🪸 Bir Buluş Hikayesi Ödev Kısa
Normal bir üniversiteliyle kıyaslarsak milletin bir hafta olan vize dönemi bende 2 hatta 3 hafta olduğundan blog yazılarını kısa bir dönem salmak zorunda kalmıştım. Şu an bu güncellemeyi interneti olmayan (ve interneti olmadığı için çalışma kampının üssü olarak kullandığımız) bir öğrenci evinden yazıyorum.
Özelliklebirinci sınıfın ilk döneminde çocuğumuz çok motiveydi ve eve gelir gelmez ilk işi ödevini yapmak olurdu. Arada ödevlerden sıkıldığı kısa bir dönem oldu. O dönemde konuların sürekli tekrarlanması onu sıkıyordu. Neyse ki o dönemi geçirdi ve zaten çok fazla ödev verilen bir okula gitmiyor.
Özellikleri; Yakıcı ve tahriş edicidir. Metallerde pas giderici olarak kullanılır. Gıda sektöründe katkı maddesi olarak kullanılır. Deri,tekstil,ilaç ve ev temizliğinde kullanılır. Not: Cabir bir hayyan tarafından bulunan nitrik asit ve hidroklorik asit karşımı kral suyu olarak bilinir. 4.Asetik Asit (CH₃COOH) Sirke.
İlginçbuluş hikayeleri. Öyküsü: Felt şöyle diyordu;”Muhasebecilerin ve katiplerin 4 sütun rakamlar yazmaları çok güç bir işti ve çok hata yapılıyordu.Bir makine yapmaya o zaman kara verdim.Şükran Günü’ne yaklaşıyorduk, tatilden yaralanarak tahtadan oluşan ilk modeli geliştirdim; bunun için markete gidip bir
10 Ekim 2013 Perşembe. İlkokul 1. Sınıf ve bir annenin çıldırış hikayesi. Dikkat: Bu yazı kalp ve tansiyon problemi olanlar üzerinde sıkıntı, bayılma, daralma hissi yaratabilir. Aynı şekilde okula yakın gelecekte başlyacak çocuğu olanların da dikkatli okumalarını tavsiye ederim zira karamsarlık ve bunalmışlık
Alexander Graham Bell. Kaynak: history. Haberleşme alanında çığır açan bir buluş olan telefonun mucidi Graham Bell, İskoçya’da dünyaya geldi. Bell’in asıl amacı sağırların duymalarına yardımcı olacak bir cihaz geliştirmekti, çünkü annesi de sağırdı. Hem dedesi hem de babası Graham gibi işitme engelliler ile
Karakterler herhangi bir hikayedeki hareketi yönlendirir. Öğrencilerin "Bir Saat Hikayesi" nin karakterlerini tanımlamalarını ve karakterin örümcek haritadaki rolünü açıklamak için açıklama kutusunu kullanmalarını sağlayın. Öğrencilere, o karakter için önemli olan herhangi bir sahne ve uygun bir sahne seçmelerini
0 383 2 dakika okuma süresi. Korku Hikayesi; Kısa bir aradan sonra hikayemizin bizi sürüklediği birbirinden heyecanlı birbirinden gerilim dolu hikayeye devam ediyoruz. Herkes tir, tir titrer iken aniden o, ses yükseldi. Ses: bugün eğer buraya geldiyseniz kaderinizi kendiniz seçeceksiniz. Önünüzde duran 4 kart var!
SıradanBir İlham Perisi. Sevgili okur; hikayeye başlamadan önce sana bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötü haber; bu bir Sinek Valesi hikayesi değil. İyi haber ise; ondan çok daha iyisi! Çünkü ben, Sinek Valesi’ne ilham veren kişiyim. Yani sana onu, ondan daha iyi anlatabilirim. Hazırsan başlıyorum.
Ben Silvija,Litvanya’dan 23 yaşında bir öğrenciyim. 5. sınıf yüksek lisans öğrencisi olarak, kendi üniversitemdeki başarı kodunu kırmış gibi hissettim. Bullet Journaling’e 2017 yılında 3.sınıf öğrencisiyken başladım. İlk başta sadece Notlarımı takip etmek için Bullet Journal’ımı kullandım, ancak kısa bir
Dün gece Türkistan’dan İstanbul’a 106 yolcu geldi. Hepsi sevinç içindeydiler. Onlarla ilk defa, Sirkeci’de Göçmen evinde karşılaştık, kadın, erkek, çoluk çocuk bir Türkiye haritasının önünde toplanmış oturuyorlardı. Sıcak bir sobanın yanına çömelip konuşmaya başladık, kafile başkanı Hüseyin Taci idi. Çok
Anı ya da bir diğer adı ile hatıra; toplumsal bir takım olayların veya bir takım kişilerin hayatının bir bölümünü sanat değeri taşıyan bir üslupla toplumla paylaşmaya denir. Burada olayların ya da kişilerin sanatsal anlatım yolu ile konu edindiğine dikkat etmek gerekir. Aksi durumda biyografi ile pek de bir farkı
17lY. Buluş Nasıl Yapılır? Nasıl buluş yaparım? Nereden yeni düşünce bulurum? Neler buluş sayılır? Buluşçuluk dünyasına yeni adım atmış birinin aklına bunlar gibi pek çok soru gelebilir. İşte, buluş yapmak isteyenler için bir rehber... Buluş Nedir? Buluş, yeni bir düşünce, yöntem ya da aygıt üretmektir. Yeni bir düşünceyle bir probleme çözüm bulunabilir ya da eskisi geliştirilebilir. Her buluş düşünmekle başlar. Herkesin bir düşüncesi vardır. Bunun anlamı, sizin de bir buluşçu olabileceğiniz. Her insan biraz buluşçudur gerçekte. Bir buluş yapmanın ilk adımı bir problem bulmak. Buluş yapmak için bir düşünceye gereksinimimiz var. Yeni bir düşünceye! Ama düşünceler gökten elma gibi düşmez. O zaman bir düşünce geliştirmek için belirli bir yöntem izlemek gerekir. Buluş yapmanın ikinci adımıysa, probleme çözüm yolları bulmaktır. Buluş yapmak için işe koyulduğunuzda bir problem bulmak zordur. Bir düşünce yakalamak... Ancak, yakaladıktan sonra bu düşünceyi geliştirmek daha kolaydır. Bir problem düşünün. Çözümü, yaşamınızı kolaylaştıracak ve sizin buluşunuz olacak! Problemi ararken çevrenize bakının, dinleyin, beyin fırtınası yapın. Buluşçular İçin Önemli İpuçları Başarısızlıktan Korkmayın! Nobel Ödülü kazanan fizikçi Richard Feynman, başarısızlıkla sonuçlanan deneylerinin bir gün onu başarıya götüreceğini bildiğini söyler. Bell laboratuvarlarında da başarısızlık, yeni bir bilim dalının doğmasıyla sonuçlanır. Burada çalışan bilim adamları bir transistör yapmak isterler. Transistör, elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan bir aygıttır. Ancak bu işle uğraşırken, yapmayı istedikleri transistörün yerine daha değişik bir transistör yaparlar. Bu buluşun sonucunda "yarıiletken fiziği" bir bilim dalı olarak ortaya çıkar. Gelişmeler, yeni transistörün elektrik devreleriyle birleştirilip kullanılmasıyla devam eder. Sonuçta, yarıiletken fiziği sayesinde bilgisayarlar ve elektronik aygıtlarda çok önemli buluşlar yapılır. Gerçeği Görmek İçin Parçaları Birleştirin! Çevremizde gördüğümüz birbiriyle ilgisiz gibi görünen nesneler, bir bütünü oluşturabilir. Kimi zaman bir rastlantı, farklı bilgi parçalarını birleştirip bütünü görmemize yardımcı olabilir. Önemli olan, varolan şeylerle yeni bileşimler oluşturmaktır. Zaten yaratıcılık da bu değil mi? Newton'un başına gelenleri düşünün. Öyküyü bilirsiniz. Ağacın altında otururken Newton'un başına bir elma düşer. Başına düşen elmanın onda yarattığı etkiyle düşünmeye başlayan Newton, birden gökyüzündeki Ay'ı fark eder. Elmayı düşüren kuvvet neden Ay'ı düşürmez? Newton, elmanın düşmesini ve Ay'ın Dünya'nın yörüngesinde hareket etmesini sağlayan yasaların aynı olduğunu bulur. Bu buluş, mekanik yasalarının gelişmesini, matematiksel çözümlemelerin kurulmasını sağlar. Bundan başka, mühendislikle ilgili temel buluşların ortaya çıkmasına öncülük eder. Gözünüzü Dört Açın! Bazen insanlar gözlerinin önündekini fark edemezler. Bunun en güzel örneği, teleskop ve mikroskopun bulunması. Gözlüğün bulunmasından çok sonra, 1608 yılında bir gözlük yapımcısı olan Hans Lipperhey, yeni bir alet yapar. Lipperhey'in bu aleti yaptığı tarih, Galileo'nun Satürn'ün halkalarını ve Jüpiter'in dört uydusunu teleskopundan gözleyişinden önceye denk gelir. Bir borunun iki ucuna, birer büyütücü mercek yerleştirir. Bu şekilde uzaktaki cisimler daha ayrıntılı görülebilir. Bu alet, bir teleskoptur. Teleskop sayesinde gökbilim kısa sürede gelişir ve gökyüzüyle ilgili birçok bilgi de su yüzüne çıkar. Farklı Konular Arasındaki İlişkileri Araştırın! Elektrik ve manyetizma arasındaki ilişki ilk kez 1820 yılında bulunur. Hem de Hans Oersted adlı bir biliminsanının, elektrik ve manyetizmanın birbirinden farklı konular olduğunu gösteren bir deney yaptığı sırada! Ama bu kez deneyde, onun düşündüğünün tam tersi bir sonuç ortaya çıkar. Elektrik akımı manyetik alan oluşturur. Bu deney, bir fizikçi olan Maxwell'e esin kaynağı olur. Bunun üzerine çalışmaya başlar. Newton'un daha önceden bulmuş olduğu elektrik-manyetizma ilişkisi üzerine araştırmalarını sürdürür. Oersted'in deneyiyle başlayan ve değişik araştırmacıların gerçekleştirdikleri çalışmalar elektrik ve elektronik alanlarında yeni buluşlarla sonuçlanır. Birçok Buluş, Yaşamı Kolaylaştırmak İçin Bulunmuştur, Hatırlayın! Elektronik alanındaki ürünlerin kullanımıyla ilgili olarak yapılan bir çalışmanın sonucunda, yeni ürünlerin bulunmasında tüketicilerin rolünün % 70 olduğu ortaya çıkar. Çünkü, tüketiciler piyasada gereksinimlerini karşılayacak ürünleri bulamayıp, bunları kendi kendilerine yapmaya çalışırlar. Gerçekten de çok sayıda buluş gereksinimlerimizden dolayı, yaşamımızı daha kolaylaştırmak amacıyla yapılmıştır. Basit Sorular, Yaşamı Kolaylaştıran Buluşlara Dönüşebilir. Bu Soruları Hafife Almayın! Fotoğrafçılıkla uğraşan Edward Land, ailesiyle gezintiye çıktığında kızı ona, çekilen fotoğrafları görmek için neden beklemek gerektiğini sorar. Bu güzel soru babayı düşündürür. Çekilen fotoğrafların anında görülebileceği bir makine yapmak için kolları sıvar ve laboratuvarında çalışmaya başlar. Bir süre sonra polaroid fotoğraf makinesini bulur. Öte yandan ünlü bir fotoğraf makinesi firması da bunu yapabilecek güçtedir. Ama yetkililer insanlar için fotoğrafları hemen görmenin önemli olmadığını düşünmüş olduklarından, böyle bir makine geliştirme konusunda çalışmamışlardır. Bu yüzden, firma yeni makineyi üretme hakkını almak için milyonlarca dolar ödemek zorunda kalır. Kimi Zaman Yanlış Anlamalar Bile Sizi Bir Buluşa Götürebilir, Unutmayın! Telefonun bir yanlış anlama sonucu ortaya çıktığını biliyor muydunuz? Bell, Almanca yazılan bir röportajı gözden geçirirken, telefonun bildiğimiz işlevini gören bir aygıttan söz edildiğini okur. Bu, ona esin kaynağı olur ve bu aygıtı yapmak için çalışmaya başlar. Daha sonra buluşunun tanıtımı konusunda çalışırken, ona esin veren yazıda gerçekte farklı bir buluştan söz edildiğini anlar. Bell'in Almancası pek parlak değildir. Ancak, Almancasının iyi olmaması nedeniyle yazıyı yanlış anlaması, büyük bir bir buluşla sonuçlanır. Düşüncelerinizi Paylaşın! Laboratuvarlarda kullanılan gaz lambasının buluşçusu kimyacı Bunsen, bir kimyasal maddenin içeriğini öğrenmeye yarayan bir teknik bulur. Kimyasal maddelere gaz alevi tutarak aldıkları renge bakmak yeterlidir. Bu tekniği fizikçi bir arkadaşına anlatır. Arkadaşı prizma kullanırsa tüm renk demetini renk tayfı görebileceğini söyler. Öneri geliştirilerek renk demetini bir ekran üzerinde gösteren aygıt yapılır ve bu aygıtla yıldızlarla ilgili yeni bilgiler elde edilir. Problemlere Birden Fazla Çözüm Arayın! Bir fizikçi elektron mikroskopunun nasıl bulunduğunu araştırır. Araştırmanın sonunda bu buluşun üç ayrı teknikle yapılabileceğini fark eder. Bu tekniklerden biriyle buluşun patentinin alındığını görür. Gerçekte kendi bulduğu teknik daha iyidir. Bu teknikle elektron mikroskopu yaparak yeni bir patent alır. Basit Bir Düşünce Karmaşık Bir Buluşa Dönüşebilir. Cesaret! Televizyon düşüncesi ABD'de yaşayan Philo Farnsworth'ün aklına, bir tepeden kasabayı izlerken geliverir. Sürülmüş tarlalardaki çizgileri fark eder. Çukur yerler karanlık görünmektedir. Televizyonda da görüntü, cismin karanlık ve aydınlık noktalarını içeren bilginin fotoelektrik hücrelerinden geçmesiyle oluşur. Bunu keşfettiğinde, Philo 14 yaşındadır. Bir yıl sonra buluşunu okulundaki bilimsel proje yarışmasında sunar. 21 yaşındayken, çalışan ilk televizyonu yapar. Çılgın Çözümleri de Deneyin! Einstein görelilik kuramıyla ilgili olarak çalışmaya başlarken, cisimlerin ışık hızıyla hareket edebileceği gibi çılgın bir düşünceden yola çıkar. Kendisine, buluşunu geliştirmesini sağlayan en önemli şeyin ne olduğunu sorduklarında şöyle der "Problemi nasıl çözeceğimi bulmak". Kimi zaman çözüm çılgınca gelebilir ve her düşünceyi denemek gereklidir. Bir devlet başkanı bulunabilecek her şeyin bulunduğunu, geriye başka şeyin kalmadığını söylemiş. Tekerlek, takvim, kaldıraç, baskı makineleri, teleskop, hesap makinesi, mikroskop, buharlı gemi, fotoğraf makinesi, çengelli iğne, telefon, ampul, televizyon, bilgisayar, lazer, roket, uydu, tükenmez kalem! Günümüzde verdiği rahatlığa alıştığımız basit ya da karmaşık daha birçok buluş. Genç buluşçular naneli dişçi eldivenleri, sırta masaj yapan sandalyeler, müzikli klozetler yapıyor. Daha başka hangi buluş yapılabilir ki diye düşünüyor insan. Ancak, hala kimsenin göremediğini gören, kimsenin düşünemediğini düşünen ve kimsenin cesaret edemediğini cesaretle yapabilen insanlar var. İşte bunlar gerçek buluşçular... Biliminsanlarının, Buluşçuların Yaşam Öykülerini Okumak Yararlı Olabilir. Bu öykülerde Newton gibi okul yaşamında başarılı öğrencilerle karşılabileceğiniz gibi, Einstein gibi okul yaşamında başarısız ama büyük buluşçulara rastlayabilirsiniz. Okuldaki başarınız buluş yapmanızı etkilemez, ama buluş yapmaya karar verdiyseniz, o konuyu iyi öğrenmeniz gerekir. Öyküler dışında buluşlar tarihini okumak, dünyadaki son buluşları izlemek, aklınıza yeni bir düşünce getirebilir. İnternet'ten buluş müzelerine de girebilirsiniz. İlgilendiğiniz belirli bir konu varsa o konuda araştırma yapmak da diğer bir yöntem olabilir. Çünkü çoğu zaman yeni düşünceler gökten elma gibi düşmez. Sizin de elma ağaçlarını sallamanız gerekebilir. Bu nedenle buluşunuzu ilgilendiğiniz konuda seçmek, işleri kolaylaştırır. Gökbilimle ilgileniyorsanız yeni bir teleskop üzerinde düşünebilir, en sevdiğiniz uğraş müzikse yeni bir müzik aleti bulabilirsiniz. Yok ben spora meraklıyım diyorsanız, yeni bir spor bulun ya da yeni bir spor aleti. Mekanikle ilgiliyseniz basit makinelerden yola çıkarak neler neler yapabilirsiniz! Doğayı seviyorsanız, doğadaki canlıları koruyacak bir yöntem bulabilirsiniz. Unutmayın buluşunuzun mutlaka bir alet olması gerekmez. En sevdiğiniz ders resimse, belki de yeni bir boyama tekniği sizi bekliyor olabilir bir ağaçta. Düşmesini beklemeyin. Bilgi toplayın, beyin fırtınası yapın ve çalışın. Yeni bir düşünce, yeni bir buluş! Yeni Bir Düşünce İçin Düşlerin de Önemli Olduğunu Unutmayın! Buluşların amacı yaşamı kolaylaştırmaktır, ama diğer yandan birçok buluş insanların düşlerinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Yaratıcılığınızı kullanın. Nasıl mı? Kimi zaman yaratıcılık, düşlerin peşinden kendiliğinden gelir. O zaman gerçekten şanslısınız. Ama kimi zaman da düşleri çağırmak, bilgileri kullanmak, beyin fırtınası yapmak ve ortaya çıkanlarla yeni düşler kurmak gerekir. Bu durumda yine şanslısınız. Çünkü istediğiniz kadar düş kurabilirsiniz. Hatta yardım alıp, diğer insanların yaratıcı düşüncelerinden de yararlanabilirsiniz. Beyin fırtınası yapmak, bilgi toplamak, en önemlisi düş kurmak da kimi zaman zordur, denemeler yapmak gerekir. Buluş Yapmaya Hazır Olun! Pasteur, gözlem alanında, şansın ancak hazır beyinlere güldüğünü söyler. Bunun anlamı şudur Merak ettiğiniz bir konuyu öğreniyor, inceliyor ve sorular soruyorsanız, o konuda bir şeyler bulma şansınız yüksektir. Gerçekten de Newton yerçekimini, anlamaya hazır olduğu, bu konuda bilgisi olduğu için keşfetti. O zaman tüm ilköğretim çağındaki çocuklar çok şanslı! Çünkü, onlar her türlü temel bilgiyi öğreniyorlar. Aile, okul ve toplum yaşamını, ülkemizin ve dünyanın coğrafyasını, tarihini, yeryüzünü oluşturan su, hava, toprağı ve yapılarını, deprem ve yanardağları, bakterilerden memelilere canlıları, insan vücudunu, sistemleri, organları ve temel yapı hücreyi, DNA'yı ve evrimi, canlıların birbirleriyle ve çevreyle ilişkilerini, atom, element ve bileşikleri, enerjiyi, ses, ışık, ısı ve elektriği, kuvvet, güç ve diğer mekanik konularını. Kısaca çevresinde neler olup bittiğini merak eden bir çocuğun sorularının birçok yanıtını! Newton da işe böyle başlamış. Çocukluğunda uçurtmalar uçurup güneş saatleri yaparken merakla ne, neden, nasıl, nerede, kim sorularını sormuş, yanıtlarını aramış, gözlemler ve incelemeler yapmış, çok çalışmış. Biliminsanlarının öykülerini okursanız, bir özelliklerinin de yılmadan çalışmak olduğunu görürsünüz. Nesneler Üzerinde Düşünün! Örneğin bir elma! Elma yerken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Elmanın kabuğu nasıl daha kolay soyulabilir? Ya da elmayı elma suyu olarak seviyorsanız, suyunu çıkarmak için ne gibi yeni yöntemler geliştirilebilir? Elmadan başka nasıl yararlanılabilir? Elmanın atıkları nasıl değerlendirilebilir? Elma deyip geçmeyin, elinize tek bir elma ya da herhangi bir nesne alarak bile birçok yeni buluş ortaya çıkarabilirsiniz. Bu hem bu kadar basit, hem de zor ve karışık. Ama zor ve karışık yanından korkmayın. Sizlerin elmaları buluşlara dönüştürecek güçte olduğunuzu biliyoruz. En iyisi tüm bunları yaparken işin zevkine varın ve olabildiğince eğlenin. kaynakTUBİTAK
Thomas Edison’un tarihte unutulmaz icatlarda bulunmuştur, teknolojinin gelişmesine yaptığı ampul icadı ile bir ışık olmuştur. 11 Şubat 1847 Amerika Ohio’da doğmuştur yedi kardeşlerdir. Yedi yaşında okulda başarısızlığı yüzünden okuldan uzaklaştırılmıştır. Zeka geriliği yüzünden özel bir öğretmen tarafından eğitilmiştir 10 yaşına geldiği zaman fizik ve kimya ile ilgilenmeye başladı. 12 yaşında ailesine maddi yardım etmek için trenlerde gazete satardı, pazarlarda yük taşırdı. Çalıştığında aynı zamanda araştırmalarını sürdürdü sabahlara kadar odasında ışığı açık olurdu. Kazandığı para ile birlikte Atölye kurdu kendisine burada elektrikli oy makinesini geliştirip patentini almıştır. Araştırmalarına sesli telgraf üzerinde sürdürmeye devam etti. Karbondan iletici eklemesi ile birlikte telefonun temelini atmış oldu. Kısa süre içersinde 1877’de ses kayıt cihazını geliştirmiştir. Elektrik akımının ters orantılı olacağını ve güvenli bir yolla düşünerek ark lambası üzerinde çalışmalar yapmıştır. Yapılan 13 ay boyunca çalışma karşılığında karbon flamalı lambanın patentini alıp halka tanıttı. Evliliği boyunca 2 kere evlenip 6 tane çocuğu olmuştur. Edison 18 Ekim 1931 tarihinde New Jersey’de öldü. Başa dön tuşu
Haberler > Şans Eseri Bulunan 20 İcat - 1538 - 1456 Şan eseri bulunan icatlar Hepsi bir amaç uğruna uğraşırken tesadüfen bulunmuş icatlar ve ürünler. 1. Fotoğraf Mucit Louis-Jacques DaguerreTarih 1838Kaza Dağınık laboratuvar dolabıBu rastlantısal buluşun nedeni kırık bir termometre...Louis Daguerre, karanlık odada, gümüş iyodür levhada açığa çıkan görüntüyü sabitlemenin yollarını arıyordu. 1938 yılında bir gün, farklı kimyasal maddelerin bulunduğu dolabına, daha sonra kullanmak ve temizlemek üzere bozuk görüntülü bir film levhası tekrar dışarı çıkardığında görüntü belirginleşmişti. Ancak Daguerre, bu garipliğe hangi kimyasal maddenin neden olduğunu üzerine levhaları yerleştirdi ve kimyasal maddeleri birer birer dışarı çıkarttı. Dolabı boşaltmasına rağmen hala aradığı maddeyi bulamamıştı. Sonunda dolabın raflarından birinde, kırılmış termometreden dökülmüş civayı fark etti... Gümüşlü levha üzerine alınan görüntü daguerreotype, modern fotoğrafçılığın başlangıcı oldu... Yerini ancak on yıl sonra negatif ve, pozitif film sürecine bıraktı. 2. Post-it kağıdı Mucit Dr. Spencer SilverTarih 1974Kaza Kutsal bir ilham ve hatalı üretim'3M' bilim adamlarından Dr. Spencer Silver, 1970'lerin başlarında dayanıksız yapıştırıcıyı bulduğunda, bunu işe yaramaz bir buluş olarak değerlendirmişti...Bundan yıllar sonra, meslektaşı Art Fry, bir kilisede ilahi kitabındaki ayracın bir türlü istediği yerde durmaması üzerine oldukça sinirlendi. Anlamsız vaazlardan mı yoksa kutsal bir ilhamdan mı bilinmez, kafasını bu konuya yormaya başladı ve birden aklına meslektaşının işe yaramayan buluşu geliverdi...Bu sayede ayıracın kitaba yapışmasını sağlayacak, ancak çıkarttığında da kitaba zarar gelmeyecekti. Post-it kağıdı tabii ki bir gecelik başarının ürünü değil... 3M'in ortaya attığı bu örnek, büro malzemeleri içinde vazgeçilmezler arasında yerini aldı. 3. Vulkanize kauçuk lastik Mucit Charles GoodyearTarih 1844Kaza Kızgın ocağa atılan kauçukAmerikalı Charles Goodyear, 10 yıldan beri ham kauçuğu daha sağlam ve elastik hale getirmenin çarelerini arıyordu. Bu onda bir takıntı halini almıştı ve hatta ödenmemiş borçları nedeniyle hapse bile bu konuda her şeyi denemişti; karışımına kükürt bile eklemişti. Ne var ki, bu karışımı kızgın ocağa atıncaya kadar hiçbir sonuç elde edemedi Kauçuk erimiyordu...Bunu gece boyunca dışarıya çivileyen Goodyear, ertesi gün karışımın oldukça esnek olduğunu fark sertleştirme yöntemine, Romalılar'ın ateş tanrısından esinlenerek, 'Vulkan' adını verdi vulkanizasyon.Yöntemin Amerika'daki patentini almayı başardı, ancak Fransa ve İngiltere'den yasal formaliteler nedeniyle patent Paris'te borçları nedeniyle hapis yattıktan sonra Amerika'ya ortakları tarafından yağmalandığından yoksulluk içinde öldü. Ancak en azından 'Goodyear Tyre' ve 'Rubber Company' gibi şirketler onun isminin gelecek kuşaklar tarafından da anılmasını sağladı. 4. Dayanıklı Cam Mucit Edouard BenedictusTarih 1903Kaza Kırılması gereken deney tüpünün yere düştüğünde parçalanmamasıGüvenli camın bulunması, tam da en çok ihtiyaç duyulan zamanda gerçekleştirildi Motorlu taşıt çağında...1903 yılında Fransız kimyager Edouard Benedictus, deney tüpünü laboratuarının zeminine düşürdü. Tüp kırıldı ancak dağılmadan tek parça halinde kaldı. Benedictus, kolodyum ihtiva eden sıvının buharlaşmasından sonra tüpte kalan ince plastik tabakanın parçalanmayı engellediğini not ettikten sonra bu konu üzerine fazla kafa kaza yapan bir aracın için*deki kızın kırılan camlardan çok feci şekilde yaralanması, bu konuyu tekrar gündeme getirmesine neden önceki deneyiminden esinlenerek iki cam tabakasının arasına selüloz nitrat yerleştirerek üç katlı camı 1920'lerde arabaların ön camlarında kullanılmaya ve otomotiv endüstrisinde ciddi şekilde taklit edilmeye başlandı 5. Röntgen Işınları Mucit Wilhelm Konrad RöntgenTarih 1895Kaza Bir elektrik deneyiRöntgen, gazların içinden geçen elektrik yolunu araştırmak amacıyla, katod ışın tüpüyle deney yaparken, baryum platin siyanürü levhasından yayılan radyasyonun şeffaf olmayan cisimlerin içinden geçebildiğin! Fark devam ederken radyasyonun 15 mm. kalınlığındaki alüminyumdan, daha indirgenmiş yoğunlukta geçebildiğini gördü. Ve bu radyasyona, 'X-ışınları' adını verdi. Bugün dünyada Almanya dışında Almanya'da Röntgenstrahlen olarak adlandırılıyor bu isimle anılıyor. Bu, daha sonra insan vücudunun iç kısmını gösteren fotoğraflamada kullanıldı. 19. yüzyıl sonlarına doğru savaş alanlarında da kullanılmaya başladı. 6. Kaos Teoremi Mucit Ed LorenzTarih 1960'larKaza Bilgisayardaki bozuk çıkışAmerikalı meteoroloji uzmanı Ed Lorenz'in bilgisayarında anlamsız ve komik veriler belirince, Lorenz bunların her zamanki aksaklıklardan kaynaklandığını düşündü. Ancak hatayla ilgili ipuçlarını elde etmek için kağıttaki çıktıda çalışmaya başladı. Bilgisayarın, başlamak için ilk sonuçları eşleştirdiğini, ancak daha sonra haritayı yok ettiğini gördü. Birden jetonu düştü Lorenz bilgisayara aynı girdileri ikinci aşamada yüklememiş, bu küçük farklılık da, sonraki birkaç hafta boyunca, tamamen değişik sonuçlar verip durmuştu...Lorenz böylece, hava durumu gibi küçük olayların bazen çok büyük sonuçlar doğurabileceğini açıklayan 'kaos teoremini' bulmuş oldu. 7. Radyoaktivite Mucit Henri BecquerelTarih 1896Kaza Fotoğraf camındaki sislenmeFransız fizikçi Henri Becquerel, 1896 Martı'nda laboratuarındaki çekmecesini açtığında büyük bir sürprizle karşılaştı. Kapkaranlık bir ortamda olmasına rağmen bazı fotoğraf camları sırada Becquerel, yeni keşfedilen röntgen ışınları üzerinde çalışıyor ve bazı kimyasallar yardımıyla bunların yayılmalarını sağlamaya uğraşıyordu, ilk aklına gelen, güneş ışığının etkisiyle kristallerin ışını yaydığı ve fotoğraf camını sislendirdiğiydi...İlk deneyleri onun doğru yolda olduğunu desteklese de hava bozunca olayın seyri birdenbire kristallerin güneş ışığından etkilenmesini engellemek için kimyasallar kullanarak camları tekrar çekmeceye koydu. Camları dışarı çıkardığında, uranyumlu kristallerden oluşan camlarda artık sisin bulunmayışına oldukça şaşırdı. Ve bugün 'bir atom çekirdeğinin ta*necikler veya elektromanyetik ışımalar yayarak kendiliğinden parçalanması' olarak bilinen radyoaktiviteyi keşfetmiş oldu. 8. Penisilin Mucit Alexander FlemingTarih 1928Kaza Havada uçuşan bir küfSt. Mary Hastanesi'nde danışman olarak çalışan ve Alexander Fleming'in hayatta kalan tek meslektaşı, ünlü bilim adamının penisilini 1928 yılında bir rastlantı sonucu bulduğunu bir deney üzerinde çalışırken, muhtemelen laboratuvarın karşısındaki bardan uçup gelen bir küf mikroskoptaki lamın üzerine sırada Fleming, lam üzerinde zararlı bir bakteri türü olan stafilokokları inceliyordu. Dikkatsiz bir bilim adamı bu küfü büyük olasılıkla önünden uzaklaştırırdı, ama o, küfün bakteri üzerindeki etkisini görmek istedi. Sonuç hayret inciydi... Çünkü Fleming, 'Penicilim notatum' isimli yeşil küfün bulunduğu bölümdeki bakterilerin öldüğünü fark etmişti...Daha sonra gerçekkleştirilen testlerde, bu küfün diğer bakteriler üzerinde de etkili olduğu ortaya çıktı. Tavşan, fare ve insanlar üzerinde yapılan testler sonunda, açık bir yan etkisinin de olmadığı görüldü. Ne var ki Fleming, küften sızan maddeyi bir türlü olarak 1939 yılında, Oxford'dan Howard Florey ve Ernst Chain bu maddeyi ayrıştırmayı başardılar ve buna 'penicilin' adını verdiler. Bu madde, öldürücü bakteriyel hastalıklarla savaşabilen ilk antibiyotik olarak tarihe geçti. Fleming ve diğer iki bilim adamı, 1945 yılında Nobel Ödülü aldılar... Çünkü, milyonlarca insanın hayatını kurtaran bir buluş yapmışlardı. 9. Şok Tedavisi Mucit Julius Wagner-JaureggTarih 1917KazaMezbaha işçilerinin kesim yöntemiECT Electroconvulsive the-rapy olarak bilinen elektroşok tedavisi, mezbaha işçilerinin, domuzların elektrikle sersemlemelerinden sonra çok sakin durduklarını fark etmelerinin bir sonucu...ECTye, beyne elektrik akımı verilmesi suretiyle, depresyon gibi akıl hastalıklarının semptomlarını engellemekteki son çare olarak tedavisi fikri, sıtma aşısıyla frengili hastaları te*davi eden Avusturyalı Julius Wagner-Jauregg tarafından yılında Nobel Ödülü alan VVagner-Jauregg, bu fikre, 'bir sisteme elektrik verilmesinin tedavi edici özellik taşıyacağından yola çıkarak ulaştı. Ve böylece, çok tartışılan şok tedavisi doğmuş oldu...Aynı zamanda, şizofrenlerin doğal yollardan çarpılmalarının, hastalık belirtilerinin iyileşmesine neden olduğu da belirlenmişti. Psikiyatristler, hastaların beynine elektrik akımı uygulamak yoluyla, anlaşılması güç tedavinin gerçekleştiğini belirtiyorlardı. Ancak ECTnin kısa süreli hafıza kaybına neden olması dışında önemli etkisinin bulunmadığına dair klinik bulgulara az da olsa rastlanıyor. Hastaların tedavi edilmesine yönelik olarak bu yöntem çok uzun zamandan beri kullanılmaya devam ediyor. 10. Sakkarin Mucit Fahlberg adında bir kimya öğrencisiTarih 1879Kaza Kurallara uymama1879 yılında Fahlberg adındaki bir kimya öğrencisi, toluol kömür katranındaki hidrokarbon türevlerini araştırırken elindeki maddeyi tattı ve günümüzün yapay tatlandırıcısı sakkarin ortaya iki yapay tatlandırıcı da kaza sonucu keşfedildi. 1937'de Illinois Üniversitesi öğrencilerinden Michael Sveda sigarasını yaktı ve tatlı olduğunu tespit etti. Ve bu maddenin 'cyclamate' olduğunu buldu. Nutra Svveet ise 1965 yılında anti nükleer bileşimler araştırılırken keşfedildi. 11. Buckminsterfullerene Mucit Harry KrotoTarih 1985Kaza Karbon atomunun kilise kubbesine benzemesiHarry Kroto ve meslektaşları, uzayda varolduğu düşünülen anlaşılması zor yapıdaki karbon atomlarını çözmeye çalışıyorlardı. Laboratuar testleri sonucunda karbonun, 60 atomdan oluşan, diğerlerinden daha güçlü ve istikrarlı yapıda olduğu ortaya araştırılırken çalışma gruplarından biri, atomların, mimar Richard Buckminster Fullerln tasarladığı, kubbeli kiliseye benzeyen hexagonlardan oluştuklarını ortaya çıkarmıştı. Bu da Kroto'nun aklına, daha önce pentagon ve hexagonlardan oluşturduğu, 'Gece Gökyüzü' modelini gece, çalışma gruplarından bir bölümü de karbon atomlarını, futbol topuna benzeyecek şekilde birleştirmişti. Ve grup, pentagon ve hexagonların hep 60 sayısında buluştuğunu keşfetti. 60 karbon atomundan oluşan 'Buckyball’lar şu anda karbonun temel biçimi olarak değerlendirilirken, Kroto ve meslektaşları 1996 yılında Nobel Ödülü'nü almaya hak kazandılar. 12. Coca Cola Mucit John PempertonTarih 1885Kaza Koka özü ve şarap karışımından şurupİlaç sektöründe çalışan John Pemperton, koka özü ve şarap karışımından bir şurup üzerinde çalışıyordu. Mucit bu buluşunu daha sonraları baş ağrısını gideren karışım olarak satmaya başladı. 1885 yılına gelindiğinde, Atlanta'da alkol satışı yasaklandı, Pemperton bu şurubun içine karbonatlı su ekledi ve soda benzeri bir hal almasını sağladı. Coca-Cola bu şekilde ortaya çıktı. 13. Çikolata Taneli Kurabiye Mucit Ruth WakefieldTarih 1930Kaza Çikolatanın bitmesi1930'lu yıllarda bir fırında çalışan Ruth Wakefield, bir gün fırında çikolatanın kalmadığını fark etti. Aslında çikolatalı kurabiye yapmak isterken, elindeki tatlandırılmış çikolataları kurabiye hamurunun içine attı. Sonuç olarak çikolatalı değil çikolata parçacıklı kurabiyeler ortaya çıktı. 14. Patates Cipsi Mucit George CrumTarih 1853Kaza Müşteriye kızmaktan dolayıBir lokantada çalışan George Crum, 1853 yılında müşterilerine patates kızartmasını sunmaya hazırlanıyordu. Müşterilerinden biri gelen patatesleri kalın buldu ve 'daha ince daha kızarmış' olarak istediğini belirtti. Crum bunun üzerine sinirlenip, patatesleri inanılmaz derecede ince kesip, kupkuru olana dek kızarttı. Şefin şaşırtan bir şekilde müşteri bu halini çok beğendi ve patates cipsi bu şekilde ortaya çıktı. 15. Oyun Hamuru Mucit James WrightTarih 1943Kaza Silikon yağının içine borik asiti Electric'te mühendis olarak çalışan James Wright, İkinci Dünya Savaşı'nda uçak lastikleri, asker botları ve başka şeyler için plastiğe ihtiyaç duyan ülkesi için silikon yerine plastik kullanmak istedi. 1943 yılında silikon yağının içine borik asit kattı ve şekil alabilen yumuşak bir hamur ortaya çıktı. Bu şekilde oyun hamuru ortaya çıktı. 16. Mikrodalga Mucit Percy SpencerTarih 1943Kaza Cebindeki çikolatanın erimesiRaytheon Corporation adlı savunma ürünleri üreten şirkette çalışan Percy Spencer, elektriği bir arada toplayan yeni bir sistem üzerine çalışıyordu. Bu sırada cebindeki çikolatanın ısıdan hemen eridiğini gördü. Spencer bu buluşunu mikrodalga fırına çevirdi. 1947'de bu buluşunun patentini almış ve ilk mikrodalga fırını 1,8 metre boyunda ve 340 kg ağırlığında olarak tasarlamıştır. Mikrodalga fırın, 1947'de mutfak eşyaları üreticisi olan Raytheon şirketince 'Radarange' adıyla kamuoyuna duyurulmuş olsa da, gerek fiyatının çok yüksek oluşu gerekse büyükçe bir buzdolabı boyutlarında olması nedeniyle ticari olarak pek ilgi kullanılan ilk mikrodalga fırınlar, 25 Ekim 1955'te Tappan şirketi tarafından satışa çıkarılmış olup günümüzde ABD'de yaklaşık olarak 80 milyon mikrodalga fırının olduğu tahmin edilmektedir. 17. Cırt Cırt Mucit George de MestralTarih 1955Kaza Köpeğinin tüyüne dulavratotunun yapışması sonucuElektrik mühendisi olan George de Mestral, İsviçre dağlarında köpeğiyle gezerken dulavratotunun pıtrak bitkisi köpeğin tüylerine ve elbiselerine yapıştığını görür. Mikroskopla bu iş nasıl oluyor diye inceleme yapar ve bitkinin üzerinde sayısız kanca görür. 1955 yılında, De Mestral kazara bulduğunu icadını mükemmelleştirmek için naylon üzerinde deneme yapmaya karar verir ve günümüzde kullandığımız cırt cırtı icat eder. 18. Kalp Pili Mucit Wilson GreatbatchTarih 1958Kaza Yanlış parçayı çıkartması .Mühendis Wilson Greatbatch, 1958 yılında Cornell Üniversitesi'nde kalp seslerini kaydeden bir cihaz üzerinde çalışıyordu. Yaptığı cihazdan yanlış parçayı çıkaran Wilson gerekli enerjiyi cihaza verdiğinde, icadı normal bir kalp gibi çalışmaya başlamıştı. Yeni cihazını 1960 yılında bir insanın kalbine yerleştirmeden önce hayvanlar üzerinde denedi ve ince ayarlarını yaptı. 19. Vazelin Mucit Robert Chesebrough Tarih 1859Kaza Petrol pompalarının tıkanması Amerika’nın köklü, zengin ve tahsilli ailelerinden birinin oğlu Robert Chesebrough 1859′da kimya mühendisliği eğitimini aldı. Baba mesleğinde ilerlemek yerine petrol kuyularında kimyager olarak çalışmaya başladı. Robert Pennsylvania’ya petrol kuyularına yatırım yapmaya gitti. Oraya vardığında sondaj platformlarını incelerken Rod Wax olarak bilinen yapışkan maddeyi keşfetti. Parafine benzeyen bu yapışkan madde petrol pompalarını tıkayarak işçilerin çalışmalarını yavaşlattığını gözlemledi aynı zamanda işçilerin vücutlarında oluşan yara, yanık ve kesiklere sürüldüğünde çabuk bir şekilde iyileşmelerini ve yaranın havayla temasını önleyerek işçileri tedavi ediyordu. Chesebrough üründen numune alarak laboratuarında aylarca yaptığı deneyler ve testler sonucu yüzde yüz doğal ve cildi koruyan bir ürün dönem koşullarına göre at arabalarına istiflettiği vazelin örneklerini insanlara dağıtmaya başladı. Bundan sonraki 6 ay içinde satış ekibi kurulmuş ve Vaseline markası ile vazelin satışları yapılmaya başlanmış oldu. 20. Teflon Mucit Roy J Plunkett Tarih 1938Kaza Bir tüpün içerisine doldurdukları bileşimden sonra tüpü açtıklarında içinde hiçbirşey olmadığını farkettilerYapışmayı engelleyen teflon kaplama 1938 yılında kimyager Roy J plunkett tarafından ABD'de keşfedildi. Soğutucu gaz üretmeyi amaçlarken yaptıkları bir deney sırasında hiç ummadıkları birşey keşfettiler. Bir tüpün içerisine doldurdukları bileşimden sonra tüpü açtıklarında içinde hiçbirşey olmadığını farkettiler. Ağırlığa bakılacak olursa içinde birşeyler olmalıydı. Kesilen tüpün yüzeyinde buldukları beyaz toz asitten etkilenmiyor elektrik Temmuz 1939'da üretime geçebilmek için patent başvurusu yaptı. Patenti aldıktan sonra bu Maddeyi koruyucu giysilerin imalatında yılına kadar askeri bir sır olarak saklı tutuldu. Halka açıklandığında ise teflon isminin hakları alınmıştı. Patent belgesinde kumaştan tutun, kalıplara dökülebileceğine kadar birçok kullanım alanı yılına kadar kimsenin aklına teflonu tavalarda kullanmak gelmemişti. Marc Gregorie ve eşi Colette, aliminyumun üzreinde ince bir tabaka halinde teflonu kaplamayı başardı. Bu başarının ardından mutfak eşyalarında kullanmaya başladılar ve 1955 yılında Tefal'i kurdular. O zamanlardan beri birçok alanda teflon kullanımına rastlayabiliriz.
Edison ve ampul, bu yazımızda sizlere edison ampulü nasıl buldu hakkında bilgi vereceğiz. Edison bir gün dinamo makinesini icat eden William Wallace’in araştırma merkezine iş ziyaretinde bulunur. Burada elektrikli ampulü de görür ve bunlardan çok etkilenir. İki plakayı birleştiren plakalar elektrik enerjisiyle birleşince mavi ışık yaymaktadır. Ancak bu plakalar hemen eridiği için tam olarak verim alınamamaktadır. İnsanlar ampulü icat ederken mum, gazyağı ve bunun gibi pek çok maddeyi denemiş ancak kesin bir sonuç alınamamıştı. Edison’un aklına elektrik enerjisiyle çalışan bir ampül icat etme fikri işte burada geldi. Bunun için Edison plakalar yerine başka bir dayanıklı maddenin olması gerektiğini düşünüyordu. Bunun için pek çok eşya ve madde üzerinde elektrik çalışmaları yapmaya başladı. Kurduğu kırk kişilik bir ekiple çalışmalarını gece gündüz devam ettiren Edison burada elektriğin kızgın hale getirdiği ama uzun süre buna dayanan bir madde arayışı içerisindeydi. Kimi maddeler uzun süreli olmasına rağmen çok pahalıydı, kimisi ise ucuz ama kalitesizdi. Edison hem ucuz hem de dayanıklı bir madde arıyordu. Araştırmalar bir türlü sonuç vermiyordu. Artık bu durumdan Edison’un arkadaşları da sıkılmış ve çalışmayı bırakmayı teklif etmişlerdi. Ancak Edison her şeye rağmen çalışmaya devam etmek istiyordu. O güne kadar 2 binden fazla madde üzerinde çalışmış ve hepsinde başarısız olmuşlardı. Bir gün ofisinde dalgın bir şekilde otururken düğmesinden bir iplik parçası sarktığını gördü. Birden aklına bir fikir geldi ve laboratuvara gitti. Arkadaşlarına bir avuç iplik bulmalarını söyledi. İplikler kömürleştirildi ve elektrik verildi. İplikler iki plakanın arasına yerleştirildi ve etrafı havasız bir camla kapatıldı. Elektrik verilince lambanın içinde sarı bir ışık oluştu. Bu ampülü saatlerce yakmalarına rağmen ışık sönmedi. Sonunda ampül için dayanıklı bir madde bulmuşlardı. Bundan sonra 14 bin ampulü böylece ürettiler. 900 binada elektrik şebekesi kuruldu ve ampuller bu binalara tek tek yerleştirildi. 1882 yılında ABD’de onlarca mahalle artık ışıl ışıldı. Bu büyük icat sayesinde artık her ev kolaylıkla aydınlatılabiliyordu. Bu icatla birlikte Edison’un ünü her yerde duyuldu. Ampulün İcadı Hikayesi Yazımız Hakkında Yorumlarınızı Aşağıda Hemen Bizimle Paylaşabilirsiniz.
Jomo Kenyatta’dan yaptığımız şu alıntı, çocuğunuzun rehberi ve geleceğinin şekillendiricisi olan Sizlerin hoşuna gidecektir “Çocuklarımız geçmişin kahramanlarını öğrenebilirler, bizim görevimiz kendimizi geleceğin mimarları yapmaktır.” Mucitlerin çocuklarımıza öğretecekleri en önemli şey, inşa ettiğimiz, icat ettiğimiz veya geliştirdiğimiz herşeyin bir selefi öncüsü olduğu gerçeğidir. Bazı buluşlar veya geliştirmeler bir başkasının buluş veya geliştirmesinin filizleridir. En başa giderseniz, doğanın “tasarımlarını” incelemek buluşların kaynağı olmuştur. Çocuklarınızın seveceğini ve ilham alacağını düşündüğümüz üç mucit şunlardır Benjamin Franklin ABD’nin kurucusunun uzun ve zengin bir kariyeri vardı yayımcı, halk kütüphanesinin ve itfaiye departmanının yaratıcısı, aynı zamanda bir diplomat. Zihni etrafındaki sorunlara odaklanmış ve cevaplar ararken bilime de merak sardı. Karıncalar, hava koşulları ve hatta ısı transferi konularını araştırdı, sonucunda yeni bir ocak tasarladı. Pozitif, negatif gibi O’nun elektriği tanımlamakta kullandığı dili hala kullanıyoruz. Evet, günümüzde bilim çok daha geniş ve karmaşık. Ancak Benjamin Franklin’in dünyasında dolaşmak bilimsel kavramları çok daha gerçekçi hale getirebilir, herkesi meraklı ve gözlemci kılabilir ve yeni çözümler bulmak için teşvik edebilir. Wright kardeşler Uçan bir makina yapma konusundaki birçok başarısız denemenin ardından, bisiklet dükkanı işleten bu iki kardeş bu konuya meydan okumaya karar verdiler. Kuş kanatlarının şekli ve işlevinden esinlenerek 1896 yılında başladıkları planör tasarlama işini nihayet bunlardan birinin başarıyla havada kaldığı 1902 yılına kadar sürdürdüler. Bundan bir yıl sonra bisiklet dükkanlarındaki tamirciye hafif bir motor üretme görevini verdiler ve uçan makina doğdu. Bu kardeşlerin hikayesini çocuğunuzla konuşurken sondan başa doğru gidin. İcatları onları dünyaca ünlü kıldı, bundan önce yıllarını belirsizlik içinde çalışarak geçirdiler. Grace Hopper Bu matematik profesörü muhtemelen o zamanlar farkında değildi, fakat çalışmaları bizi teknolojide ilerletti. Hopper, Bilim’de Kadınlar Dünyayı Değiştiren 50 Korkusuz Öncü isimli kitapta yer alan yenilikçilerden biri. İkinci Dünya Savaşı’ndaki mücadeleyi desteklemek için 37 yaşında Amerikan Ordusuna katıldı ve Harvard Üniversitesi’ndeki ilk bilgisayarda çalışmak üzere görevlendirildi. Bilgisayarlar hakkında ne biliyordu? “Hiç birşey ilk bilgisayardı” diye anlattı. Bilgisayar makinası metre uzunluğunda, metre yüksekliğinde ve yine metre derinliğindeydi. 1980 yılındaki röportajda, söylediği gibi o bilgisayardaki tüm bilgileri bugün küçük bir çipin bir köşesine sığdırabilirsin. Bir gün Müdürü O’ndan bir kitap yazmasını istedi; bilgisayar için kullanım kılavuzu. Bu kılavuz daha sonra COBAL adlı bilgisayar dilinin temeli oldu. Günümüzde modası geçmiş olsa da, 0n yıllar boyunca yaygın olarak kullanıldı ve işyerlerinde dönüşümler yarattı. STEM alanlarına bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik ilişkin bilgilerimizi geliştiren öncüler hakkındaki birçok biyografi kitabından birini alın ve çocuklarınızla öğrenmeye başlayın. Elbette Bricks4Kidz atölyelerinde Legolarla modeller yapmak, onlara gerekli olan araçları ve ilham kaynağını verecektir.
bir buluş hikayesi ödev kısa