🪐 De Ki Ile Başlayan Ayetler

Ey Peygamber diye başlayan Ayetler. ENFAL 8/64. Ey Peygamber! Allah’ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.*. ENFAL 8/65. Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. HümezeSuresi, 1. ayet: Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline; Bakara Suresi, 14. ayet: İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: "Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz." İnsan oğluna iyilik yarasa, sarı öküze bıçak olmazdı. Türk atasözü. İnsana çok iyilik yaramaz. Türk atasözü. İyiliğe iyilik yap, kötülüğe kötülük yapma. Türk atasözü. İyilik dile komşuna, iyilik gelsin başına. Türk atasözü. İyilik eden iyilik görür. / iyilik eden iyilik bulur. Tüm dini bilgiler, Kuran-ı Kerim ile alakalı herşey, Ayetler, Sureler, Hz.Muhammed (S.a.v) hayatı ve hakkında genel bilgiler, Farz namazlar ve diğer tüm namazların detayları, güncel hutbeler ve tüm dini detayları sizlerle buluşturuyoruz. Ve bunları belirlemenin karinesi de vardır. ” “den tâ nidasına kadar bu sûrenin başındaki hitabın ilk önce ve bizzat Resulullah’a yönelik olması ve bir de vahyin inme şekli ile ilgili hadisler göz önünde bulundurulunca diyebileceğiz ki, bu sesler Kur’ân inerken Hazreti Muhammed’in kulağında bir özellik ile Ancak28. âyeti ile 83 ve 101. âyetlerinin Medine’de indiği rivayeti de vardır.Nüzûl sebebi olarak tefsir ve siyer kaynaklarında şöyle bir olay anlatılmaktadır: Müslümanların sayısının çoğalması üzerine müşrikler, Resûlullah’ın peygamber olup olmadığını araştırmak için Nadr b. Hâris ile Utbe b. Necmsuresi Mekke’de 23. sırada inmiştir. Surenin indiği dönemde, atalarının dininden ve ahireti yalanlamaktan vazgeçmeyen müşriklerin, kendilerini uyaran peygambere ve ona inanan bir avuç insana yaptıkları dayanılması zor işkenceler halen devam etmekte idi. Bu nedenle peygamberimiz, tarihi kaynaklara göre 16 kişilik bir Şükretmenin önemi ile ilgili ayetler nelerdir? Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah içindir. (Fâtiha suresi, 2. ayet.) Yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. 7J8ibIM. ► Kullarım sana, benden soracak olurlarsa, şüphesiz ki ben onlara yakınım. Dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki akıl, doğruluk ve olgunluk sahibi olan rüşt ehlinden olsunlar. 2/Bakara 186 Kur’ân’da “Sana sorarlarsa...” diye başlayan birçok ayet vardır. Tüm bu ayetlerde cevap kısmı “De ki...” diyerek başlar. Tek istisnası bu ayettir. Allah cc kendisini kullarına tanıtırken “De ki” lafzının dahi kendisi ile kulları arasına girmesine razı olmamıştır. Affedilmez bir günah olan şirkin kısımlarından biri de; Allah’tan cc başkasına dua etmek, darda kalındığında ölü, diri ya da türbelerden medet ummaktır. Bu şirkin en belirgin sebeplerinden biri, Allah’ı cc uzak görmek ve O’na cc yakınlaşmak için aracıya ihtiyaç olduğuna inanmaktır. Allah cc bu ayette şirk mantığını çürütmüş ve kullarına yakın olduğunu, dua edenlere doğrudan icabet edeceğini belirtmiştir. Şirk mantığı ve çürütülmesine dair bk. 4/Nisâ, 48; 5/Mâide, 35; 6/En’âm, 136; 10/Yûnus, 18; 34/Sebe’, 22-23 ► Allah pis ile temizi birbirinden ayırmadan, siz müminleri bulunduğunuz hâl üzere öylece bırakacak değildir. Allah sizi gayba muttali kılacak da değildir. Fakat Allah gaybı bildirmek için resûllerden dilediğini seçer. Allah’a ve resûllerine iman edin. Şayet iman eder ve sakınıp korkarsanız, sizin için büyük bir ecir vardır. 3/Âl-i İmran 179 ► “Rabbimiz! Şüphesiz ki biz Rabbinize iman edin!’ diye imana davet eden bir davetçiyi işittik ve iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve Ebrar olanlarla çokça iyilik yapanlarla beraber canımızı al.” 3/Âl-i İmran 193 ► Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin. Sizden olan Müslim/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen yöneticilere de itaat edin. Herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, şayet Allah’a ve Ahiret Günü'ne inanıyorsanız o meseleyi çözmek için Allah’a ve Resûl’e götürün. Bu, daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. 4/Nisâ 59 İnsanlar dinî ve dünyevi meselelerde ihtilafa düşebilirler. İhtilaf ve anlaşmazlık durumunda insanlar iki kısma ayrılırlar 1. Allah’a cc ve Ahiret Günü'ne iman etmiş müminler Bunlar tüm meseleleri Allah’a cc Kitab’a ve Resûl’üne sav Sünnet’e götürürler. Bunlar, iman iddiasında samimi oldukları için ahiretlerini; daha hayırlı bir sonuç aldıkları için de dünyalarını kurtaran bahtiyarlardır. bk. 24/Nûr, 51 2. İnkâr etmekle emrolundukları hâlde tağutu reddetmeyen sapkınlar Bunlar dinî ve dünyevi bir meselede anlaşmazlığa düştüklerinde Kitab’ın ve Sünnet’in hakemliğine razı olmayan kimselerdir. Sorunlarını beşerî kanunlarla hükmeden mahkemelerde, atalarının örfünde, Kitab’a ve Sünnet’e açıkça muhalefet eden din bilginlerinin fetvalarında, taassubun gözlerini kör ettiği dinî veya siyasi mezheplerinin ilkeleriyle çözmeye çalışırlar. Nisâ Suresi 60. ayet-i kerime bunları anlatmaktadır. bk. 24/Nûr, 47-50 ► Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem tayin edip, verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan ve tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar. 4/Nisâ 65 Ayet, 59. ayette geçen hükmü pekiştirmektedir. Sorunlarını Resûl’e sav götürmeyenler, onun böyle bir yetkisi olmadığını söyleyenler ya da ağızlarıyla bu yetkiyi verdikleri hâlde pratikte farklı davrananlar ayetin kapsamındalardır. ► Ey insanlar! Şüphesiz ki Resûl, Rabbinizden hak ile size gelmiştir. O’na iman edin. Bu sizin için en hayırlı olandır. Şayet inkâr ederseniz şüphesiz ki göklerde ve yerde olanların tamamı Allah’a aittir. Allah her şeyi bilen Alîm, hüküm ve hikmet sahibi olan Hakîm’dir. 4/Nisâ 170 ► Ey Ehl-i Kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah’a dair hak olandan başka bir söz söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesih ancak Allah’ın Resûlü ve Meryem’e babasız doğması için “Ol!” diyerek ilka ettiği kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve resûllerine iman edin. “İlahımız üçtür.” demeyin. Bu batıla son verin. Bu sizin için daha hayırlı olur. Ancak Allah tek bir ilahtır. O bir çocuğunun olmasından münezzehtir. Göklerde ve yerde olanların tamamı O’na aittir. Vekil olarak Allah yeter. 4/Nisâ 171 ► İman edip salih amel işleyenlere gelince; onlara ecirlerini eksiksiz verecek, lütuf ve ihsanından fazla fazla arttıracaktır. Kim de Allah’a kulluk yapmaktan çekinir ve büyüklenirse, onlara can yakıcı bir azapla azap edecek ve onlar kendileri için Allah’ın dışında ne bir dost ne de yardımcı bulabileceklerdir. 4/Nisâ 173 ► Allah’a iman edip O’na tutunanlara gelince, onları kendinden olan bir rahmete, lütuf ve ihsana dâhil edecek ve sonunda Allah’a ulaşacakları dosdoğru yola hidayet edecektir. 4/Nisâ 175 ► Hani havarilere “Bana ve Resûlüme iman edin.” diye vahyetmiştim. Demişlerdi ki “İman ettik. Şahit ol ki biz, gerçekten Müslimleriz/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullarız.” 5/Mâide 111 ► De ki “Ey insanlar! Şüphesiz ki ben, Allah’ın tümünüze yolladığı Resûl’üyüm. O Allah ki göklerin ve yerin hâkimiyeti/egemenliği O’na aittir. O’ndan başka ibadeti hak eden hiçbir ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Allah’a ve Resûl'ü olan ümmi Nebi’ye iman edin. O Nebi, Allah’a ve O’nun kelimelerine iman eder. Ona uyun ki, hidayet bulasınız.” 7/A'râf 158 ► Allah’ı bırakıp da sana fayda ve zarar vermeyecek olan varlıklara dua etme! Şayet böyle yaparsan hiç kuşkusuz, zalimlerden/müşriklerden olursun. 10/Yûnus 106 104-106. ayetler, Allah Resûlü’ne sav tevhid üzere olması ve bunu ilan etmesinin emredildiği ayetlerdir. Tevhidin özü kulluk, kulluğun özü ibadet, ibadetin özü de duadır. Resûl sav dahi olsa Allah’ı cc bırakıp kendilerine bile fayda ve zararı olmayan, yaratamayan, rızık veremeyen, ölüm ve hastalığı kendilerinden savamayan varlıklara dua edenler zalimlerden yani müşriklerden olurlar. ► Zina yapan kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Şayet Allah’a ve Ahiret Günü'ne inanıyorsanız, onlara Allah’ın dinini/yasasını uygularken, o ikisine acıyacağınız tutmasın. Onların cezasına müminlerden bir topluluk şahitlik etsin. 24/Nûr 2 ► “Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine icabet edin ve ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi can yakıcı azaptan korusun.” 46/Ahkâf 31 ► Allah’a ve Resûl’üne iman etmeniz, onu desteklemeniz, ona saygı duymanız ve sabah akşam Allah’ı tesbih etmeniz için. 48/Fetih 9 ► Allah’a ve Resûl’üne iman edin. Sizi, kendisinde yetkili kıldığı mallardan infak edin. Sizden iman edip infakta bulunanlara büyük bir mükâfat vardır. 57/Hadîd 7 ► Size ne oluyor ki; Resûl sizi Rabbinize iman etmeye davet ettiği hâlde, Allah’a iman etmiyorsunuz? Hem muhakkak ki sizden, iman edeceğinize dair kesin bir söz almıştı. Şayet iman etmiş kimselerseniz bu çağrının ve sözünüzün gereğini yerine getirin. 57/Hadîd 8 ► Ey iman edenler! Sizi can yakıcı azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? 61/Saff 10 ► Allah’a ve Resûl’üne iman edersiniz, mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Şayet bilirseniz bu sizin için en hayırlı olandır. 61/Saff 11 ► Allah’a, Resûl’üne ve indirdiğimiz nura iman edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. 64/Teğabûn 8 ► Sizi Toplanma Günü için bir araya getireceği gün, işte o gün Teğabûn/Aldanma Günüdür. Kim Allah’a iman eder ve salih amel işlerse, onun kusurlarını örter ve onu altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Büyük kurtuluş/kazanç budur işte. 64/Teğabûn 9 ► Allah’ın izni olmadan hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini hidayet eder. Allah, her şeyi bilendir. 64/Teğabûn 11 Ynt "ç" Harfi ile başlayan ayetler ÇOCUK KELİMESİ İLE İLGİLİ AYETLER Rahman ve Rahim olan Allah&039;ın adıyla * Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı. BAKARA SURESİ / 49 * Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu peygamberi, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. BAKARA SURESİ / 146 * Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların annelerin yiyeceği, giyeceği bilinen örfe uygun olarak, çocuk kendisinin olana babaya aittir. Kimseye güç yetireceğinin dışında yük ve sorumluluk teklif edilmez. Anne, çocuğu, çocuk kendisinin olan baba da çocuğu dolayısıyla zarara uğratılmasın; mirasçı üzerinde ki sorumluluk ve görev de bunun gibidir. Eğer anne ve baba aralarında rıza ile ve danışarak çocuğu iki yıl tamamlanmadan sütten ayırmayı isterlerse, ikisi için de bir güçlük yoktur. Ve eğer çocuklarınızı bir süt anneye emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun olarak ödedikten sonra size bir sorumluluk yoktur. Allah&039;tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görendir. BAKARA SURESİ / 233 * Musa&039;dan sonra İsrailoğullarının önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldık." demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı öngörüldüğü zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir. BAKARA SURESİ / 246 * Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, üzümlerden bir bahçesi olsun, içinde kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, üstelik zayıf ve küçük çocukları olsun böyle bir durumda iken ona bahçesine ateşli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. İşte Allah size ayetleri böyle açıklar, ki düşünesiniz. BAKARA SURESİ / 266 * Şüphesiz inkâr edenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah&039;tan gelecek azaba karşı hiç bir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar. AL-İ İMRAN SURESİ / 10 * "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. Fakat Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir." AL-İ İMRAN SURESİ / 47 * Gerçekten inkâr edenlerin ise, ne malları, ne çocukları, onlara Allah&039;tan yana bir şey sağlayamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli olarak kalacaklardır. AL-İ İMRAN SURESİ / 116 * Arkalarında bıraktıkları zayıf çocuklardan dolayı korku duyanların, vasiyetleri altında olanlar için de içleri ürpertiyle titresin. Allah&039;tan korksunlar ve onlara doğru söz söylesinler. NİSA SURESİ / 9 * Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise ölünün geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın veya kız bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. Ölenin Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir&039;dir. Ancak bu hükümler, ölenin Ettiği vasiyet veya varsa borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar Allah&039;tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. NİSA SURESİ / 11 * Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da ayıracakları borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların kadınlarınızındır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların kadınlarınızındır. Yine bu hükümler, Edeceğiniz vasiyet veya varsa borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da varsa borçtan sonra- üçte bir&039;de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. Bu size Allah&039;tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, kullara yumuşak olandır. NİSA SURESİ / 12 * Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli koruyucu sahib gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? NİSA SURESİ / 75 * Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz&039;aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol çıkış bulamayanlar başka. NİSA SURESİ / 98 * Kadınlar konusunda senden fetva isterler. De ki "Onlara ilişkin fetvayı size Allah veriyor. Bu fetva, Kendilerine yazılan hakları veya mirası vermediğiniz ve kendilerini nikahlamayı istediğiniz yetim kadınlar ve zayıf çocuklar hakkında ile yetimlere karşı adaleti ayakta tutmanız konusunda size Kitap&039;ta okunmakta olanlardır. Hayır adına her ne yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. NİSA SURESİ / 127 * Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah&039;a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah&039;ın elçisi ve kelimesidir. Onu &039;OL&039; kelimesini Meryem&039;e yöneltmiştir ve O&039;ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah&039;a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. Bundan kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O&039;nundur. Vekil olarak Allah yeter. NİSA SURESİ / 171 * Senden fetva isterler. De ki "Allah, &039;çocuksuz ve babasız olanın kelale&039;nin&039; mirasına ilişkin hükmü açıklar. Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir. Ama ölen kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi erkek kardeşi ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama mirasçılar erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, her şeyi bilendir. NİSA SURESİ / 176 * Yahudi ve Hristiyanlar "Biz Allah&039;ın çocuklarıyız ve sevdikleriyiz" dedi. De ki "Peki, ne diye sizi günahlarınızdan dolayı azablandırıyor? Hayır, siz O&039;nun yarattığından birer beşersiniz. O, dilediğini bağışlar, dilediğini azaplandırır. Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Allah&039;ındır. Son varış O&039;nadır." MAİDE SURESİ / 18 * Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır. EN&039;AM SURESİ / 20 * Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O&039;nun nasıl bir çocuğu olabilir? O&039;nun bir eşi zevcesi yoktur. O, her şeyi yaratmıştır. O, her şeyi bilendir. EN&039;AM SURESİ / 101 * Yine bunun gibi onların ortakları, müşriklerden çoğuna çocuklarını öldürmeyi süslü gösterdiler. Hem onları helake düşürmek, hem kendi aleyhlerinde dinlerini karmakarışık kılmak için. Allah dileseydi bunu yapmazlardı; sen onları ve düzmekte oldukları iftiraları bırak. EN&039;AM SURESİ / 137 * Çocuklarını hiç bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah&039;a karşı yalan yere iftira düzüp Allah&039;ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır. EN&039;AM SURESİ / 140 * De ki "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım O&039;na hiç bir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de, onların da rızıklarını biz vermekteyiz- Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah&039;ın öldürülmesini haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye emr etti; umulur ki akıl erdirirsiniz." EN&039;AM SURESİ / 151 * Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki "Musa ve kavmini bu toprakta Mısır&039;da bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terketmeleri için mi serbest bırakacaksın?" Firavun Dedi ki "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz." A&039;RAF SURESİ / 127 * O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu eşini örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla bir süre gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah&039;a dua ettiler "Eğer bize salih bir çocuk verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız." A&039;RAF SURESİ / 189 * Ama O, onlara Adem&039;in çocukları erkek ve kadınlara salih bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey konusunda O&039;na ortaklar kılmaya başladılar. Allah, onların şirk koştuklarından yücedir. A&039;RAF SURESİ / 190 * Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir imtihan konusudur. Allah yanında ise büyük bir mükafaat vardır. ENFAL SURESİ / 28 * De ki "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah&039;tan, O&039;nun Resûlü&039;nden ve O&039;nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah&039;ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. TEVBE SURESİ / 24 * Şu halde onların malları ve çocukları seni imrendirmesin; Allah bunlarla ancak onları dünya hayatında azablandırmak ve canlarının inkâr içindeyken zorlukla çıkmasını ister. TEVBE SURESİ / 55 * Sizden önceki münafıklar ve kâfirler gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de dünyaya ve zevke dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri amelleri boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır. TEVBE SURESİ / 69 * "Allah çocuk edindi" dediler. O, bundan yücedir; O, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır. Göklerde ve yerde ne varsa O&039;nundur. Kendinizde buna ilişkin bir delil de yoktur. Allah&039;a karşı bilmeyeceğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? YUNUS SURESİ / 68 * Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını kuyuya su almak için gönderdiler. O da kovasını sarkıttı. "Hey müjde... Bu bir çocuk." dedi. Ve onu kuyudan çıkarıp &039;ticaret konusu bir mal&039; olarak sakladılar. Oysa Allah, yapmakta olduklarını bilendi. YUSUF SURESİ / 19 * Ve dedi ki "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah&039;tan hiç bir şeyi sağlayamam gideremem. Hüküm yalnızca Allah&039;ındır. Ben O&039;na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O&039;na tevekkül etmelidirler." YUSUF SURESİ / 67 * Andolsun, senden önce de elçiler gönderdik, onlara eşler ve çocuklar verdik. Allah&039;ın izni olmaksızın hiç bir elçiye herhangi bir ayeti mucizeyi getirmek olacak iş değildi. Her ecel tesbit edilmiş süre için bir kitap yazı, hüküm, son vardır. RA&039;D SURESİ / 38 * Hani Musa kavmine şöyle demişti "Allah&039;ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın; hani O sizi Firavun ailesinden kurtarmıştı, onlar sizi en dayanılmaz işkencelere uğratıyor, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir sınav vardır." İBRAHİM SURESİ / 6 * Hani İbrahim şöyle demişti "Bu şehri güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut." İBRAHİM SURESİ / 35 * "Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye öyle yaptım, böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler." İBRAHİM SURESİ / 37 * Dediler ki "Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz." HİCR SURESİ / 53 * Ve Allah&039;a kızlar isnad ediyorlar, haşa O yücedir. Hoşlandıkları erkek çocuklar da kendilerinindir. NAHL SURESİ / 57 * Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Şimdi onlar, batıla mı inanıyorlar ve Allah&039;ın nimetini inkar mı ediyorlar? NAHL SURESİ / 72 * Ey Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın çocukları! Şüphesiz o, şükreden bir kuldu. İSRA SURESİ / 3 * Sonra onlara karşı size tekrar &039;güç ve kuvvet verdik&039;, size mallar ve çocuklarla yardım ettik ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık. İSRA SURESİ / 6 * Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir hata suç ve günahdır. İSRA SURESİ / 31 * "Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun." Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. İSRA SURESİ / 64 * Ve de ki "Övgü hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da ihtiyacı bulunmayan Allah&039;adır." Ve O&039;nu tekbir edebildikçe tekbir et. İSRA SURESİ / 111 * Bu Kur&039;an "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp-korkutur. KEHF SURESİ / 4 * "Bağına girdiğin zaman, &039;Maşaallah, Allah&039;tan başka kuvvet yoktur&039; demen gerekmez miydi? Eğer beni mal ve çocuk bakımından senden daha az güçte görüyorsan." KEHF SURESİ / 39 * Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür; sürekli olan &039;salih davranışlar&039; ise, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır. KEHF SURESİ / 46 * Böylece ikisi yine yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. Musa Dedi ki "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın." KEHF SURESİ / 74 * "Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü&039;min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkâr zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk." KEHF SURESİ / 80 * "Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; bu, Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim özel görüşüm olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." KEHF SURESİ / 82 * Allah buyurdu "Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; biz bundan önce ona hiç bir adaş kılmamışız." MERYEM SURESİ / 7 * Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik. MERYEM SURESİ / 12 * Demişti ki "Ben, yalnızca Rabbinden gelen bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için buradayım." MERYEM SURESİ / 19 * O "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiç bir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz bir kadın değilken" dedi. MERYEM SURESİ / 20 * "İşte böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için bu çocuk olacaktır." Ve iş de olup bitmişti. MERYEM SURESİ / 21 * Bunun üzerine ona çocuğa işaret etti. Dediler ki "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?" MERYEM SURESİ / 29 * Allah&039;ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona "Ol" der, o da hemen oluverir. MERYEM SURESİ / 35 * Ayetlerimizi inkar edip, bana "Elbette mal ve çocuklar verilecektir" diyeni gördün mü? MERYEM SURESİ / 77 * "Rahman çocuk edinmiştir" dediler. MERYEM SURESİ / 88 * Rahman adına çocuk öne sürdüklerinden ötürü bunlar olacaktı. MERYEM SURESİ / 91 * Rahman olan Allaha çocuk edinmek yaraşmaz. MERYEM SURESİ / 92 * "Rahman olan Allah çocuk edindi" dediler. O, bu yakıştırmadan yücedir. Hayır, onlar melekler ikrama layık görülmüş kullardır. ENBİYA SURESİ / 26 * Irzını koruyan Meryem; biz ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık. ENBİYA SURESİ / 91 * Onlar sanıyorlar mı ki, kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla MÜ&039;MİNUN SURESİ / 55 * Biz onların hayırlarına koşuyoruz veya yardım ediyoruz? Hayır, onlar şuurunda değiller. MÜ&039;MİNUN SURESİ / 56 * Allah, hiç bir çocuk edinmemiştir ve O&039;nunla birlikte hiç bir ilah yoktur; eğer olsaydı, her bir ilah elbette kendi yarattığını götürüverirdi ve ilahların bir kısmına karşı üstünlük sağlardı. Allah, onların nitelendiregeldiklerinden yücedir. MÜ&039;MİNUN SURESİ / 91 * Mü&039;min kadınlara da söyle "Gözlerini harama çevirmekten kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü kapatacak şekilde koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan arzusuz veya iktidarsız hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah&039;a tevbe edin ey mü&039;minler, umulur ki felah bulursunuz." NUR SURESİ / 31 * Sizden olan çocuklar, erginlik çağına erdikleri zaman, kendilerinden öncekilerin izin istediği gibi, bundan böyle izin istesinler. İşte Allah, ayetlerini size böyle açıklar. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. NUR SURESİ / 59 * Göklerin ve yerin mülkü O&039;nundur; çocuk edinmemiştir. O&039;na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir. FURKAN SURESİ / 2 * Gittiler ve Firavun Dedi ki "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?" ŞUARA SURESİ / 18 * &039;Malın da, çocukların da bir yarar sağlayamadığı günde." ŞUARA SURESİ / 88 * "Size hayvanlar, çocuklar vererek yardım etti." ŞUARA SURESİ / 133 * Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde Mısır&039;da büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı. KASAS SURESİ / 4 * Ey insanlar, Rabb&039;inizden korkup-sakının ve öyle bir günün azabından çekinip-korkun ki, o gün hiç bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve hiç bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek durumda değildir. Şüphesiz Allah&039;ın va&039;di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcılar da sizi Allah ile aldatmasın. LOKMAN SURESİ / 33 * Allah, bir adamın kendi göğüs boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız zı****a bulunduğunuz eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin öz çocuklarınız saymadı. Bu, sizin yalnızca ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve doğru olan yola yöneltip-iletir. AHZAB SURESİ / 4 * "Rabbim, bana salihlerden olan bir çocuk armağan et." SAFFAT SURESİ / 100 * Biz de onu halim bir çocukla müjdeledik. SAFFAT SURESİ / 101 * Şimdi sen onlara sor -Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı? SAFFAT SURESİ / 149 * Allah, Kızları, erkek çocuklara tercih mi etmiş? SAFFAT SURESİ / 153 * Eğer Allah, çocuk edinmek isteseydi, yarattıklarından dilediğini elbette seçerdi. O, yücedir; O, bir olan, kahredici olan Allah&039;tır. ZÜMER SURESİ / 4 * Böylece, o, katımızdan kendilerine bir hak ile geldiği zaman, dediler ki "Onunla birlikte iman edenlerin erkek çocuklarını öldürün; kadınlarını ise sağ bırakın." Ancak kafirlerin hileli-düzeni boşa çıkmakta olandan başkası değildir. MÜ&039;MİN SURESİ / 25 * Oysa onlardan biri, O, Rahman olan Allah için verdiği örnek ile kız çocuğunun doğumuyla müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur. ZUHRUF SURESİ / 17 * De ki "Eğer Rahman olan Allah&039;ın çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum." ZUHRUF SURESİ / 81 * Onlar yemeyince Bunun üzerine içine bir tür korku düştü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir erkek çocuk müjdesini verdiler. ZARİYAT SURESİ / 28 * Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, &039;eğlence türünden tutkulu bir oyalama&039;, bir süs, kendi aranızda bir övünme süresi ve konusu, mal ve çocuklarda bir &039;çoğalma-tutkusu&039;dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin veya kafirlerin hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah&039;tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk rıza vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir. HADİD SURESİ / 20 * Ne malları, ne çocukları onlara Allah&039;a karşı hiç bir şeyle yarar sağlamaz. Onlar, ateşin halkıdır, içinde süresiz kalacaklardır. MÜCADELE SURESİ / 17 * Allah&039;a ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavim topluluk bulamazsın ki, Allah&039;a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi ve dostluk bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri soyları olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O&039;ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah&039;ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah&039;ın fırkası olanlar, felah umutlarını gerçekleştirip kurtuluş bulanların ta kendileridir. MÜCADELE SURESİ / 22 * Ne yakın akrabalarınız, ne çocuklarınız kıyamet günü size bir yarar sağlayamaz. Allah Sizin aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı görendir. MÜMTEHİNE SURESİ / 3 * Ey Peygamber, mü&039;min kadınlar, Allah&039;a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak, ma&039;ruf iyi, güzel ve yararlı bir iş konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah&039;tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. MÜMTEHİNE SURESİ / 12 * Ey iman edenler, ne mallarınız, ne çocuklarınız sizi Allah&039;ı zikretmekten &039;tutkuya kaptırarak-alıkoymasın&039;; kim böyle yaparsa, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. MÜNAFİKUN SURESİ / 9 * Ey iman edenler, gerçek şu ki, sizin eşlerinizden ve çocuklarınızdan bir kısmı sizler için birer düşmandırlar. Şu halde onlardan sakının. Yine de affeder, hoş görür kusurlarını yüzlerine vurmaz ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. TEĞABÜN SURESİ / 14 * Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitne bir denemedir. Allah ise, büyük ecir en güzel karşılık O&039;nun katında olandır. TEĞABÜN SURESİ / 15 * Mal servet ve çocuklar sahibi oldu diye, KALEM SURESİ / 14 * "Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size ürün yüklü bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin." NUH SURESİ / 12 * Nuh "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi arttırmayan kimselere uydular." NUH SURESİ / 21 * Elbette, Rabbimizin şanı yücedir. O, ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk." CİN SURESİ / 3 * Eğer inkâr edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız? MÜZZEMMİL SURESİ / 17 * Göz önünde-hazır çocuklar verdim. MÜDDESSİR SURESİ / 13 * Eşinden ve çocuklarından, ABESE SURESİ / 36 [glow=red,2,300]Yüzü Dost,Özü Düşmandan usandım, Dili Mümin Kalbi Şeytandan usandım, Dostum, Herkesin Kahrı Çekilirde Ben DAVASIZ MÜSLÜMAN dan usandım.[/glow] DE Kİ DİYE BAŞLAYAN AYETLEREy Muhammed, onlara Şayet iddia ettiğiniz gibi ahiret yurdu Allah katında diğer insanlara değil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin bakalım, de. 2/94Ehl-i kitap Yahudiler yahut hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de. 2/111Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır. 2/120Yahudiler ve hıristiyanlar müslümanlara Yahudi ya da hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler. De ki Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim'in dinine uyarız. O, müşriklerden değildi. 2/135De ki Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbiniz olduğu halde, O'nun hakkında bizimle tartışmaya mı girişiyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size aittir. Biz O'na gönülden bağlananlarız. 2/139Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâtın yahudi, yahut hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah tarafından kendisine bildirilmiş bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir. 2/140Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmîlere de "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir. 3/20De ki İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir. 3/29Resûlüm! De ki Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir. 3/31De ki Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez. 3/32Resûlüm! de ki Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz. 3/64"Ey Kitap ehli! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyle uygulamadıkça, doğru bir şey yol üzerinde değilsinizdir" de. Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme. 5/68De ki Yeryüzünde dolaşın, sonra peygamberleri yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın! 6/11Onlara Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar. 6/12De ki Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim! De ki Bana müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma! denildi. 6/14De ki Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün kıyametin azabından korkarım. 6/15De ki Hangi şey şahadetçe en büyüktür? De ki Hak peygamber olduğuma dair benimle sizin aranızda Allah şahittir. Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber başka tanrılar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? De ki "Ben buna şahitlik etmem." "O ancak bir tek Allah'tır, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım" de. 6/19De ki Ne dersiniz; size Allah'ın azabı gelse veya o kıyamet gelip çatıverse size, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin bakalım! 6/40De ki Ne dersiniz; eğer Allah kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör eder, kalplerinizi de mühürlerse bunları size Allah'tan başka hangi tanrı geri verebilir! Bak, delilleri nasıl açıklıyoruz. Onlar hâla yüz çeviriyorlar! 6/46De ki Söyler misiniz; size Allah'ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan başkası mı helâk olur? 6/47De ki Ben size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz? 6/50De ki Allah'ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki Ben sizin arzularınıza uymam, aksi halde sapıtırım da hidayete erenlerden olmam. 6/56De ki Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz azap benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır. 6/57De ki Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar veremeyecek olan şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra şeytanların saptırıp şaşkın olarak çöle düşürmek istedikleri, arkadaşlarının ise "Bize gel! " diye doğru yola çağırdıkları şaşkın kimse gibi gerisin geri inkârcılığa mı döndürüleceğiz? De ki Allah'ın hidayeti doğru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir. 6/71İşte o peygamberler Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. De ki Ben buna peygamberlik görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu Kur'an âlemler için ancak bir öğüttür. 6/90De ki Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Yurdun dünyanın sonunun kimin lehine olduğunu yakında bileceksiniz. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmazlar. 6/135De ki Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. 6/151De ki Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. 6/162O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim. 6/163De ki Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah`a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o, Allah'a ve onun sözlerine inanır iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız. 7/158Ey Muhammed! Yüz çevirirlerse de ki Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir. 9/129De ki "Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz, bilin ki ben Allah'ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat ancak sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu." 10/104İman etmeyenlere de ki Elinizden geleni yapın! Biz de gerekeni yapmaktayız! 11/121Bekleyin! Şüphesiz biz de beklemekteyiz! 11/122Resûlüm! De ki "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki "Allah'tır." O halde de ki "O'nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?" De ki "Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?" Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki Allah her şeyi yaratandır. Ve O, birdir, karşı durulamaz güç sahibidir. 13/16Ey Muhammed! Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahman'ı inkâr ediyorlar. De ki O benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüş sadece O'nadır. 13/30İman eden kullarıma söyle Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan Allah için gizli-açık harcasınlar. 14/31De ki Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım. 15/89De ki Allah'a karşı sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna rağmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler. 21/42De ki Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar. 21/45De ki Bana sadece, sizin ilâhınızın ancak bir tek Allah olduğu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak mısınız? 21/108Eğer yüz çevirirlerse de ki Bana emrolunanı hepinize açıkladım. Artık size vâdolunan şey mahşerde toplanma zamanınız yakın mı uzak mı, bilmiyorum. 21/109De ki Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım. 22/49Eğer seninle münakaşa ve mücâdeleye girişirlerse "Allah yaptığınızı çok iyi bilmektedir" de. 22/68Resûlüm! de ki Eğer biliyorsanız söyleyin bakalım, bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir? 23/84"Allah'a aittir" diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de. 23/85Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir? diye sor. 23/86"Bunlar da Allah'ındır" diyecekler. Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız! de. 23/87Eğer biliyorsanız söyleyin, her şeyin melekûtu mülkiyeti ve yönetimi kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan buna muhtaç olmayan kimdir? diye sor. 23/88"Bunların hepsi Allah'ındır" diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz? de. 23/89De ki Allah'a itaat edin; Peygamber'e de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamber'in sorumluluğu kendisine yüklenen tebliğ görevini yapmak, sizin sorumluluğunuz da size yüklenen görevleri yerine getirmenizdir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygamber'e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır. 24/54Önce en yakın akrabanı uyar. 26/214Sana uyan müminlere merhamet kanadını indir. 26/215Şayet sana karşı gelirlerse de ki Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım. 26/216Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan. 26/217Resûlüm! De ki Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. Allah mı daha hayırlı, yoksa O'na koştukları ortaklar mı? 27/59Onlar mı hayırlı yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? O suyla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirdik. Allah'tan başka bir tanrı mı var! Doğrusu onlar sapıklıkta devam eden bir güruhtur. 27/60Onlar mı hayırlı yoksa yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarından yer altından ve üstünden nehirler akıtan, arz için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! Doğrusu onların çoğu hakikatleri bilmiyorlar. 27/61Onlar mı hayırlı yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! Ne kadar da kıt düşünüyorsunuz! 27/62Onlar mı hayırlı yoksa karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin yağmurun önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen mi? Allah'tan başka bir tanrı mı var! Allah, onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehtir. 27/63Onlar mı hayırlı yoksa ilk baştan yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten hem yerden rızıklandıran mı? Allah'tan başka bir tanrı mı var! De ki Eğer doğru söylüyorsanız siz kesin delilinizi getirin! 27/64De ki Ben ancak, bu şehrin Mekke'nin Rabbine -ki O burayı dokunulmaz kılmıştır- kulluk etmekle emrolundum. Her şey de zaten O'na aittir. Bana müslümanlardan olmam " emredildi. 27/91"Ve Kur'an'ı okumam emredildi. Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki Ben sadece uyarıcılardanım. 27/92Ve şöyle de Hamd Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız ama artık faydası olmayacaktır. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. 27/93Resûlüm! De ki Düşündünüz mü hiç, eğer Allah üzerinizde geceyi ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka size bir ışık getirecek tanrı kimdir? Hâla işitmeyecek misiniz? 28/71De ki Söyleyin bakalım, eğer Allah üzerinizde gündüzü ta kıyamet gününe kadar aralıksız devam ettirse, Allah'tan başka, istirahat edeceğiniz geceyi size getirecek tanrı kimdir? Hâla görmeyecek misiniz? 28/72De ki Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. İşte Allah bundan sonra aynı şekilde ahiret hayatını da yaratacaktır. Gerçekten Allah her şeye kadirdir. 29/20De ki Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde ne varsa bilir. Bâtıla inanıp Allah'ı inkâr edenler var ya, işte ziyana uğrayacaklar onlardır. 29/52Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol verir, dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 29/62Müşriklere de ki Allah'tan başka tanrı saydığınız şeyleri çağırın! Onlar ne göklerde ne de yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahiptirler. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur, Allah'ın onlardan bir yardımcısı da yoktu. 34/22Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefâati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür. 34/23Resûlüm! De ki Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki Allah! O halde biz veya siz, ikimizden biri, ya doğru yol üzerinde veya açık bir sapıklık içindedir. 34/24De ki Bizim işlediğimiz suçtan siz sorumlu değilsiniz; biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz. 34/25De ki Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, her şeyi hakkıyla bilendir. 34/26De ki O'na Allah'a kattığınız ortaklarınızı bana gösterin. Hayır! Bilakis, yegâne galip ve her şeyi hikmetle idare eden ancak Allah'tır. 34/27Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmezler. 34/28Eğer sözünüzde doğru iseniz bu vâdettiğiniz kıyamet ne zaman kopacak? derler. 34/29De ki Size öyle bir gün vâdedilmiştir ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz. 34/30Kâfir olanlar dediler ki Biz hiçbir zaman bu Kur'an'a ve bundan önce gelen kitaplara inanmayacağız. Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf sayılanlar, büyüklük taslayanlara Siz olmasaydınız, elbette biz inanan insanlar olurduk, derler. 34/31Büyüklük taslayanlar, zayıf sayılanlara kıyamet gününde Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç işliyordunuz, derler. 34/32Zayıf sayılanlar da büyüklük taslayanlara Hayır! Gece gündüz işiniz tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz, derler. Artık azabı gördüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar ancak yapmakta oldukları günahları yüzünden cezalandırılırlar. 34/33Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri Biz, size gönderilmiş olan şeyi inkâr ediyoruz, demişlerdir. 34/34Ve dediler ki Biz malca ve evlâtça daha çoğuz, biz azaba uğratılacak da değiliz. 34/35De ki Rabbim, dilediğine bol rızık verir ve dilediğinden kısar; fakat insanların çoğu bilmezler. 34/36Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız. İman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükâfat vardır. Onlar cennet odalarında güven içindedirler. 34/37Ayetlerimizi boşa çıkarmaya çalışanlara gelince, onlar da azapla yüz yüze bırakılacaklardır. 34/38De ki Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve dilediğinden de kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. 34/39Resûlüm! Onlara de ki Size bir tek öğüt vereceğim Allah için ikişer ikişer ve teker teker ayağa kalkın, sonra da düşünün! Arkadaşınızda peygamberde hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir peygamberdir. 34/46De ki Ben sizden bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Ücretim yalnız Allah'a aittir. O, her şeye şahittir. 34/47De ki Kuşkusuz, Rabbim gerçeği ortaya koyar. Çünkü O, gaybı çok iyi bilendir. 34/48De ki Hak geldi; artık bâtıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir. 34/49De ki Eğer haktan saparsam, kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer doğru yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiği Kur'an sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır. 34/50Resûlüm! Söyle Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir. 39/10De ki Bana, dini Allah'a hâlis kılarak O'na kulluk etmem emrolundu. 39/11Bana müslümanların ilki olmam emrolundu. 39/12De ki Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım. 39/13De ki Ben dinimde ihlâs ile ancak Allah'a ibadet ederim. 39/14Ey Allah'a eş koşanlar! Siz de O'ndan başka dilediğinize tapın! De ki Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır. 39/15Resûlüm! De ki Bana Rabbimden apaçık deliller gelince, sizin Allah'ı bırakıp o taptıklarınıza kulluk etmem bana yasaklandı ve bana âlemlerin Rabbine teslim olmam emredildi. 40/66De ki Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana ilâhınızın bir tek İlâh olduğu vahy olunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline! 41/6Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah tarafından bana gelecek şeyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur'an hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayan, esirgeyendir. 46/8De ki Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. 46/9De ki Hiç düşündünüz mü; şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız haksızlık etmiş olmaz mısınız? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. 46/10Resûlüm! De ki Ben ancak Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam. 72/20De ki Doğrusu ben kendi başıma size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim. 72/21De ki Gerçekten bana bir kötülük dilerse Allah'a karşı beni kimse himaye edemez, O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam. 72/22Benim yaptığım ancak Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Artık kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, bilsin ki ona, kendi gibilerle birlikte içinde ebedî kalacakları cehennem ateşi vardır. 72/23Sonunda, tehdit edilip durduklarını azabı, kıyameti gördükleri zaman, kim yardımcı olma bakımından daha güçsüz ve sayıca daha az imiş, bileceklerdir. 72/24De ki Tehdit edilegeldiğiniz azap, yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar, ben bilmem. 72/25Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an. 93/11Resûlüm! De ki Ey kâfirler! 109/1Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam. 109/2Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. 109/3Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. 109/4Evet, siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. 109/5Sizin dininiz size, benim dinim de banadır. 109/6De ki O, Allah birdir. 112/1Allah sameddir. 102/2O, doğurmamış ve doğmamıştır. 103/3Onun hiçbir dengi yoktur. 103/4 Birinize ölüm yaklaştığında, eğer geriye mal bırakıyorsa anasına, babasına ve akrabasına uygun bir vasiyette bulunması, sakınanlara bir borç olmak üzere yazıldı. – Bakara 180 Sayıca binleri buldukları halde ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Bunun üzerine Allah onlara “ölün!” dedi. Sonra kendilerine hayat verdi. Şüphesiz Allah’ın insanlar üzerinde büyük lutufları vardır ama insanların çoğu şükretmezler. – Bakara 243 Sonra o kederin ardından Allah size bir güven, bir grubunuzu kendinden geçiren uyuklama hali verdi; bir grup da kendi canlarının derdine düşmüşler, Allah hakkında haksız yere Câhiliye düşüncelerine kapılarak, “Bu işten bize ne?” diyorlardı. De ki “İşin tamamı Allah’a aittir.” Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar “Bu işte bizim görüşümüz alınsaydı burada öldürülmezdik” diyorlar. De ki “Evlerinizde dahi olsaydınız, yine de haklarında ölüm yazılmış olanlar ölüp düşecekleri yere geleceklerdi. Bu, Allah’ın içinizde olanı ortaya çıkarması ve kalplerinizdeki şüpheyi gidermesi içindir. Allah kalplerde olanı bilir.” – Âl-i İmrân 154 Kadınlarınızdan çirkin fiilde bulunanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. – Nisâ 15 Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çattığında “Ben şimdi tövbe ettim” diyenlerle kâfir olarak ölenler için kabul edilecek tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır. – Nisâ 18 Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa “Bu Allah’tan” derler, başlarına bir kötülük gelince de “Bu senden” derler. “Hepsi Allah’tandır” de. Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlayamıyorlar! – Nisâ 78 Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek birçok uygun yer ve imkân bulacaktır. Kim Allah ve resulü uğrunda hicret ederek yurdundan çıkar da sonra ölüm onu yolda yakalarsa artık onun mükâfatını vermek Allah’a aittir; Allah daima günahları örtmektedir, engin rahmet sahibidir. – Nisâ 100 Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki âdil kişi, şayet seyahatte iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan başka iki kişi aranızda şahitlik etsin. Eğer vasiyeti uygularken içinize bir şüphe düşerse, bu iki şahidi namazdan sonra alıkorsunuz; “Bunu yakınımız hatırına da olsa hiçbir bedel karşılığında satmayız ve Allah’ın buyruğu olan bu tanıklığı asla gizlemeyiz, aksi halde apaçık günahkârlardan olacağımızda kuşku yoktur” diye Allah’ın adına yemin ederler. – Mâide 106 Sizi özel bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O’dur. O’nun katında bir ecel daha vardır. Siz hâlâ şüphe ediyorsunuz. – En’âm 2 O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz görevli melekler onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler. – En’âm 61 Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecektir, ona her taraftan ölüm gelecek, ama ölmeyecektir; ardından da oldukça ağır bir azap vardır. – İbrâhîm 17 Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır. – Mü’minûn 99 Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır. – Mü’minûn 100 Oysa onlar, Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış bulunan, bizzat kendilerine bile bir zarar ya da faydaları dokunmayan, ölüm, hayat ve ölümden sonra yeniden diriliş de ellerinde olmayan sahte tanrılar edindiler. – Furkân 3 De ki “Sizin için görevlendirilmiş bulunan ölüm meleği canınızı alacak, sonra rabbinize döndürüleceksiniz.” – Secde 11 Önceki ölümümüzden başka ölüm yok; azap da görmeyeceğiz. – Sâffât 59 Allah, ölüm vakitleri geldiğinde insanları vefat ettirir, ölmeyenleri de uykularında ölmüş gibi yapar. Ölümüne hükmettiklerini tutar, diğerlerini ise belli bir süreye kadar hayata salar. Kuşkusuz bunda iyice düşünenler için dersler vardır. – Zümer 42 İlk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar. Rabbin, onları bir lutuf olarak cehennem azabından da koruyacak. İşte büyük kazanç budur! – Duhân 56 İman edenler “Keşke bir sûre indirilse!” derler. Açık ve kesin hükümlü bir sûre indirildiğinde ve içinde savaştan söz edildiğinde, kalplerinde çürüklük bulunanların sana, ölüm korkusundan baygınlık geçirmiş kimseler gibi baktığını görürsün; zaten o da başlarına geldi gelecek! – Muhammed 20 Bu durumda iken ölüm sarhoşluğu kaçınılamaz bir gerçek olarak çöküverir; “İşte bu, senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir!” – Kâf 19 Şöyle de “Biliniz ki, kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size çatacaktır. Sonra akıl ve duyularla idrak edilemeyeni de edileni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O da size yapıp etmiş olduklarınızı bildirecektir.” – Cuma 8 Her birinize ölüm gelip, “Rabbim! Ne olur bana azıcık daha süre tanısan da gönüllü yardımlarda bulunsam ve iyi kişilerden olsam!” diye yalvarmadan önce size verdiğimiz rızıklardan başkaları için de harcayın. – Münâfikûn 10 Sonunda bize ölüm geldi çattı.” – Müddessir 47 Yahut onlar, karanlıklar içinde gökten boşanan gök gürültülü, şimşekli bir yağmura tutulmuş kimseler gibidirler. Yıldırımlar yüzünden ölümden korkarak parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Halbuki Allah inkârcıları çepeçevre kuşatmıştır. – Bakara 19 Oysa onlar, Allah’ı bırakıp hiçbir şey yaratamayan, aksine kendileri yaratılmış bulunan, bizzat kendilerine bile bir zarar ya da faydaları dokunmayan, ölüm, hayat ve ölümden sonra yeniden diriliş de ellerinde olmayan sahte tanrılar edindiler. – Furkân 3 Onlara şunu söyle “Ölümden veya öldürülmekten kaçsanız bile bu kaçış size bir fayda vermeyecektir. Kaçıp kurtulmanız halinde de bundan çok az faydalanabileceksiniz.” – Ahzâb 16 İçinizden engelleyicileri ve size karşı nekeslik içinde arkadaşlarına, “Bize katılın” diyenleri Allah çok iyi bilmektedir. Zaten bunların pek azı savaşa gelir. Tehlike yaklaştığında ölümden dolayı kendinden geçip gözü kaymış kimse gibi sana baktıklarını görürsün, tehlike geçince de hayra karşı nekeslik içinde size sivri dillerini uzatırlar. Bunlar gerçekte iman etmemişlerdir, Allah da onların yaptıklarını geçersiz saymıştır. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır. – Ahzâb 18 İçinizden engelleyicileri ve size karşı nekeslik içinde arkadaşlarına, “Bize katılın” diyenleri Allah çok iyi bilmektedir. Zaten bunların pek azı savaşa gelir. Tehlike yaklaştığında ölümden dolayı kendinden geçip gözü kaymış kimse gibi sana baktıklarını görürsün, tehlike geçince de hayra karşı nekeslik içinde size sivri dillerini uzatırlar. Bunlar gerçekte iman etmemişlerdir, Allah da onların yaptıklarını geçersiz saymıştır. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır. – Ahzâb 19 Doğru olan apaçık ortaya çıktıktan sonra, sanki gözleri göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi bu konuda seninle tartışıyorlardı. – Enfâl 6 Mûsâ, “Ben” dedi, “O işi, sonunun ölüme varacağını bilmeden yaptım. -Şuarâ 20 Gerçek şu ki, ölümle karşılaşmadan önce onu istiyordunuz; işte şimdi onu apaçık görmektesiniz. – Âl-i İmrân 143 Yoksa kötülüğe gömülüp kalanlar, hayatlarını ve ölümlerini, eşit olarak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlarınki gibi mi yapacağımızı zannediyorlar? Hükümleri ne kadar yanlış! – Câsiye 21 Onları yiyip içmez bir beden kılmadık, ölümsüz de değillerdir. – Enbiyâ 8 Her birinin etrafında ölümsüz gençler pervane olur. Baktığında onları etrafa saçılmış inciler sanırsın. – İnsân 19 Senden önce de hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi kalacaklar? – Enbiyâ 34 Onlara, “Şayet Allah katında, âhiret yurdu diğer insanlara değil de yalnız size ait ise ve bu iddianızda doğruysanız haydi ölümü isteyin bakalım!” de. – Bakara 94 Kendi elleriyle yapıp ettikleri işler sebebiyle hiçbir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir. – Bakara 95 Onlar, oturup kardeşleri hakkında, “Bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi” diyenlerdir. De ki “Eğer sözünüzde doğru iseniz, ölümü başınızdan savın!” – Âl-i İmrân 168 Herkes ölümü tadacaktır; yaptıklarınızın karşılığı size eksiksiz olarak ancak kıyamet gününde verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılır da cennete konursa artık kurtulmuştur. Dünya hayatı zaten aldatıcı şeylerden ibarettir. – Âl-i İmrân 185 Her can ölümü tadacaktır. Denemek için sizi kötü ve iyi durumlarla imtihan ederiz. Sonunda bize geleceksiniz. – Enbiyâ 35 Her canlı ölümü tadacak ve sonunda dönüp huzurumuza geleceksiniz. – Ankebût 57 Aranızda ölümü biz takdir ettik; sizi benzerlerinizle değiştirmemiz ve bilemeyeceğiniz bir şekilde sizi yeniden var etmemiz hususunda bizim önümüze asla geçilemez. – Vâkıa 60 De ki “Ey yahudiler! Başka insanlar değil de yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız ve şayet sözünüze sadıksanız haydi ölümü temenni edin!” – Cuma 6 Ama onlar daha önce yapıp ettikleri yüzünden asla ölümü istemeyeceklerdir. Allah zalimleri çok iyi bilmektedir. – Cuma 7 Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır. – Mülk 2 De ki “Benim namazım, her türlü ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir. – En’âm 162 Keşke ölümüm her şeyi bitirseydi! – Hâkka 27 Önceki ölümümüzden başka ölüm yok; azap da görmeyeceğiz. – Sâffât 59 Allah’a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken “Bana da vahiy geldi” diyenden ve “Ben de Allah’ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim” diyenlerden daha zalim kim vardır? O zalimler, ölümün boğucu dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara “Haydi, canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O’nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamanızdan ötürü bugün zillet azabıyla cezalandırılacaksınız!” derken onların halini bir görsen! – En’âm 93 Ama o zaman sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı da bulamazdın! – İsrâ 75 Ehl-i kitap’tan her biri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir; o da kıyamet gününde onlara şahit olacaktır. – Nisâ 159 Rüzgârları gönderip bulutları harekete geçiren Allah’tır. Böylece onu ölü bir bölgeye sevkeder, ölümünden sonra yeryüzüne onunla hayat veririz. İşte öldükten sonra dirilme de böyle olacaktır. – Fâtır 9 Mûsâ, ahalisinin farkedemeyeceği bir vakitte şehre girdi. Orada, biri kendi halkından, diğeri düşman taraftan olan iki adamın birbirleriyle kavga ettiğini gördü. Kendi halkından olan kişi, düşman taraftan olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine Mûsâ ötekine bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu; sonra şöyle dedi “Bu şeytanın işidir; o gerçekten ayartıcı ve apaçık bir düşman! – Kasas 15 Süleyman’ın ölümüne hükmettiğimizde, öldüğünü ancak asâsını kemiren ağaç kurdu sayesinde anlamışlardı. Süleyman’ın cesedi yere yıkılınca ortaya çıktı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı o aşağılayıcı eziyete katlanıp durmazlardı. – Sebe’ 14 Allah, ölüm vakitleri geldiğinde insanları vefat ettirir, ölmeyenleri de uykularında ölmüş gibi yapar. Ölümüne hükmettiklerini tutar, diğerlerini ise belli bir süreye kadar hayata salar. Kuşkusuz bunda iyice düşünenler için dersler vardır. – Zümer 42 Rabbimiz! Doğrusu biz Rabbinize inanın!’ diyerek, imana çağıran bir davetçiyi işitip iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi sil ve bize iyilerin ölümünü nasip et. – Âl-i İmrân 193 Allah, eceli gelince hiç kimsenin ölümünü ertelemez. Allah yapıp ettiklerinizden tamamen haberdardır. – Münâfikûn 11 O ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarıyor ve yeryüzünü ölümünün ardından canlandırıyor. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız. – Rûm 19 Yine O’nun kanıtlarındandır ki, korku ve ümit vermek üzere size şimşeği gösteriyor, gökten su indirip ölümünün ardından yeryüzünü onunla canlandırıyor. Gerçekten bunda, aklını kullanan kimseler için ibretler vardır. – Rûm 24 Allah’ın rahmetinin izlerine bir bak Toprağa ölümünün ardından nasıl can veriyor! İşte ölüleri diriltecek olan da O’dur. O’nun her şeye gücü yeter. – Rûm 50 Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki şükredesiniz. -Bakara 56 Allah tarafından indirilmiştir Ey Muhammed! De ki "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir." İSRA/88 Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'ân'ın şüphesiz Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, iman edenleri doğru yola eriştirir. HAC/54 Kendisinde şüphe olmayan bu kitabın indirilişi, âlemlerin Rabbi olan Allah tarafındandır. Yoksa onu Muhammed uydurdu mu diyorlar? Hayır, o senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi korkutman için, Rabbin tarafından gelen bir haktır. Gerek ki, hidayeti kabul ederler. SECDE/2-3 O bir şair sözü değildir, siz çok az inanıyorsunuz. Bir kâhin sözü de değildir, ne de az düşünüyorsunuz! O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir. HAKKA/41-43 Bu Kur'ân, Allah'dan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı levh-i mahfuzu ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. YUNUS/37 "Onu o peygamber uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve Allah'dan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz bunu yapın. YUNUS/38 Elif, Lâm, Râ. Bu Kur'ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik. İBRAHİM/1 Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, öğülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. FUSSİLET/42 Bu kitabın indirilişi, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafındandır. ZUMER/1 - Cebrail vasıtasıyla vahyolunmuştur Onu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti NECM/5 Sonra Cebrail ona yaklaştı ve aşağıya doğru sarktı. Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı. NECM/9-10 Ey Muhammed! Onlara de ki "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi. NAHL/102 - Arapça olarak indirilmiştir Bu, Arapça bir Kur'an olarak, âyetleri bilen bir kavim için ayırt edilip açıklanmış bir kitaptır. FUSSİLET/3 Ve işte biz o Kur'ân'ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Yemin olsun ki, eğer sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, sana Allah'dan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu. RA'D/37 Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik. YUSUF/2 - Gönderilişinin bir çok hikmeti vardır De ki "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki "Ben buna şahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım"de. EN'AM/19 Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. İBRAHİM/52 Elif, Lâm, Râ. Bu Kur'ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik. İBRAHİM/1 Onu dosdoğru bir kitap olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı insanları uyarsın ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel bir mükafat bulunduğunu müjdelesin. KEHF/2 Ey Muhammed! Onlara de ki "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi. NAHL/102 Ey Resulüm! Biz, sana bu kitabı Kur'ânı sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik. NAHL/64 Ey Muhammed! Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın. MERYEM/97 Bu, diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir. YASİN/70 - İnsanlara bir öğüt ve uyarıdır Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. İBRAHİM/52 Bu Kitap Kur'ân, kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası Mekke halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar. EN'AM/92 Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür. Dileyen onu düşünür. MÜDDESSİR/54-55 Andolsun ki biz size açık açık bildiren âyetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik. NUR/34 Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde ikaz ve ihtarı açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır. İSRA/41 Bu Kur'ân insanlar için bir açıklama, Allah'dan gereğince korkanlar için doğru yolu gösterme ve bir öğüttür. AL-İ İMRAN/138 O hiç kuşkusuz, takva sahipleri için unutulmayacak bir öğüttür . HAKKA/48 De ki "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki "Ben buna şahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım"de. EN'AM/19 Ancak Allah'tan korkan kimse için bir öğüt olarak indirdik. TAHA/3 Bu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar. SAD/29 - Benzeri kesin olarak yazılamaz "Onu o peygamber uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Haydi siz de onun gibi bir sûre getirin ve Allah'dan başka, çağırabileceğiniz kim varsa onu da yardıma çağırın. Eğer sözünüzde sadık iseniz bunu yapın. YUNUS/38 Ey Muhammed! De ki "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir." İSRA/88 - Allah'ın koruması altındadır Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir. EN'AM/115 Hiç şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız. HİCR/9 Korunmuş bir kitaptadır. VAKIA/78 Ona ne önünden, ne de ardından batıl gelemez. O hüküm ve hikmet sahibi, öğülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir. FUSSİLET/42 - Açık ve anlaşılırdır Ey Muhammed! Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın. MERYEM/97 İşte biz onu Kur'ân'ı böylece, apaçık âyetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah dilediğini doğru yola eriştirir. HAC/16 Ve Allah âyetlerini size açıklıyor. Allah, işin iç yüzünü çok iyi bilir, tam bir hüküm ve hikmet sahibidir. NUR/18 Allah, size Kitab'ı Kur'ân'ı açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur'ân'ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma. EN'AM/114 - Ayrıntılı açıklanmıştır Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır HUD/1 Suçluların tuttuğu yol açığa çıksın diye, âyetleri işte böyle genişçe açıklıyoruz. EN'AM/55 Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaratan O'dur. Şüphesiz biz, bilen bir toplum için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık. EN'AM/97 De ki "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar. EN'AM/65 İşte Rabbinin doğru yolu budur. Şüphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık. EN'AM/126 - Allah'ın nurudur Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır. SAF/8 Ey insanlar! Size Rabbinizden bir delil Muhammed geldi ve size apaçık bir nur indirdik. NİSA/174 Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan, çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah'tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiştir. MAİDE/15 İşte biz böylece sana da emrimizden Kur'ân'ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun. ŞURA/52 Artık Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz nura Kur'ân'a inanın. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. TEGABÜN/8 - İman edenler için şifa, hidayet ve rahmettir O, güzellik ve iyilik yapanlar için bir hidayet ve rahmettir. LOKMAN/3 Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet geldi. YUNUS/57 Ey Resulüm! Biz, sana bu kitabı Kur'ânı sırf hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklaman için ve iman edecek topluma bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik. NAHL/64 Biz Kur'ân'dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır. İSRA/82 Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir. NEML/77 Onlara arzularına göre bir âyet getirmediğin zaman, derleyip toplasaydın ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım, işte bütünüyle bu Kur'ân, Rabbinizden gelen basiretlerdir kalp gözünü açacak beyanlardır, iman eden bir kavim için hidayettir, rahmettir. A'RAF/203 Bu Kur'an insanların kalb gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için de hidâyet ve rahmettir. CASİYE/20 Sen, bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma! KASAS/86 Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi üzerlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, bir rahmet kaynağı ve bir müjdeleyici olarak indirdik. NAHL/89 - Sözlerin en güzelidir Allah, kelamın en güzelini ikizli, ahenkli bir kitap olarak indirdi. Ondan Rablerine saygısı olanların derileri ürperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Allah'ın rehberidir. Allah, onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek yoktur. ZÜMMER/23 Hem sözün güzelini işitecek duruma ulaştırılmışlar, hem de övülmeye layık olan Allah'ın yoluna eriştirilmişlerdir. HAC/24 - Farz kılınmıştır Resulüm! Kur'ân'ı okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı sana farz kılan Allah, elbette seni yine dönülecek yere döndürecektir. De ki "Rabbim, kimin hidayetle geldiğini ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilendir." KASAS/85 Not Burada bulunan ayetler ve konular sınırlıdır. Tamamı için Kuran-ı Kerim Meali'ni bütün olarak okumanızı tavsiye ederiz.

de ki ile başlayan ayetler