🐟 Temizlik Ile Ilgili Vaaz Örnekleri

OfcR6Nn. Maddi temizlik ve örnekleri nedir?1 Maddi Temizlik Başta beden ve kıyafet temizliği olmak üzere hem ibadete hazırlanırken hem de günlük yaşamda uyulması gereken temizlik kurallardır. Çevre temizliği de buna örnek olarak nedir uzun bilgi?Temizlik sağlığımıza zarar verecek her türlü pas, toz, kir vb. gibi ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar olarak tanımlanabilir. Temizlik için alınan önlemlerinin tümüne hijyen ve çeşitleri nelerdir?İSLAM'DA TEMİZLİĞİN SAHFALARI NELERDİR? Bu sebeple İslâm bilginleri temizliği maddî temizlik, hükmî temizlik ve mânevî temizlik şeklinde üç safhalı bir faaliyet olarak temizlik Nedir örneklerle açıklayınız?Manevi temizliğe birçok örnek verilebilir. Bunlardan bazıları; güler yüz, tatlı dil, hoşnutluk sağlamak, güzel bakmak, güzel düşünmek, hasretlik ve kindarlık duymamak, kimse ile düşman olmamak ve dedikodudan uzak temizlik ne anlama gelir?Manevi temizlik bir nevi kişinin bedenini değil de ruhunu temizlemesi olayıdır. Bu temizliğe aynı zamanda kalp temizliği de denilmektedir. Manevi temizlik kişinin kötülüklerden arınması ve uzak durmasıdır. Bu sayede manevi olarak kirlenmez ve maneviyatını temiz nedir diyanet?İslâm'ın temeli, dinin direği ve mü'min'in miracı olan namazın temel şartı temiz olmaktır. Bu nedenle İslâm dini, günde en az beş defa el, yüz, ağız, burun, kulak, boyun, baş ve ayak gibi pislik ve mikroplarla her an temasta bulunan uzuvları yıkamamızı ve temiz tutmamızı önemi nedir?Temizliğin Faydaları Nelerdir? Temizliğin Sağlık Açısından Önemi Sağlıklı olmanın ilk şartıdır temizlik ve aynı zamanda zihninize huzur verir. Kişisel temizliğimizi yaparak mikroplardan kurtuluruz daha uzun ömürlü yaşarız. Ev temizliğinde ise evinizin daha düzenli ve temiz gösterir ve sağlıklı bir ortam oluşur. Vaaz nedir? Başarılı vaaz metni nasıl olur?Burada bir örnekle vaaz konusuna açıklık getirmek uygun olacaktır. Konu İSLÂM’DA DÜNYA AHİRET DENGESİ. Plan Niçin bu konu? Musevilik ve Hıristiyanlıkta dünya âhiret? İslâm’ın bu konuda getirdikleri? Dünya mü’mine zindan mıdır? Nimetlerden yararlanma hakkı kimindir? Konunun özeti. بِسْـمِ اللهِ الرَّحْـمَـنِ الرَّحِيمِ وَابْتَغِ فِيمَا آتَيكَ اللهُ الدَّارَ اْلآَخِرَةَ وَلاَ تَـنْسَ نَـصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللهُ إِلَيْكَ وَلاَ تَبْغِ الْفَسَادَ فِى اْلأَرضِ إِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ الْمُـفْسِدِينَ * Kassas sûresi, 77 وَقَالَ رَسُوْلُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَا حَنْـظَلَةُ سَاعَةً وَ سَاعَةً . Muhterem mü’minler, günümüz İslâm Dünyasında, özellikle beldemizde giderek varlığını hissettiren maddeyi ele geçirme hırsı, maddeyi her inanç ve prensipten üstün tutma meyli ve dünyayı ahirete tercih arzu ve uygulaması tehlikeli bir gelişme kaydetmektedir. Öte yandan bir takım düşüncelerle dünya ve dünya nimetlerini kendisine haram bilip, dünyayı terk ile tamamen âhirete yönelme gayreti içinde bulunan bir kısım Müslümanların varlığı da bir gerçektir. Dünya ve âhiret biz insanlar için iki yurttur. Bunların birbirleri karşısındaki durumları nedir? Bu soruya dinimiz nasıl bir cevap vermektedir? Bizlere bu konuda hangi yolu göstermektedir? Bugünkü konuşmamızda bu hususları âyet ve hadislerin ışığı altında aydınlatmaya çalışacağım. Çünkü takdir edersiniz ki, dinimizin bu konudaki emir ve tavsiyeleri bilinmezse, ya dünyayı ya da ahireti terk etme, İslâm çerçevesi dışına çıkma tehlikesi vardır. Muhterem mü’minler, Dünya ve âhiretin değerlendirilmesi konusunda İslâmiyet’ten önceki dinler de bir takım esaslar getirmiştir. Bugün bu konuda üç görüş bulunmaktadır. İfrat aşırı görüş Maddeciliğin ve bozulmuş Museviliğin görüşü. Tefrit Görüş Budizmin ve Hıristiyanlığın görüşü. İtidal orta görüş Tek başına İslâm’ın görüşü. İfrat Görüş dediğimiz birinci grup; “Benim memleketim yalnız bu dünyadır” der. Hz. Musa’ya -“Allah’ı ayan-beyan bize göster”[1] teklifinde bulunan Yahudiler; daha sonra Samiri’nin yaptı altın buzağı heykeline tapacaklardır. Böylece tarihi maddeciliğin kurucuları olacaklardır. Bugün elde mevcut Tevrat nüshalarında da daha çok dünyevi hüküm ve cezalara rastlamaktayız.[2] Bu birinci grubun özellikleri iki maddede toplanabilir Mahsusata, yani duyu organlarıyla hissedilen şeylere, inanmak ve bunların dışında kalan şeylere önem vermemek, şüphe ile bakmak... Dünya hayatına ve lezzetlerine gereğinden fazla ehemmiyet vermek. Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm bu görüş sahiplerinin temsilcisi olan Yahudileri şöyle tanımlar; -“Andolsun ki, onların hayata, Allah’a eş koşanlardan daha düşkün olduklarını görürsün. Her biri ömrünün bin yıl olmasını ister. Oysa uzun ömürlü olması onu azaptan uzaklaştıramaz. Allah onların yaptıklarını görür.”[3] Hükmünü de şöylece ifade eder -“Kim haddi aşarak küfretmiş, dünya hayatını tercih eylemişse, gerçekten o, alevli ateş onun varacağı yerin ta kendisidir.”[4] Dünyacı görüş sahiplerini böylece Kur’an’ı bir hükme bağladıktan sonra ikinci grubu tanımaya çalışalım. İkinci grubun görüşü de “Bu dünya benim memleketim değildir” cümlesiyle özetlenebilir. Birinciler dünyaya taparcasına bağlanırken, bunlar dünya hayatını angarya telakki ediyorlar. Bu görüş doğrultusunda uygulama, orta çağ’da Hıristiyan dünyasına rahiplerin hâkim olduğu yıllarda çok görülmüştür. Bu konuda şöyle ilgi çekici örneklere rastlamaktayız. Deniyor ki; “Rahiplerin çoğu mağaralarda, susuz kuyularda ve mezarlıklarda kalıyor ve ot yiyorlardı. Bedeni temizliği, ruh temizliğine aykırı buluyor, uzuvlarını yıkamaktan çekiniyorlardı. Onların nazarında insanların en muttakileri; taharetten, temizlikten en uzak olan ve necasetlere en çok girenlerdi.”[5] “Rahipler kadınların gölgesinden bile kaçıyor, onlara yaklaşmayı ve onlarla münasebette bulunmayı günah sayıyorlardı.”[6] Dünyayı terk anlamına gelen bu düşünce ve uygulama artık ortadan kalkmış, bu gruptakiler de öncekilere yani, dünyayı âhirete tercih edenlere katılmışlardır. Bu konuda Avrupa halkının durumunu mühtedi Prof. Muhammed Esed şöyle dile getirmektedir “Avrupadaki insanların heyet-i umumiyesi, demokrat olsun, faşist olsun, kapitalist veya sosyalist olsun, fikir veya iş adamı olsun, ancak veya ancak bir tek din bilmektedir ki, o da maddi terakkiye ibadet edip, hayatın birinci gayesinin, insan yaşayışını kolaylaştırmak olduğuna, daha kısa deyimle mutlak hürriyet’e inanmaktır. Bu dinin kiliseleri mabedleri fabrikalar, sinema avluları, dans salonları ve elektrik santralleridir. O’nun kâhinleri din adamlarıda bankerler, mühendisler, sinema yıldızları, ticaret ve sanat erbabı, havacılar ve uçuş kahramanlarıdır.”[7] Aziz mü’minler, görüyorsunuz ki başlangıçta ve esas itibarıyla birbirinden çok nakta birbirinin zıddı olan bu iki görüş, bugün maddeye ve dünyaya bağlılık konusunda birleşmiş bulunmaktadır. Şu halde netice aynı olunca hüküm de aynı olacaktır. Bunlar da “dünya hayatını tercih eylemiş” olanların cezasına çarptırılacaklardır. Ancak işin, bizce önemli olan yönü; bu kötü gelişmelerin Müslümanlar arasında da yayılma istidadı göstermesidir. Bizleri ebedi hüsrana uğratacak böyle kötü bir duruma düşmemek için dinimizin bu konudaki esaslarını iyi bilmemiz gerekmektedir. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; -“Habibim! sen, bizim zikrimize arka dönen, dünya hayatından başkasının arzu etmeyen kimselerden yüz çevir”[8] Biz de bunlardan yüz çevirerek dinimizin bu konuda bizi Müslümanlara getirdiklerine dönüyoruz. Aziz mü’minler, şunu kesinlikle bilmeliyiz ki, dinimizin ana gayesi; biz Müslümanların dünya ve ahiret mutluluklarını temin etmektir. Gâye bu olunca, her iki hayat sahnesine de, birinin bakî ötekinin fanî olduğu unutulmaksızın gereken önem ve değerin verileceği tâbiidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur -“Allah’ın sana verdiği maldan harcayıp âhiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsanda bulun, yeryüzünde fesat arama. Çünkü Allah fesatçıları sevmez.”[9] Bu âyet; inkârcı ve ihtikarcı Kar’un’a milletin yaptığı tavsiyeler cümlesindedir. Dünya ve âhiret konusundaki en uygun tutumu dile getirmektedir. Burada şu hususlara dikkat etmeyiz; Eldeki dünyaya ait imkânlarla âhiretin aranması, gözetilmesi.. Dünyayı ve ondan faydalanmayı da tamamen terk etmemek, İyilik yapmak, fitne ve fesat çıkarmamak, hak düzene karşı gelmemek insanların zararına çalışmamak.. Muhterem mü’minler, görüldüğü gibi bu âyette “âhireti aramak, dünyayı unutmamak” emredilmiş, dünya da sükûn ve huzurunun bozulmaması da tenbih edilmiştir. Bu, şu demek olur; “ sonlu ve sınırlı olan dünya huzurunu küçük görmeyin, önemsiz sanmayın. Zira sonsuz ve sınırsız olan âhiret mutluluğu ona bağlıdır”. Zaten dünyanın îmârı aslında bizatihi gâye değildir. Ancak âhiretin ma’mur olması için dünyanın imarı gereklidir de onun için dünyanın imarına, huzur ve sükûnun teminine çalışır. Ne demişler; “dünyası mamur olanın âhireti de ma’mur olur”. Allah cümlemizin iki dünyasını aydınlık ve mutlu kılsın... Dünya ve âhiret’in birlikte değerlendirilmesi konusunda Peygamber Efendimizin de tavsiyeleri vardır. Meselâ; -“Hayırlınız, âhireti için dünyasını, dünyası için âhiretini terk etmeyip, her ikisini birlikte atbaşı yürüteninizdir. Zira dünya âhirete ulaştırıcı bir vasıtadır. Sakın insanlara yük olmayınız.”[10] Uzunca bir hadisin son kısmında da şöyle buyurur; -“... Ey Hanzala, bir saat ibadetle, bir saat dünya işleriyle uğraş, kafi...”[11] Belirtildiğine göre Peygamber Efendimiz bu tavsiyesini üç defa tekrar etmiştir. Bu da işin önemini göstermektedir. Muhterem mü’minler, dinimize göre “Âhiret de, dünya da Allah’ındır.”[12] Kur’an-ı Kerim’de dünya ve âhiret kelimeleri 115’er defa geçmektedir.[13] Kur’an’da hem dünyevi, hem de uhrevî cezalar yer almaktadır. Kutsal Kitabımızda çok defa, dünyevi nimetlerden bahseden âyetleri âhiret nimetlerini konu edinen âyetler takip eder.[14] İslâm’da dünya imân ve amel; âhiret, hesap ve adalet yeridir. Âhiretteki hesapta, dünyanın mal, evlât ve makam gibi değerleri değil, bunların ne şekilde kullanıldıkları etkili olacaktır.[15] Dinimizin dünya-âhiret dengesinde bizlerin iradesi tamamen bir yöne çevrilmemiştir. Kul her iki hayat sahnesinden birini tercih yetkisine sahiptir.[16] Ancak her iki dünya mutluluğunu birden istemek, Allah Teâlâ’nın iradesine daha uygun düştüğü içindir ki Kur’an’da şu dua örneği verilmiştir; -“Ey Rabbimiz, bize dünyada da iyi hal ver, âhirette de iyi hal ver. Ve bizi ateş azabından koru”[17] Bazı Müslümanlar tembelliği bahane ederek şöyle bir savunmaya girereler “Dünya kâfirin, âhiret mü’minin” demektedirler. Bu sözü yanlış yorumlayarak dünyadan el-etek çekmek istek ve arzusu gösteren Müslümanlar hareketlerinin İslâm esaslarına uygun olmadığını bilmelidirler. Çünkü dünyada Müslümanlar içindir, âhiret de. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır; -“De ki; Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş?... De ki; onlar dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise sadece onlara mü’minlere mahsustur. İşte biz âyetleri, işin aslını bilecek kişiler için böylece açıklarız.”[18] Görüldüğü gibi dünyadan yararlanma hakkı temelde Müslümanlarındır. Kâfirler, Müslümanların gölgesinde dünya’dan yararlanabilmektedirler. Nerede kaldı ki dünya kâfirin olsun. Müslümanlar bir takım düşüncelerle bu haklarını kullanmayacak olurlarsa, elbette dünyada hâkimiyet kâfirin eline geçecektir. “Bir lokma bir hırka” şeklinde anlaşılan kanaat, İslam esasları içinde yer alan kanaat olmaktan çok uzaktır. Kanaat ele geçenle geçinmektir, yetinmek değil... Dini görevlere mani olmamak şartıyla üretim ne kadar fazla yapılabilirse, o kadar iyidir. Çünkü muhtaçlara yardım imkânı doğar. İlk Müslümanlarda bunu böyle anlamış ve uygulamışlardır. Ashab hakkında söylenen şu sözleri ne kadar dikkat çekicidir; “Hz. Muhammed’e sas inanan ilk Müslümanlar topluluğu, insanlığı gölgesi ve idaresi altında me’sud etmeye ilerletmeye, dosdoğru yolu takip edip, dünyayı imar ederek, yeryüzünün bereketini artırmaya muktedirdi. Bu topluluk, insanlığın iyiliği için en hayırlı ve en çok çalışan kimselerdi. Onlar bu hayata boyunlara geçen demir bir zincir gözüyle bakarak ona düşman olup, onu kırmaya yeltenmiyorlardı. Aynı zamanda onlar, hayatta ele geçmeyecek bir zevk ve safa nazarıyla da bakmıyorlardı. Hiçbir saatlerini boşa geçirmiyorlar ve hayatın nimetlerinden asla çekinmiyorlardı. Ayrıca dünyayı insanın kurtulması gerekli bir işkence ve azap yeri saymadıkları gibi, yeryüzündeki nimet, hazine ve faydalı şeylere terkedilmiş bir mal gözüyle bakıp, bunun için birbirlerini öldürmüyorlar ve zayıf milletleri ganimet sayıp, onları avlamak için birbirleriyle yarışa da girmiyorlardı. Aksine bu necip topluluk, bu dünya hayatını Allah’ın bir nimeti, her türlü hayrın temeli ve sebebi olarak kabul ediyorlardı. Onlar bu hayatta Allah’a yaklaşıyor, kendilerine takdir edilen insanlığın kemal derecesine amel ve cihadlarıyla ulaşıyorlardı.[19] Evet, muhterem mü’minler, ashab-ı kiram böyle anlatıyor ve böyle yaşıyordu. Bizlerin anlayış ve yaşayışı da böyle olmalıdır. Burada bir kere daha tesbit ediyoruz ki Müslümanlar ne Hıristiyanlar gibi hayata karşı kötümser davranıyor, ne de maddeciler gibi hayata, obur bir kimsenin yemeğe olan aşırı hırs ve iştihasına eş taşkın bir önem veriyor. Dinimiz helal ve temiz rızkların bir takım düşüncelerle haram mualemesi görmesini de hoş karşılamıyor. Allah Teâlâ şöyle buyurur -“Ey iman edenler, Allah’ın size helal ettiği o en temiz ve güzel şeyleri nefsinize haram kılmayın. Haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Allah’ın size rızk olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Siz kendisine iman etmiş olduğunuz, Allah’tan gerektiği gibi korkun da ifrat ve tefritten uzak durun .”[20] Bu âyetin nüzül sebebi olarak şöyle bir olay anlatır Sahabelerden bir grup peygamber Efendimiz’in zevcelerine gelir ve Peygamberimizin sas nasıl ibadet ettiğini sorarlar. Aldıkları cevap üzerine kendilerini küçümserler “ - Geçmiş ve gelecek günahları affolunmuş olan Peygamber sas, böyle ibadet ederken bizler ne haldeyiz” ? derler. İçlerinden biri; - Bundan sonra ben uyumayıp, devamlı namaz kılacağım. Öbürü; - Ben de sürekli oruç tutacağım. Ötekisi. - Ben de kadınlardan hanımlarımdan ayrılacağım ve asla temasta bulunmayacağım der. Böylece sözleşirler. Haber Peygamber Efendimiz’e sas ulaşınca; bu kişileri bulur ve onlara; “ - Şöyle şöyle konuşanlar siz misiniz? Allah’a yemin ederim ki, ben Allah’dan sizden daha çok korkarım, daha çok sakınırım. Fakat ben oruç da tutarım, iftar da ederim. Namaz kılarım, uyku da uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimin dışına çıkarsa, o benden değildir”[21] diye ikazda bulunur. Muhterem mü’minler, bir kısım Müslümanlar, güzel, meşru ve helal olan nimetleri, şükrünü yerine getiremem diye yemekten, içmekten, kullanmaktan çekinir ve onlardan uzak kalmayı bir fazilet bilirler. Herkes bilir ki, her nimetin şükrünün yerine getirilmesi gereklidir. Bunu yapamam diye nimetten yararlanmamak makbul bir iş değildir. Asıl önemli olan nimetten yararlanıp, şükrünü de ifa etmektir. Zaten şükür; nimetin cinsinden olur. “el-Hamdü lillah,” demek bir tesbihtir, dilin şükrüdür. Asıl nimetin şükrü o nimetten başkalarını yararlandırmakla yerine getirilebilir. Bu yapıldığı taktirde de hem fert, hem de toplum fayda görür. Bir gün Hasan Basri Hazretlerine bir adam gelir; - Falan kişi Paluze tatlı çeşidi yemiyor. Şükrünü de eda edemem diyor, der. Hasan Basri Hezretleri sorar; - Soğuk su içiyor mu? Adam; - Evet... deyince İmâm; - O halde o adamcağız cahildir. Allah celle celâluh’in soğuk sudaki nimetinin, paluzeden daha çok olduğunu bilmiyor der.[22] Böylesi düşünce sahiplerinin noksan ve kısır anlayışlarının sakatlığını ortaya koyar... Aslında nimetlerin şükrünü düşünmek, nefsin azmaması için tedbirler almak güzeldir. Ancak temel prensipleri de ters yorumlamamak gerekir. Ters anlamalara ve uygulamalara gidilirse, iltifat edilirse; imtihan dünyasında başarısızlığa uğrarız. Bu âhiret yolculuğunda yarı yolda kalırız. Allah cümlemizi bu tehlikeden korusun. Konumuzu özetleyecek olursak muhterem mü’minler, Bir Müslüman, hayat mücadelesine devam eder, yaşama azminden ayrılmaz, dünyevi faaliyeti elden bırakmaz. Hayatın zevklerinden meşru yollarla yararlanabilir. Bunu yaparken âhireti kazanma gayretinden geri kalmaz. Zira Müslüman Allah korkusunun yanında sonsuz bir ümitle birlikte hayatını sürdürür. İslâm Dini, insan yaratılışına uygun bir hareket ve hayat kaynağıdır. Bütün esasları hayat ile ilgilidir ve hayat vericidir. Bu yüzden de dinimizde dünya işi, âhiret işi ayrılığı yoktur. Bize göre dünya fanidir, bağlanmaya değmez. Ahiret hamiledir, ihmale gelmez. Allah Teâlâ cümlemizi cennet ve cemaliyle müşerref kılsın. Amin. [1] Nisa sûresi, 153[2] Bkz. Tevrat,Leviller, Bab 26.[3] Bakara sûresi, 96[4] Naziat sûresi, 37- 39[5] Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti, II. A. en-Nedvi, s. 135.[6] Age, II. s. 136.[7] Yolların Ayrılış Noktasında İslâm, M. Esed, trc. H. Karaman, s; 38.[8] Necm sûresi, 29[9] Kassas sûresi, 77[10] Ramuzu’l- ehadis, s 363.[11] Riyazu’s- Salihin, c. 1/ 188. 3. baskı, 1970. Ankara.[12] Şura sûresi, 49[13] Bkz, el- Mu’cemu’l- Mufehres, M. F. Abdülbaki, s 262- 263 ve 21- 22 Mısır.[14] A’la sûresi, 16- 17[15] Kehf sûresi, 45- 46; Zuhruf sûresi, 33-35; Tebbet sûresi, 2[16] Şura sûresi, 20[17] Bakara sûresi, 20 [18] A’raf sûresi, 32[19] Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti, s. 94[20] Mâide sûresi, 87- 88[21] Bkz. Tecrid-i Sarih Tercemesi, K. Miras, 11/ 289. Kitabu’n- Nikâh, et-Taç 2/ 278.[22] Hak Dini Kur’an Dili, 3/ 1809, 2. baskı, 1960, İst. İslam ve İhsan Çevre Kavramı "Çevre"; canlıların içinde yaşadığı ortamdır. Bu ortamı, hava, su, toprak, bitki, hayvan, sıcaklık, soğukluk gibi canlı ve cansız varlılar oluşturur. Bundan dolayı çevreyi; “canlıların yaşayıp gelişmesini sağlayan ve onları sürekli olarak etkileri altında bulunduran fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin bütünlüğüdür” şeklinde tanımlamak mümkündür[2]. Başka bir ifade ile çevre; insanla birlikte tüm canlı varlıkları, cansız varlıkları, canlı varlıkların eylemlerini etkileyen ya da etkileyebilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik, toplumsal nitelikteki tüm etkenleri kapsamaktadır[3]. Kainatın Bir düzen İçinde Yaratılması ve Ekolojik Denge Yüce Allah, insanın da içinde bulunduğu tabiatı canlı ve cansız varlıklarıyla birlikte bir düzen ve denge içinde yaratmıştır. Bu düzen, yer yüzündeki canlıların yaşantılarını sürdürebilmesi için en ideali olup, herhangi bir eksikliği ve aksaklığı söz konusu değildir. Kainatta var olan bu düzen ve denge “ekolojik denge” olarak da ifade edilmektedir. Bu durum bazı ayetlerde şu şekilde ifade edilmiştir اِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ "Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır" Kamer, 54/49, وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْميزَانَ اَلَّا تَطْغَوْا فِى الْميزَانِ “O Allah göğü yükseltti ve dengeyi koydu. Sakın dengeyi bozmayın” Rahman,55/7,8, "ٍفَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرى مِنْ فُطُورٍ ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسيرٌ “İşte çevir gözünü,bir çatlak görebilir misin? Sonra gözünü bir daha bir daha çevir, bak. Nihayet gözün bir kusur bulamayıp yorgun ve çaresiz geri döner.” Mülk, 67/3-4. وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فيهَا رَوَاسِىَ وَاَنْبَتْنَا فيهَا مِنْ كُلِّ شَىْءٍ مَوْزُونٍ "Yeri yaydık, oraya sâbit dağları yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik." Hicr, 15/19, وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ "Hazinesi bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz" Hicr, 15/21 Çağımızın en önemli problemlerinden birisi de, ekolojik dengenin bozulması ve bununla bağlantılı olarak çevre kirliliği sorunudur. Yüce Allah, insandan, tabî çevrenin ve ekolojik dengenin korumasını, onların doğal düzenini bozmamasını istemektedir. Aksi takdirde, bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade etmektedir ظَهَرَ الْفَسَادُ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِى النَّاسِ لِيُذيقَهُمْ بَعْضَ الَّذى عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ “İnsanların kendi işledikleri kötülükler sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Yanlıştan dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını dünyada onlara tattıracaktır” Rum, 30/41. Bu ayet-i kerime, genel anlamda eko sisteminde bozulma ve kirlenme meydana geleceğini ve bunun sebebinin de insan olduğunu ortaya koymaktadır. Günümüzde, dünyada somut hale gelen erozyon gerçeği, hava, su ve denizlerin kirlenmesi, bunların sonucu olarak da asit yağmurlarının yağması, iklim değişikliği gibi küresel çevre kirliliği ve sorunlarına sözünü ettiğimiz ayette işaret edildiğini, insanların asırlar önce böyle bir tehlikeyle karşı karşıya geleceklerinin ip uçlarının verildiğini görmekteyiz. Kainatı bir düzen içinde yaratan Yüce Allah; bunu insanoğlunun istifadesine sunmuş ve insanı diğer varlıkların idarecisi ve yöneticisi olarak nitelemiştir. Onların idarecisi olmak, kuşkusuz, onlarda bulunmayan özelliklerin insanda bulunması zorunluluğunu doğurur. Cenab-ı Allah, insana diğer canlılardan ayrı olarak düşünme melekesini de vermiştir. İnsan bu sayede, diğer canlı ve cansız varlıkları idare eder ve onlardan yararlanır. Ancak, bu yararlanma, yaratana karşı şükretmeyi, sorumluluk duygusu içinde hareket etmeyi de beraberinde getirmektedir. Nimetlere şükür konusunda insanın çok gevşek davrandığı şu şekilde dile getirilmektedir وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلئِكَةِ اسْجُدُوا لادم فَسَجَدُوا الا اِبْليسَ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدينَ “Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim kaynakları sağladık. Ne de az şükrediyorsunuz” Â’raf, 7/11. Bu ayetlerde; yaşayabilmek için çevreyi temiz tutup korumak ve bu nimetlere şükretmek gerektiği vurgulamaktadır. Öyleyse, çevre sorunlarına duyarlı davranmak, bireysel ve toplumsal bir yükümlülüktür. Dinimizin Çevre İle İlgili Öğretileri Dinimize göre; insanın yararına sunulan her şey Allah’ın bize verdiği bir nimet ve emanetidir. Onları, verenin isteği doğrultusunda kullanmamız gerekmektedir. Aksi takdirde emanete hıyanet etmiş olur ve bundan hesaba çekiliriz. Kendimize; “çevreye karşı nasıl bir tutum içerisinde olmamız gerekir?” diye bir soru yöneltirsek, iki şeyin öne çıktığını görürüz. Bunlardan birisi temizlik, diğeri de nimetleri ihtiyacımız ölçüsünde kullanmaktır. Gerek Kur’an’ı Kerim’de gerekse Hz. Peygamber’in sünnetinde her iki durum ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu öğretileri gerektiği şekilde yerine getirdiğimiz takdirde Allah’ın bize emaneti olan çevreye karşı tutumuzda yanlışlık yapmamış oluruz. Şimdi bunları kısaca ele alalım Çevre temizliği Yüce Allah, çevreyi insanın hizmetine vermiştir. Öyle ise insan, kendisine hizmet eden caddelerin, sokakların, parkların, ormanların, akarsuların, göllerin, denizlerin, kısacası doğal çevrenin temiz tutulması ve korunmasıyla ilgilenmelidir. Çünkü, insan olmadan çevre ve diğer canlılar rahatlıkla varlıklarını sürdürebilirler. Fakat, çevre olmadan insanın varlığını sürdürmesi mümkün olmayabilir. Temizlik, Kur’an-ı Kerim’de, taharet ve temizlenmek kökünden bir çok defa zikredilmiştir.[4] Kur’an-ı Kerim’in ikinci inen süresinde yer alan, وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ “Elbiseni temizle” Müddessir, 74/4 ifadesi dinimizin temizliğe verdiği önemi göstermektedir. Kur’an’da iç ve dış temizliği yönünden arınanların Allah tarafından sevildiği ve böyle bir temizliğe devam edilmesi gerektiği, إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ “Şüphesiz Allah tövbe edenleri sever, temizlenenleri de sever" Bakara, 2/222 anlamındaki âyetle, ayrıca Allah’ın bizleri temizliğe kavuşturmak için gökten yağmur indirdiği, وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً "Allah size gökten su indiriyor" Enfal, 8/11 anlamındaki ayet ile bildirilmektedir. Hz. Peygamber de çevreyle ve onun korunmasıyla ilgilenmiştir. O’nun, insanın yakın ve uzak çevresini temiz ve sağlıklı tutması, korumasıyla ilgili fiilen yaptığı ve sözle ifade ettiği pek çok şey vardır. Bunlardan birkaçını burada zikredelim. Peygamberimiz ﺍﻟﻂﻬﻮﺭ شَطْرُ اﻻيمان “Temizlik, îmanın yarısıdır”[5] anlamındaki hadisinde beden, elbise, mekan ve gıda temizliğini kastetmiş, temizliğe önem vermeyen kişilerin adeta imanının yarım olacağını vurgulamıştır. عُرِضَتْ عَلَىَّ أَعْمَالُ أُمَّتِى حَسَنُهَا وَسَيِّئُهَا فَوَجَدْتُ فِى مَحَاسِنِ أَعْمَالِهَا الأَذَى يُمَاطُ عَنِ الطَّرِيقِ وَوَجَدْتُ فِى مَسَاوِى أَعْمَالِهَا النُّخَاعَةَ تَكُونُ فِى الْمَسْجِدِ لاَ تُدْفَنُ. “Ümmetimin iyi ve kötü bü­tün amelleri bana arz edilip gösterildi. İyi amelleri a­ra­sında, yoldan atılmış olan “eza”yı gördüm. Kötü amelleri arasında ise yere gömülmemiş tükürük de var­­dı” [6]. Bu hadiste Hz. Peygamber, çevre temizliği ya da çevrenin kirletilmesi konusunda en ufak bir ayrıntının bile iyilik ya da kötülük olarak hesap gününde karşımıza çıkacağına vurgu yapmaktadır. Çoğu zaman, bir çikolatanın ambalajını, sigaranın izmaritini, çekirdek kabuğunu ya da kendimize göre önemsiz saydığımız bir şeyi yollara atıveririz. Bundan hesaba çekileceğimiz aklımıza bile gelmez. Ancak, bu davranış, bizce ufak bir hareket olsa da, onun içinde, dar anlamda kul hakkına, geniş anlamda da kamu hakkına varan bir sorumsuzluk ve duyarsızlık örneği yatmaktadır. Öte yandan sokakta ufak bir çöp atığı gördüğü zaman üzülen, gücü nispetinde onları temizlemeye çalışan insanlar da vardır. Her iki insan tipini göz önüne aldığımız zaman, olgun bir insanla sorumsuz davranan bir insan arasındaki farkı anlamış oluruz. Peygamber Efendimizden gelen bir rivayet şöyledir اتَّقُوا اللَّعَّانَيْنِ قَالُوا وَمَا اللَّعَّانَانِ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ الَّذِى يَتَخَلَّى فِى طَرِيقِ النَّاسِ أَوْ فِى ظِلِّهِمْ “Lânet edilen iki şeyden sakının!" buyurdular. Ashab, “Lanet edilen iki şey ne­­dir?” diye sordular. Hz. Peygamber de, “İnsan­la­rın yo­­lu ve gölgelendikleri yeri hela olarak kul­lan­mak­tır” [7] buyurdu. Günümüzde, insanların dinlenme ve piknik yeri olarak kullandıkları yeşil alan, ormanlık, ağaçlık veya park yerlerine, yiyecek ve piknik atıklarını bıraktıklarını ve bazı yerleri de tuvalet gibi kullanarak kirlettiklerini görünce; Hz. Peygamber’in asırlar önce yaptığı bu uyarının ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz. Dinimize göre; insanların çevreyi temiz tutmaları Peygamber Efendimizin ifadesiyle sadaka vermeye denk tutulmuştur. Nitekim Hz. Peygamber bir hadisinde, وَتُمِيطُ اَﻷذَى عَنِ الطَّرِيقِ صَدَقَةٌ". “İnsanlara eziyet verici bir şeyi yoldan kaldırman sadakadır.”[8] buyurmuştur. Bu hadiste yapılması istenen “eziyet veren şeylerin giderilmesi” ifadesinin kapsamı gayet geniştir. Yoldaki bir dikenden, evdeki bacadan çıkan kirlere; hayvan gübrelerinden atılan her türlü çöpe; arabanın eksozundan gürültüsüne; bağırarak konuşmadan kavgaya; kötü görünümlü olmadan edebe aykırı giyime kadar, maddi ve manevi hoşa gitmeyen rahatsız eden her şeyi kapsamaktadır. Kültürümüzdeki “Arslan yattığı yerden belli olur” şeklindeki atasözümüz, çevre temizliğine verilen önemi göstermektedir. Bu atasözünü geniş anlamda ele alırsak, bütün yer yüzü ve çevre insanlar için bir yataktır. İnsan toplumsal bir varlık olduğuna göre, kendi yatağını koruduğu gibi, toplumun yatağını, yani çevreyi de kirletmemesi ve koruması gerekir. Çevrenin temiz tutulmasının amacı, yer yüzündeki canlıların hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürmelerini sağlamaktır. Zira bir insanın ya da canlının kendisine yüklenen görevleri sağlıksız bir ortamda yerine getirmeleri mümkün değildir. Sağlığın önemini Kanuni Sultan Süleyman şu şekilde dile getirmiştir Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Vaazın Devami İçin TIKLA [1] Bu bölüm Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Burhan ERKUŞ tarafından hazırlanmıştır. [2] Necmettin Çepel, Doğa Çevre Ekoloji ve İnsanlığın Ekoloji Sorunları, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1992. [3] Ruşen Keleş, Can Hamamcı, Çevrebilim, Kitabevi Yayınları, Ankara 2002. [4] bk. Bakara, 2/125, 222, 232; Al-i İmran, 3/15, 42, 55; Tevbe, 9/103, 108; Maide, 5/6,41; Enfal, 8/11; Ahzab, 33/33,53; Hac, 22/26; Müddessir, 74/4; A’raf, 7/82. [5] Müslim, Tahare, 1, I, 203. [6] Müslim, Mesâcid, 57, I, 390. [7] Müslim, Tahare, 68, I, 226. [8] Müslim, Zekat, 56, I, 699. Mesaj 1 TEMİZLİK ANA SÖZLEŞME ÖRNEĞİ TEMİZLİK Özel resmi ve yarı resmi kuruluşların, evlerin her türlü temizliğini, bakımını ve ilaçlama işlerini yapmak, halı yıkama, çamaşır yıkama hizmetleri vermek, her türlü temizlik malzemelerinin, makinelerinin imalatı, montajı, tamir ve bakımını yapmak, alım ve satımını yapmak, ithal ve ihracatını yapmak. İlaçlama makineleri, elektrik süpürgesi, halı yıkama makinesi, robot temizlik makineleri, temizlik el aletleri vb. makinelerin imalatı, alım ve satımı ile ithalatını ve ihracatı yapmak. Taahhütlerinde bulunmak, ihalelerine, artırma ve eksiltmelerine katılmak. REFAKAT HİZMETLERİ Her türlü özel, kamu kurum ve kuruluşlarının her türlü refakat hizmetlerini vermek. İhalelerine katılmak, taahhütlerinde bulunmak. ÖZEL GÜVENLİK HİZMETLERİ Şirketin Amaç ve Konusu 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine dair Kanunun çerçevesinde belirtilen Koruma, Güvenlik ve Eğitim hizmetlerinin verilmesidir. Şirket, Yürürlükte bulunan tüm mevzuata uymak ve kanun gerektirdiği hallerde izin almak kaydı ile, aşağıda yazılı amaç ve konularda faaliyet göstermek için kurulmuştur 1-Şahıslar ile her türlü özel ve tüzel statülü Holding, şirket, tesis, banka, finans kurumu, alışveriş merkezi, iş yerleri, turistik tesis, site, tatil köyü, hastahane, üniversite, fakülte, akademi, yüksek okul, öğretim kurumları, depo, sağlık tesisleri, enerji santralleri, rafineleri, baraj, kara-deniz ulaşım ve nakil vasıtaları, hava meydanları, limanlar toplu konut alanları, metrolar, gar ve terminaller, spor karşılaşmaları, sahne gösterileri ve toplu gösterilerin yapıldığı alanlar ve yerler ile tesis işletme toplantı ve vasıtaların sabotaja, hırsızlığa soyguna yağmaya, yıkmaya çalışanların işten alı konmasına, sağlık ve vücut bütünlüklerine gelecek tehdit ve tehlikelere karşı korumak güvenliklerini sağlamak, 2-İlgili mercilerden izin almak koşulu ile her türlü savunma araçları, silah, mermi, mühimmat, kalkan, jop, kelepçe, el feneri, silah ve mermi taşıma ve benzeri her türlü ekipmanları ve bunların yedek parçalarını ithal etmek, satın almak ve kullanmak, 3-Güvenlik ve güvenlik teknolojileri ile ilgili elektrik-elektronik cihazları benzerlerini, elektrik-elektronik tehlike ve yangın alarm, tespit söndürme ve kontrol sistemlerini, cankurtaran yeleklerini telsiz antenlerini, sabit ve seyyar telsizleri, telsiz role sistemlerini, bomba ve her türlü elektrik-elektronik alet ve cihaz sistemlerini ithal etmek, satın almak, satmak, kiralamak ve kullanmak sistemini kurmak, işletmesi ve bakımını yapmak ve bu hususlarda ilgili faaliyetlerde bulunmak. 4-Bankalar ve her türlü özel tüzel kişiler, işletmeler ve ticari kuruluşlar arası para naklini yapmak, Paraların toplanması, sayılması ve dağıtılması, para naklinin korunması ve güvenliğini sağlamak, 5-Banka Otomatik Vezne Makinelerinin doldurulması, dolu olup olmadığının kontrolü, tekrar doldurulması, hizmete sokulması ve bakımı, 6- Maaş paketlerinin oluşturulması ve yerlerine teslim edilmesi, 7-Her türlü özel tüzel kişiler, işletmeler ve ticari kuruluşların ekonomik-siyasi-stratejik güvenlik etütlerini hazırlamak, personel güvenlik tahkikatlarını yapmak, bu konulara yönelik araştırma ve danışmanlık hizmetini vermek , 8-Yurt içi ve yurt dışında koruma eğitim ve güvenlik eğitim ve öğretimini verecek tesis kurmak, işletmek koruma ve güvenlik personeli yetiştirmek ve eğitmek, eğitimli personelin görev başı ve tazeleneme eğitimlerini yapmak, 9-Amaçlarına uygun işler yapan gerçek ve tüzel kişilerle ortaklık kurmak, mevcut ortaklık ve tesislere iştirak etmek, aracılık etme kaydı ile hisse senetleri ve pay senetleri ile taahhütlerini satın almak, kendi pay ve hisse senetlerini satmak ve mübadele etmek, 10-Faaliyetleri ile ilgili konularda yurt içi ve yurt dışında olmak üzere tüm sektördeki bilumum öze kişiler, tüzel kişiler kamu kuruluşları ve bağlı teşekküllerin fizibilite, tasarım, iletişim ağı, kuruluş, işletim, eğitim ve reorganizasyon etüdü bakım ve benzeri işlerin planlaması ve temini ile bu konularla ilgili ihalelere girmek, taahhütlerde bulunmak, sözleşmeler akdetmek, taahhüt altına girmek, 11-Şirket amaçlarını gerçekleştirmek için her türlü menkul ve gayri menkulleri alır satar kiralar ve gerektiğinde kiraya verir, 12-Faaliyet konuları ile ilgili olarak bayilik, müesseselik ve acentalıklar alır ve verir. Yukarıda gösterilen konulardan başka işlere girmek istediği takdirde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının iznine ve ortaklar kurulunun onayına sunulur ve Türk ticaret kanununun hükümlerine göre işleme tabi tutulur. İNŞAAT Yurt içi ve yurt dışında her türlü inşaat ve taahhüt işleri yapmak, ihale, artırma ve eksiltmelere katılmak, özel inşaatlar yapmak. Her türlü inşaat malzeme ve makinelerinin alımını satımını, imalatını, ithalatını ve ihracatını yapmak. ELEKTRONİK Her türlü elektrikli elektronik ve mekanik dayanıklı ve dayanıksız tüketim malzemeleri, her türlü tıbbi cihazlar, medikal ve cerrahi makine ve aletlerin imali, alımı satımı, ithali, ihracı ve her türlü taahhüdü. Her türlü bilgisayar, yazıcı çizici ve yan üniteleri, faks, fotokopi makineleri, elektronik hesap makineleri, daktilolar, yazar kasalar, kesintisiz güç kaynaklarının imalatı alımı, satımı, tamir ve bakımını, ithalatı ve ihracatını yapmak. Her türlü bilgisayar programları üretmek, almak satmak ithal ve ihraç etmek. Taahhütlerinde bulunmak, ihalelerine, artırma ve eksiltmelerine katılmak. TEKSTİL/KONFEKSİYON Her türlü tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin imali, alımı, satımı, ithali ve ihracatını yapmak. Turistik hediyelik eşya, beyaz eşya, halıcılık, kilim mobilya ve mefruşat, tekstil ürünleri mağazaları açmak imal etmek almak satmak ithalat ve ihracatını yapmak işletmek pazarlamak. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. NAKLİYE Her türlü kara, hava ve deniz yolları ile yurt içi ve yurt dışı yolcu ve yük taşımacılığı yapmak. Özel oto parklar yapmak, işletmek kiralamak, kiraya vermek. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. PETROL ÜRÜNLERİ Her türlü petrol ve petro kimya ürünleriyle her türlü akaryakıt ve madeni yağlar gibi kimyevi ürünlerin imalatı, alımı, satımı, ithalatı ve ihracatını yapmak. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. GAYRİMENKUL/OTO Her türlü gayrimenkul, her türlü oto, alım satımı ile komisyonculuğu yapmak. RENT A CAR OTO KİRALAMA Türkiye genelinde her türlü araçla binek, jeep vb. oto kiralama hizmetleri vermek. Yabancı Oto kiralama şirketlerinin mümessilliğini almak, konusu ile ilgili olarak yurt dışından her türlü araç ithalatı yapmak. KIRTASİYE Her türlü kırtasiye malzemeleri kitap, oyuncak, kaset, büjiteri ve parfümeri malzemelerinin alımı satımı ithali ve ihracatını yapmak. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. ÖZEL KURSLAR Özel bilgisayar, daktilo kursları ve özel dershaneler açmak işletmek kiralamak kiraya vermek. TURİZM Turizm işletmeciliği yapmak her sınıf cins ve katagoride ki otel motel pansiyon kamping karavan gibi turistik yatırımlarda bulunmak. İşletmek ve kiralamak, kiraya vermek. Kafeteryalar, çay ocakları, marketler, alışveriş merkezleri açmak işletmek, kiralamak ve kiraya vermek. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. SİGORTA ACENTELİĞİ Yangın, hırsız, gaz alarmı cihazları oto alarm cihazları ve sistemlerinin alım satımı imalat ve montajı ithalat ve ihracatını yapmak, mümessillik ve bayiliğini almak, vermek. Sigorta acenteliği yapmak. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. GIDA Her türlü gıda ve temizlik ürünlerinin, ve malzemelerinin imalatı, alım ve satımı ile ithal ve ihracatını yapmak. Toptan veya perakende satış mağazalarını açmak işletmek kiralamak, kiraya vermek. GIDA/TARIM/HAYVANCILIK Her türlü gıda, tarım, canlı ve cansız hayvancılık, yaş sebze ve meyveler ile temizlik maddelerinin alımı satımı üretimi ithal ve ihracatını yapmak. Gıda ve temizlik marketleri açmak, su ürünleri, tarım ürünleri, hayvansal ürünlerin üretimi, alımı, satımı ithal ve ihracatını yapmak, Mandıralar, kümesler, üretim çiftlikleri açmak, işletmek, entegre tesisleri kurmak, kesim haneler kurmak. Kurutulmuş, dondurulmuş her türlü gıda, tarım ve hayvancılık ürünlerinin üretimi, alımı, satımı ithal ve ihracını yapmak. Büyük ve küçük baş hayvanlardan elde edilen deri ve köselelerle deri eşya, ayakkabı, çanta bavul, saraciye eşyası ve bunlardan mamül turistik eşyalar, kürk vb ürünlerinin üretimini, alım satımını, ithal ve ihracatını yapmak. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. REKLAM AJANSLIĞI Gazete mecmua ve dergilere ilan ve reklam vermek için reklam ajansı kurmak. Dergi, kitap gazete, broşür vb. her türlü basım hizmetlerinde bulunmak. Eşantiyon, takvim, hediyelik eşya , tanıtım hizmetleri vermek. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. TIBBI MALZEME Her türlü tıbbi, medikal, ortopedi malzemesi, röntgen aletleri ve parçaları, elektrikli elektronik, mekanik her türlü tıbbi malzemelerin, cihazların, üretimi, alım ve satımı ile ithalatı ve ihracatını yapmak. Tıbbi konularla ilgili kitap, dergi, vb. yayınların ithalatı, ihracatı alım ve satımını yapmak. Her türlü tıbbi alet ve malzemelerin bakım onarım hizmetlerini vermek. Konusuyla ilgili her türlü ihalelere katılmak, artırma ve eksiltmelere katılmak. ÇİÇEKÇİLİK/PEYZAJ Her türlü çiçek ve çiçekçilik ürünlerinin, bitkilerinin, toprağının üretimi alımı satımı ithal ve ihracatını yapmak. Bahçe ve çevre düzenlemesi yapmak ve bununla ilgili alet ve araçların üretimini yapmak. Alım ve satımı ile ithal ve ihracatını yapmak. DEKORASYON Her türlü dekorasyon hizmetleri vermek. Resmi ve özel kuruluşların evlerin dekorasyonunu yapmak. Her türlü dekorasyon malzemelerinin üretimini alım ve satımını yapmak. İthal ve ihracatını yapmak. YANGIN VE GÜVENLİK MALZEMELERİ Her türlü yangın söndürme malzemeleri, maskeleri, kaçış maskeleri ve gaz maskeleri, yangına dayanıklı kıyafet ve aksesuarlar, yangın araç ve gereçleri, her türlü güvenlik malzemeleri, kalkanlar, araç ve gereçler, imalatı alımı satımı ithalatı ve ihracatını yapmak. MATBAACILIK Her türlü matbaacılık hizmetleri vermek. Gazete, kitap dergi ajanda, takvim, eşantiyon basımı vb. hizmetleri vermek. Matbaa malzemeleri ve makinelerini almak satmak, ithal ve ihraç etmek. MADENCİLİK Her türlü maden ve diğer endüstriyel hammaddeler konusunda etüt plan, proje arama, üretim, işletme, sondaj ile alım ve satım yapar. İthal ve ihracat yapar. Gerekli gördüğünde bu faaliyetlerini yerine getirmek için makine araç, taşıt araçları ile teçhizatları iç ve dış piyasadan satın alır. Satar, kiralar, kiraya verir veya imal eder. Maden kanunu çerçevesinde ruhsatlar alır. Maden ocaklarını bilfiil işletir. İşlettirir, devralır ve devreder. Kiralar ve kiraya verir. Ürettiği yada satın aldığı mermer, granit vesaire yapıtaşlarını vb. Madenleri işler. Üretimini yapar. Alım ve satımı ile ithalat ve ihracatını yapar. SOĞUTMA CİHAZLARI Sanayi tipi ve ev tipi her türlü soğutma cihazları, buzdolapları imalatı, alımı satımı ithalatı ve ihracatını yapmak. Tamir hizmetleri vermek. MOBİLYA Her türlü mobilya, mutfak dolapları imalatı ile her türlü ağaç ürünlerinin ve yan sanayinin imalatı, alımı satımı ithalatı ve ihracatını yapmak. Mağazalar açmak. Kiralamak, kiraya vermek. Her türlü makine ve teçhizatlarının imalatı, ithalatı, alım ve satımını yapmak. OTOMOTİV Her türlü otomobil, motosiklet vb. Otomotiv ürünlerinin ve yan ürünlerinin yedek parçalarının, imalatı, alımı satımı ithalatı ve ihracatını yapmak. Tamir bakım ve onarımını yapmak. LPG Benzin istasyonları, gaz istasyonları açmak işletmek kiralamak ve kiraya vermek. Her türlü kimyasalların üretimi alımı satımı ithalatı ve ihracatını yapmak. KREŞ VE ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI Her türlü özel kreş ve gündüz bakımevleri açmak, işletmek, kiralamak, kiraya vermek ve her türlü hizmetlerinde bulunmak. Her türlü özel eğitim kurum ve kuruluşlarının yüksekokul hariç açılması işletilmesi kiralanması, kiraya verilmesi ve her türlü hizmetlerinin verilmesi PLASTİK Her türlü plastik ürünlerin, hammaddelerinin, yan ürünlerinin üretimi, alımı satımı, ithalatı ve ihracaatını yapmak. KUYUMCULUK Her türlü altın, gümüş, değerli madenler ve değerli taşların alım ve satımını yapmak. Üretimini yapmak. İthalatını ve ihracatını yapmak. EMLAK Her türlü gayrimenkullerin, arsa, arazi, ev, bina, işyeri vb. alımı satımı ve komisyonculuğunu yapmak. YAPI DENETİMİ Can ve malgüvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimi yapmaktır. Şirket bu amacını gerçekleştirirken yapı denetim ve ilgili yasaların amir hükümlerine aynen uyar. Şirket faaliyetlerini sürdürebilmek için büro kiralamak veya satın almak jeoteknik etüdler yaptırmak, araç kiralamak veya satın almak gibi yasaların kendisine tanıdığı her türlü haklardan yararlanabilir. YÖNETİM DANIŞMANLIK/İNSAN KAYNAKLARI Özel ve kamu kurum ve kuruluşlarına yönetim ve danışmanlık alanlarında özel eğitim vermek. Her türlü ürün, sistem ve personel belgeleri almak ve vermek. Her türlü Ürün, sistem ve personel belgeleri alanında özel eğitim vermek ve belgelendirme hizmetlerinde bulunmak. Sistem ve organizasyonlarını kurmak. Teknolojik altyapılarını kurmak. Kurslar ve özel dershaneler açmak, işletmek, kiralamak ve kiraya vermek. İnsan kaynakları alanında eleman yetiştirmek, iş alanları yaratmak. Özel ve Kamu kurum ve kuruluşlarına insan kaynakları alanında hizmetler vermek ve özel eğitimlerini sağlamak. Kurumsal eğitimler vermek. Kurslar ve özel dershaneler açmak, işletmek, kiralamak ve kiraya vermek. Technical support unit Ofline New Personal Website =>>> SMMM Selahattin Şahin misafir - 6 yıl önce İnsanın kötü düşünce ve huylardan arınması anlamına gelir. İyi karakterli ve kötülüklerden kurtulmanın yolu iyi şeyler düşünmek ve iyi şeyler yapmaktır. İslam dini bu hususa önem vermiş maneviyata yani kişinin psikolojisine, karakterine, huylarına kötü yönde etki edecek etkenlerden uzak durulmasını ve bir kısmının haram kılmıştır. Mesala alkollü içecek içmek İslam dinine göre haramdır. Nedeni insanın zihinsel düşünme yetisine etki ederek, kişinin kendisine ve çevresine zarar vermesine neden olmaktadır. Bu nedenle "içki kötülüklerin anasıdır" denmektedir.

temizlik ile ilgili vaaz örnekleri