılmış ve Taif kuşatılmıştır. Bizans’a karşı girişilen Tebük seferi esnasında Gassani Arapları Müslümanlığı kabul ettiler. Tebük seferi Arap Yarımadası’nda siyasal birliğin mühim ölçüde kurulduğunu işaret etmektedir . Tebük Hz. Muhammed’in son seferi olmuştur. Hz. Muhammed, Tebük Seferi’nden Medine’ye döndükten bir sene sonra hac için Mekke’ye gitmiştir. Veda Haccı’ndan sonra Hz. Peygamber rahatsızlanarak 8 Haziran 632’de 63 yaşındayken vefat etmiştir.
Hz. Ömer Döneminde Yaşanan Gelişmeler Nelerdir? Hz. Ömer Dönemi Hakkında Bilgi Konusu 'Eğitim Konuları' forumundadır ve Lasey tarafından 2 Aralık 2018 başlatılmıştır. Hz. Ömer Döneminde Yaşanan Gelişmeler Nelerdir? Hz. Ömer Dönemi Hakkında Bilgi HZ. ÖMER DÖNEMİ 634-644 Hz. Ebu Bekir’in teklif ve talebiyle halife seçilen Hz. Ömer, Irak bölgesindeki fetihlere devam etti. Halifenin yeni bir orduyla lrak’a gönderdiği Ebu Ubeyde, karşılaştığı Sasani birliklerini üst üste yenilgiye uğrattı. Ancak Ebu Ubeyde komutasındaki ordu Köprü Savaşı’nda yenildi 634. Daha sonra Utbe bin Gazvan komutasındaki bir ordu bugünkü Basra’yı fethetti. Sa’d bin Ebu Vakkas komutasındaki Müslüman orduları, Sasanilerle yapılan Kadisiye Savaşı’nı kazandı 636. Bu savaşta Sasanilerin ordu komutanı Rüstem öldürüldü. Daha sonra Sasani İmparatorluğunun başşehri Medain fethedildi. Kadisiye Savaşından bir yıl sonra meydana gelen Celula Savaşı sonucunda İranlılar, Rey bugünkü Tahran şehrine çekildi. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Müslümanlar, Bizans’ı Ürdün topraklarında bulunan Fihl’de bir kez daha bozguna uğrattı. Şam Dımeşk 635’te fethedildi. Böylece Roma İmparatorluğu’nun bu şehirdeki bin yıllık hakimiyetine son verilmiş oldu. Hz. Ebu Bekir devrinde Herakliyus’un ordusuyla Müslümanlar Yermük’te karşı karşıya gelmişlerdi. Hz. Ömer’in halifeliğinin ilk günlerinde de devam eden bu savaşta Müslümanlar galip geldi.” Amr bin As’ın Kudüs’ü 637 yılında fethetmesinden sonra Müslümanlar 639 yılında Mısır’a hareket etti, Babilyon Kalesi’ni kuşattı 639. Kuşatmanın uzaması üzerine Kıptilerin lideri Mukavkıs, Amr bin As ile Mısır halkı adına bir anlaşma yaptı. Daha sonra Amr bin As, İskenderiye’ye yöneldi. Dört ay süren kuşatmadan sonra burayı da fethetti 642. Böylece Mısır’ın fethi tamamlanmış oldu. Hz. Ömer’in isteğiyle Amr bin As, bölgenin başşehrini İskenderiye’den Fustat’a nakletti. Abdullah bin Sa’d, İfrıkiye’yi Tunus fethederek Sübeytıla’yı ele geçirdi. Böylece Bizans'ın İfrikiye’deki hakimiyeti de sona ermiş oldu. Arap Yarımadasının sınırlarını aşarak çeşitli ülkelere sefere çıkan, ardından buralara yerleşen Müslümanların siyasi, iktisadi ve sosyal hayatlarının yeni şartlara göre düzenlenmesi gerekiyordu. Gerek Müslümanlar gerekse gayrimüslimlerle alakalı olarak ortaya çıkan farklı problem ve ihtiyaçları gören Hz. Ömer, bunların halledilmesi için çeşitli düzenlemelerle yeni kurumlar oluşturdu. “Beytülmal”, Hz. Peygamber ve Hz. Ebu Bekir dönemlerinde de vardı. Ancak, kurumsal bir yapıda değildi. Hz. Ömer, fetihler neticesinde ganimet ve cizye gibi gelirlerin artması sebebiyle beytülmalı yeniden şekillendirdi. Yargı görevini, Hz. Peygamberin uygulamasına uygun olarak başkentte bizzat halifeler kendileri ifa ediyorlardı. Eyaletlerde ise bu görevi, tayin edilen kadılar yerine getiriyordu. Hz. Ömer, eyalet kadıları dışında savaşlarda askerler arasında çıkması muhtemel ihtilaflar için askerî kadılar atadı. Hapishaneler de Hz. Ömer devri’nde kurumsal bir yapıya kavuştu. Ordugâh şehirleri, fethedilen toprakların korunması ve uzak bölgelere yeni seferlerin düzenlenebilmesi için bir ihtiyaç hâline gelmişti. Bunun için Hz. Ömer’in emriyle Basra, Kûfe ve Fustat gibi bölgelerde ordugâh şehirleri olarak, İslâm Devlet Teşkilat, kurumsal bir yapıya, büyük ölçüde Hz. Ömer döneminde ulaşmış oldu. İslam devletinin sınırlarını genişleten, adli ve idari alanlarda birçok yenilikler getiren Hz. Ömer, Mescid-i Nebî’de sabah namazı kıldırırken bir demirci ustası olan Mecusi Ebu Lü’lü’ü tarafından şehit edilmiştir.
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in doğumunda gerçekleşen mucizeler nelerdir? Mevlit Kandili 2018 ne zaman, şimdiden merak konusu oldu. İslam aleminde özellikle de Türkiye'de mübarek gün ve geceler büyük bir dikkatle takip edilir, o gün ve geceler geldiğinde ise büyük bir özenle idrak edilmeye çalışılır. Türkiye'de Mevlid Kandili 2018 yılı içinde 19 Kasım'da Pazartesi gününü Salı gününe bağlayan gece idrak edilecek. Peki 2018 yılı içinde idrak edilmeyen mübarek gün ve gece kaldı mı? Kalmadıysa 2019 yılı içindeki kandil ve mübarek geceler hangi tarihlere denk gelecek? İşte detaylar? MEVLİT KANDİLİ NEDİR? Mevlit Kandili 2018 vesilesiyle bir kez daha Mevlid'in kelime anlamını buradan zikretmek istiyoruz. Mevlid kelime olarak "doğmak" anlamına gelir. Kandil kelimesi ise ışıldak anlamına geldiği gibi belli günlerde yakılan aydınlık anlamı da içeriyor. Bu iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan Mevlid Kandili ise efendimiz doğumu için kullanılmaktadır. Mübarek gün ve geceler arasında yer alan Mevlid Kandili, insanı insan yapan bütün güzelliklerin odaklandığı bir şahsiyet olan rahmet elçisi Hz. Peygamberin doğumunu kutladığımız, onun bireysel ve toplumsal hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve metanetini, kerem ve cömertliğini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri anlayıp hayatımızı onun yüce ahlâkıyla güzelleştireceğimiz bir tazelenme mevsimidir. MEVLİD KANDİLİ İLK NE ZAMAN İFA EDİLDİ? MEVLİD KANDİLİ TARİHÇESİ Türkiye'de Osmanlı döneminden bu yana aralıksız bir şekilde ifa edilen Mevlit Kandili, İslâm dünyasında ise ilk defa, Mısır'da hüküm süren Fatımîler 910-1171 tarafından tertiplenmiştir. Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkanı arasında cereyan etmekte idi. Fatimîler, Hz. Ali ve Fatıma doğum günlerinde de mevlid merasimleri tertip ederlerdi. Sünnî Müslümanlarda ilk mevlid merasimi, Hicri 604 yılında, Selahaddin Eyyubî'nin eniştesi ve Erbil atabeyi Melik Muzafferuddun Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Uzun hazırlıklarla düzenlenen merasimler, bütün halkı kapsayan bir şekilde düzenlenirdi. Muzafferuddin, çevre bölgelerden fakıh, sûfi, vaiz ve diğer alimleri Erbil'e çağırır ve kutlamalar gayet debdebeli bir şekilde cereyan ederdi. Daha sonra, değişikliğe uğrayarak, Mekke'de de mevlid merasimleri tertiplenmeye başlanmıştır. Mekke ve Medine'den sonra mevlid merasimleri, İslam coğrafyasının her tarafında birbirinden farklı şekillerde tertiplenmeye başlanmış ve bu, bugüne kadar sürekliliğini korumuştur. Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588'de resmi hale getirildi. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii'nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii'nde yapılan merasimlere, devlet erkanıyla birlikte halk da katılırdı. MEVLİT KANDİLİ'NİN İSLAM DİNİNDEKİ YERİ NEDİR? Mevlid Kandili'nin İslam dinindeki yeri konusunda şimdiye kadar birçok tartışma yaşanmıştır. Sonuç itibariyle Peygamber efendimiz döneminde yapılan bir ritüel olmadığı için sonradan ortaya çıkması, "bidat" tartışmalarını başlatmıştır. Ancak bazı alimler bunun bitatın güzel olanına girdiği konusunda hemfikir. Büyük hadis ve fıkıh âlimi olan İbni Hacer, mevlid merâsiminin meşrûiyeti hakkında şu hadisi zikreder İbni Abbas’ın rivayetine göre, Resûl-i Ekrem Efendimiz Medine’ye hicret ettiklerinde Aşure gününde Yahudilerin oruç tuttuklarını öğrenir. Oruç tutmalarının sebebini sorduğunda Yahudilerden şu cevabı alır “Bu çok büyük bir gündür. Bugünde Allah, Mûsâ ile kavmini kurtardı. Firavun ile kavmini suda boğdu. Mûsâ da buna şükür için oruç tuttu. İşte biz de bugünün orucunu tutuyoruz.” “Bunun üzerine Peygamberimiz, Öyleyse biz Mûsâ’ya sizden daha yakın ve evlâyız’ buyurdu. O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulması için tavsiyede bulundu.” Müslim, Sıyam 127 İbni Hacer bu nakilden sonra şöyle der “Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah’a şükretmek tam yerindedir. Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doğum gününe denk getirilmesi için dikkat etmek gerektir.” el-Hâvî fi'l-Fetevâ, 1/190. MEVLİD GECELERİ OKUNAN MEVLİDLER İslam dünyasında peygamber efendimizi yâd etmek, ona salât-selâm getirmek maksadıyla çeşitli dillerde okunan mevlidler vardır. Arapça “Bâned Suâd, Bürde ve Hemziyye” kasideleri birer mevliddir. Türkçede ise yirmiden fazla mevlid manzumesi vardır. Fakat bunların içinde en çok tutulan ve okunanı Süleyman Çelebi merhumun 1409 yılında yazdığı Vesiletü’n-Necât isimli mevlid kitabıdır. MEVLİD KANDİLİ'NDE NELER YAPILMALI? Özelde Mevlid Kandili, genelde ise bütün mübarek gün ve gecelerde alimler tarafından yapılması önerilen bazı faaliyetler var. Mübarek gecelerin ihyası ile ilgili hususi bir ibadet mevcut değildir. Namaz, tilavet-i Kur'ân, dua gibi bütün ibadet çeşitleri ile gece ihya edilebilir. Bunlar arasında tabii olarak dua ve ibadetler ön sıralarda yer alır. İşte mübarek gün ve gecelerde yapılması önerilen faaliyetler 1. Kur'ân–ı Kerim okunmalı; okuyanlar dinlenmeli; uygun mekânlarda Kur'ân ziyafetleri verilmeli; Kelamullah’a olan sevgi, saygı ve bağlılık duyguları yenilenmeli, kuvvetlendirilmeli. 2. Peygamber Efendimiz sas’e salât ü selâmlar getirilmeli; O’nun şefaatini ümit edip, ümmetinden olma şuuru tazelenmeli. 3. Kaza, nafile namazlar kılınmalı; varsa o geceye ait nakledilen namazlar, onlar da ayrıca kılınabilir; kandil gecesi, özü itibariyle ibadet ve ibadette ihsan şuuruyla ihya edilmeli. 4. Tefekkürde bulunulmalı; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, Allah’ın benden istekleri nelerdir” gibi konular başta olmak üzere hayatî meselelerde derin düşüncelere girmeli. 5. Geçmişin muhasebe ve murakabesi yapılmalı; ve şimdinin ve geleceğin plân ve programı çizilmeli. 6. Günahlara samimi olarak tevbe ve istiğfar edilmeli; idrak edilen geceyi son fırsat bilerek nedamet ve inabede bulunulmalı. 7. Bol bol zikir, evrad ü ezkarda bulunulmalı. 8. Mü’minlerle helalleşilmeli; onlarla irtibatımız cihetinden rızaları alınmalı. 9. Küs ve dargın olanlar barıştırılmalı; gönüller alınmalı; kederli yüzler güldürülmeli. 10. Kişi kendine ve diğer Mü’min kardeşlerine hattâ isim zikrederek dualar etmeli. 11. Üzerimizde hakları olanlar aranıp sorulmalı; vefa ve kadirşinaslık ahlâkı yerine getirilmeli. 12. Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanlar ziyaret edilip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla mutlu edilmeli. 13. O gece ile ilgili âyetler, hadîsler ve bunların yorumları ilgili kitaplardan ferden veya cemaaten okunmalı. 14. Dini toplantılar, paneller ve sohbetler düzenlenmeli; va’z ü nasihat dinlenmeli; şiirler okunmalı; ilâhî ve ezgilerle gönüllerde ayrı bir dalgalanma oluşturmalı. 15. Kandil gecesinin akşam, yatsı ve sabah namazları cemaatle ve camilerde kılınmalı. 16. Sahabe, ulema ve evliya türbeleri ziyaret edilmeli; hoşnutlukları alınmalı; ve manevî iklimlerinde vesilelikleriyle Hakk’a niyazda bulunulmalı. 17. Vefat etmiş yakınlarımızın, dostlarımızın ve büyüklerimizin kabirleri ziyaret edilmeli; iman kardeşliğine ait sadakati yerine getirilmeli. 18. Hayattaki manevî büyüklerimizin, üstadlarımızın, anne ve babamızın, dostlarımızın ve diğer yakınlarımızın kandilleri bizzat giderek veya telefon, faks yahut e–mail çekerek tebrik edilmeli; duaları istenmeli. 19. Bu kandil gecelerinin gündüzlerinde mümkün olduğunca oruç tutulmalı. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed'in doğumunda gerçekleşen mucizeler nelerdir? Peygamber efendimizin dünyaya teşrif ettiği gece olan Mevlid Kandili'nde doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği bilinir. İşte o gece yaşandığı belirtilen olaylar ve gelişmeler O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur." dediler. Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı. Peygamber Efendimize asm hamileyken rüyasında şöyle denmiş "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım.' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver." Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batıyı, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı. Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle "O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük." Evet, bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir "Hem Muhammed gelmesi oldu yakin Çok alâmetler belürdi gelmedin." Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi. Dünyayı şereflendiren İki Cihan Serveri asm'nin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar. Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki Peygamber Efendimizin asm üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu. - Aynı gece Kâbe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü. - Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi. - Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü. - Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi. DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ERBAŞ'TAN MEVLİD KANDİLİ MESAJI Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Mevlid Kandili mesajında, "Bugün yeryüzü onun getirdiği değerlerle buluşursa insanlık huzuru yaşayacaktır. Dünyayı, İslam'ın şefkat, merhamet, hakkaniyet, güzel ahlak ve bir arada yaşama ilkeleriyle tanıştırmak ise son Peygambere ümmet olmanın onurunu yaşayan müminlerin iman ve kulluk sorumluluğudur." ifadelerine yer verdi. Erbaş, Mevlid Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, 19 Kasım 2018 Pazartesi gününün Hazreti Muhammed Mustafa'nın yeryüzünü teşrifinin yıl dönümü olduğunu anımsattı. Hazreti Muhammed'in, Allah'ın insanlığa gönderdiği son peygamber ve bütün insanlığın rehberi olduğuna işaret eden Erbaş, ahlaki değerleri ve erdemleri kaybeden insanlığın Hazreti Muhammed'in gelişiyle tekrar hak, hukuk, merhamet ve güzel ahlak gibi değerlerle buluştuğunu dile getirdi. Cehaletin ve zulmün hakim olduğu, merhametin, erdemin ve hikmetin kaybolduğu bir çağın, Hazreti Muhammed'in gelişiyle, ilmin, adaletin, şefkatin aydınlığında, asr-ı saadete dönüştüğünü belirten Erbaş, "Cahiliye girdabında yolunu ve değerlerini kaybeden insanlar, onun peşinden giderek, kardeşliğin, ahde vefanın, güzel ahlakın ve bütün iyi davranışların en güzel örnekleri olmuşlardır. Onun gelişiyle, bireysel, toplumsal ve evrensel düzeyde, zihin, fikir ve ahlak planında tarihin en büyük inkişafı ve dönüşümü yaşanmıştır." ifadelerini kullandı. Allah'ın Hazreti Muhammed'i "şahit, müjdeleyici, uyarıcı" ve "dosdoğru yol üzere gönderilmiş bir elçi" olarak tanıttığına dikkati çeken Erbaş, "Kur'an-ı Kerim'e göre, Peygamber Efendimizi sevmek Allah'a itaatin ölçüsüdür ve o, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya iman edenler ve Allah'ı çokça zikredenler için en güzel örnektir. Bilinmelidir ki, Hz. Peygamber'in sünneti, Kur'an'ın hayata dönüşmüş şeklidir. Kur'an'dan sonra İslam'ın ikinci temel kaynağıdır. Dolayısıyla onu göz ardı ederek İslam'ın anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu. Mevlid-i Nebi'yi anmanın aynı zamanda, savaşlar, yoksulluk ve ümitsizlik gibi devasa sorunların kuşattığı yeryüzünü yeniden adalet, merhamet ve muhabbetle tanıştırmanın yolunu ve yöntemini anlamak olduğuna işaret eden Erbaş, şöyle devam etti "Peygamber Efendimizi hakkıyla tanımak; güzel ahlakı, kardeşliği, ahde vefayı, merhameti, dostluğu, cesareti, adaleti, erdemli davranışı, başkasının iyiliği için çalışmayı, Allah'a kulluğu, gerçek manada özgürlüğü anlamak demektir. Bugün yeryüzü onun getirdiği değerlerle buluşursa insanlık huzuru yaşayacaktır. Dünyayı, İslam'ın şefkat, merhamet, hakkaniyet, güzel ahlak ve bir arada yaşama ilkeleriyle tanıştırmak ise son Peygambere ümmet olmanın onurunu yaşayan müminlerin iman ve kulluk sorumluluğudur. Bu itibarla Mevlid-i Nebi, aynı zamanda Müslümanlar için bir tefekkür ve muhasebe iklimidir. Sözler, fiiller, idealler ve sorumluluklar dairesinde bütün bir hayatın, rahmet Peygamberinin hayatı ve sünneti ekseninde muhasebeye tabi tutulmasıdır. Gönüllerdeki peygamber aşkını, hayata Peygamber ahlakı, kulluk sorumluluğu ve ümmet bilinci olarak taşımaktır." Tüm vatandaşların ve İslam aleminin Mevlid Kandilini tebrik eden Erbaş, "Mevlid-i Nebi'nin birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmeye vesile olmasını yüce Rabb'imizden niyaz ederim." ifadesini kullandı.
hz muhammed döneminde yaşanan gelişmeler