🍷 Allahın Vücut Sıfatı Ile Ilgili Ayetler

Aşağıdakilerdenhangisi ayet mealinin vurguladığı Allah'ın (c.c) sıfatlarından biri değildir? A) Hayat B) Tekvin C) Basar D) İrade E) Semi' İman, Peygamberin Allah'tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlere kalben tasdik ve dil ile ikrardır. Herşeye can veren, Allahu Teâlâ'dır. Bütün canlıların hayatı sonradandır ve Yüce Allah'ın yaratmasıyladır. Allah'ın "Hayat" sıfatı da; zâtı gibi kadimdir, ezelî ve ebedîdir; zatından ayrılmayan, zatı ile var olân vacib bir sıfattır. Zira hayat olmadan diğer sıfatları düşünmek, onlarla Allah'ı vasıflandırmak Allahınsıfatları hakkında bilgi sahibi olduğumuz halde neden günah işliyoruz? - Cevaplar Arşiviاسلام کوئست - مرجعی برای پاسخگویی به سوالات دینی، اعتقادی و شرعی پاسخگویی به سوالات دینی, پرسش و پاسخ اسلامی, پاسخ به سوالات شرعی, پرسش و پاسخ مسائل شرعی, شبهات 1 Beden ile Yapılan İbadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi. Her Peygamberde şu sıfatlar ve nitelikler bulunur: a) SIDK: Peygamberler doğru ve dürüst kimselerdir. Yalan söylemezler. Her tarafta askeri birer merkez vücude getirmişti.Hakkında bir kaç ayet-i kerime nazil olup, pek çok hadis-i şerifle medhedildi. Ehl-i Busıfatları sadece Allah’a (c.c.) has kılmak gerekir. Bu nedenle bu sıfatlara tenzihi veya selbi sıfatlar da denir. a. Vücut: Zati sıfatlardan vücut ile zihinde Allah (c.c.) ile ilgili hiçbir şey tasarlanamaz. Allah’ın (c.c.) vücudu vardır, ama bu hiçbir Kuşkusuzhidayete eriştirecek ve Kitabın bilgisini verecek tek Allah’tır. Din hakkında bildiğin bütün bilgileri unut ve oku. Ve Allahın öğretmesi için dua et. 201, 250, 285, 286. Ayetlerdeki dualara dikkat et. “Bakara” ile ilgili not; Bakara, Vehbiilimle fenafillah olup Hakka vasıl olacağını ve padişah olan ruha hizmet edeceğini bildiriyor. Diğeri ise kesbi ilimle efal, sıfat ve vücudun ifna olmasını beka kuşu olan kâmilin de onun gayriyetlerini yiyerek Hakka kesbi bir ilimle vasıl olacağını söylüyor. Çünkü padişaha aşk şarabını içiren şarapcıdır. Kısmetaçan,zengin eden dualar10. Büyük İslam Alimlerinden İmam Ahmed El Buni'nin Şemsül Maarif isimli meşhur eserinden Allah'ın Kayyum adı ile ilgili açıklamalar.Kalbini canlandırmak için zikir. Bu güzel adı çokca anan kişinin batını işini Allah görmüş ve gerçekleştirmiş olur.İsmi Yusuf olanların bu zikri bolca ALLAHile İlgili Ayetler; Ondan başka İlah yoktur Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır. (ALİ-İMRAN/18) Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. ZATİsıfatlar: Vücut , kıdem , beka , vahdaniyet , muhallefetün lil havadis , kıyam bir nefsihi ‘dir. yüce Allah ile ilgili tespitler, vahyettiği ayetler ve öğütler ile kesin olarak örtüşmelidir. Evet, tekbir Allah ve O’nun; ”Ol!” emri ile varettikleri vardır yalnızca.. Şuvarlık aleminin yaratıcısı ancak ve ancak vücudu vâcib, ezelî ve ebedî, zâtında ve sıfatlarında benzeri bulunmayan Allah‘dır. Elbette, O Zât-ı Akdes hakkında böyle bir soru sorulamaz. Çünkü “kim yarattı” sorusu ancak mahlûkat için sorulabilir. Allahü Teâlâ Ehad’dir; birdir, zatında şeriki yoktur. Peygamberisevmek demek ise onun izinden gitmek ve her işte O’nu örnek almaktır. Allah’ı seveni, Allah’a itaat edeni Allah da sever, başkalarına da sevdirir. Ebu Hüreyre (RA)’ın rivayetinde Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor: “Allah Teala bir kulunu sevdiği zaman, Cebrail (AS)’a: “Allah filanı seviyor, onu sen de sev ywkRF. Allah’ın Sıfatları Allahü teâlânın sıfatları 14 tanedir. 6 tanesi Zati Sıfatları Sıfât-ı zâtiyye, 8 tanesine de Subûti Sıfatları Sıfât-ı sübûtiyye denir. Her Müslümanın, Allah’ın bütün kemâl sıfatlarına sahip, noksan sıfatların hepsinden de uzak olduğuna inanması farzdır. Allahın Zat-i sıfatları a Vücut; Varolmak, Allah vardır ve yokluğu düşünülemez. b Kıdem; Allah”ın varlığının başlangıcı yoktur. c Beka; Ebediyyet, sonu bulunmamak. d Vahdaniyyet; Tek ve benzeri olmamak. e Muhalefetün Lil-havadis; Sonradan yaratılanlara benzemez. f Kıyam Binefsihi; Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Herşey O’na muhtaçtır. Sübut-i sıfatları a Hayat; Allah daima diridir. b İlim; Bilmek, Allah geçmiş ve geleceği, gizli, açık her şeyi bilir. c Semi; İşitmek, Allah her şeyi işitir. d Basar; Görmek, Allah her şeyi görür. e İrade; Dilemek, Allah diler ve dilediğini yapar. f Kudret; Gücü yetmek, Allah sonsuz kudret sahibidir, her şeye gücü yeter. g Kelam; Söylemek, Allah söz sahibidir. Peygamberlerine duyurmuştur. Kur’an, Allah’ın sözüdür. h Tekvin; Yaratmak, Allah yaratıcıdır. Kainattaki her şeyi yaratan O’dur. Allah’ın sıfatları nelerdir Tenzihi ve selbi sıfatların anlamı hakkında detaylı bilgi için tıklayın! İsmin çoğulu olan “esmâ” kelimesi ile “en güzel” anlamındaki “hüsnâ” kelimesinin oluşturduğu bir sıfat tamlaması olan “esmâ-i hüsnâ”, “en güzel isimler” anlamında Yüce Allah’ın bütün isimleri için kullanılan bir terimdir. Kur’an-ı Kerim’de, “Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’na mahsustur.” Tâhâ, 20/8; “…En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nun şanını yüceltmektedirler. O galiptir, hikmet sahibidir.” Haşr, 52/24 Allah Teala’nın Kur’an’da ve sahih hadislerde geçen pek çok ismi vardır. Kul bu isimleri öğrenerek Allah’ı tanır, O’nu sever ve gerçek kul olur. “En güzel isimler Allah’ındır. O hâlde O’na o güzel isimlerle dua edin…” Arâf, 7/180 buyrularak, Esmâ-i Hüsnâ ile dua ve niyazda bulunmamız istenmiştir. “De ki İster Allah deyin, ister Rahmân deyin, hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler ona aittir.” İsrâ, 17/110 Esmâ-i Hüsnâ ile ilgili olarak Buhârî ve Müslim`de “Allah`ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse îman eder ve ezbere sayarsa Cennete girer.” buyurulmuştur. Tirmizî, İbn-i Hibban ve Hâkim’in bu konudaki rivâyeti ise, şöyledir “Kim bunları Esmâ-i Husnâ`yı mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allah`ı zikrederse Cennete girer.” Allah’ın güzel isimleri Esmâü’l-Hüsnâ / Esmâ-i Hüsnâ ile ilgili İbn Kesir tefsirinde, Buhâri ve Müslim’in Ebû Hureyre Radıyallahu Anh’den naklettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz Aleyhissalâtu vesselâm’den şöyle buyurduğu rivâyet ediliyor Yüce Allah’ın bir eksiğiyle yüz ismi vardıryani doksan dokuz. Kim onları sayarsa cennete girer. O tektir, tek i sever. Allah’ın 99 ismi ve anlamları اَللّٰهْAllahVarlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zâtın husûsî ve en kapsamlı ism-i şerifi. اَلرَّحْمٰنُer-RahmânBütün mahlûkâta merhamet eden, hepsine de nîmetler veren. اَلرَّح۪يمُer-RahîmPek ziyâde merhamet edici, bilhassa mü’minlere rahmet eden. اَلْمَلِكُel-MelikGörünen ve görünmeyen alemlerin sahibi. اَلْقُدُّوسُel-KuddûsHatâdan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten münezzeh/çok uzak ve pek temiz. اَلسَّلَامُes-SelâmHer çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan, her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran, Cennet’teki bahtiyar kullarına selâm eden. اَلْمُؤْمِنُel-Mü’minGönüllerde îman ışığı yakan, kendine sığınanlara eman verip onları koruyan, rahatlatan, güven veren, vaadine güvenilen. اَلْمُهَيْمِنُel-MüheyminKâinâtın bütün işlerini gözetip yöneten ve koruyan. اَلْعَز۪يزُel-AzîzYenilmeyen yegâne gâlip. اَلْجَبّٰارُel-CebbârKırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, yaratılmışların hâlini iyileştiren, irâdesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan, hüküm ve iradesine karşı gelinmek ihtimali bulunmayan. اَلْمُتَكَبِّرُel-MütekebbirHer şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren, azamet ve yüceliğini izhâr eden. اَلْخَالِقُel-HâlıkHer şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, hâdiseleri tayin ve tesbit eden ve ona göre yaratan, yoktan vâr eden. اَلْبَارِئُel-Bâri’Eşyâyı ve her şeyin âzâ ve cihazlarını birbirine uygun bir hâlde yaratan, bir örneği olmaksızın canlıları yaratan. اَلْمُصَوِّرُel-MusavvirTasvîr eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren. اَلْغَفَّارُel-ĞaffârMağfireti pek bol olan. Dilediği kullarını da günahlardan koruyan. اَلْقَهَّارُel-KahhârHer şeye, her istediğini yapacak surette gâlib ve hâkim. اَلْوَهَّابُel-VehhâbÇeşit çeşit nimetleri devamlı bağışlayıp duran. Her zaman, her yerde ve her şeyi karşılık beklemeden çok çok ve bol bol veren. اَلرَّزَّاقُer-RezzâkYaratılmışlara, faydalanacakları şeyleri ihsân eden, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren. اَلْفَتَّاحُel-FettâhHer türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, iyilik kapılarını açan, hakemlik yapan. اَلْعَل۪يمُel-AlîmHer şeyi hakkıyla ve çok iyi bilen. اَلْقَابِضُel-KâbıdSıkan, daraltan, rızkı daraltan, canlıların rûhunu alan. اَلْبَاسِطُel-BâsıtAçan, genişleten, rızkı bollaştıran, ruhları bedenlerine yayan. اَلْخَافِضُel-HâfıdYukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, zillete düşüren. اَلرَّافِعُer-Râfi’Yukarı kaldıran, yükselten, yücelten. اَلْمُعِزُّel-Mu’izzİzzet ve şeref veren, ağırlayan. اَلْمُذِلُّel-MüzillZillete düşüren, hor ve hakîr eden. اَلسَّم۪يعُes-Semi’Hakkıyla işiten. اَلْبَص۪يرُel-BasîrHakkıyla gören. اَلْحَكَمُel-HakemHükmeden, hakkı yerine getiren, hükmünü eksiksiz icrâ eden. اَلْعَدْلُel-AdlMutlak adâlet sahibi, aşırılığa meyletmeyen. اَللَّط۪يفُel-LatîfEn ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilemeyen en ince şeyleri yapan, yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan. اَلْخَب۪يرُel-HabîrHer şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar olan. اَلْحَل۪يمُel-HalîmSuçluların cezâsını vermeye gücü yettiği hâlde onlara yumuşak davranan ve cezâlarını geriye bırakan. Allah, gazabda acele etmez, mühlet verir, yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri affeder, ısrar edenler hakkında ise artık hüküm kendisine kalmıştır. اَلْعَظ۪يمُel-AzîmBütün büyüklüklerin sâhibi. Zâtının ve sıfatlarının mâhiyeti anlaşılamayacak kadar ulvî. اَلْغَفُورُel-ĞafûrMağfireti çok olan, bütün günahları bağışlayan. Allah, istediği kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. اَلشَّكُورُeş-ŞekûrKendi rızâsı için yapılan sâlih amelleri, daha ziyâdesiyle karşılayan, az tâat karşılığında çok büyük dereceler veren, sayılı günlerde yapılan amel karşılığında âhiret âleminde sonsuz nimetler lûtfeden. اَلْعَلِيُّel-AliyyHer hususta, her şeyden yüce olan. Her şey kendisinin dûnunda, emrinde ve hükmü altında olan. اَلْكَب۪يرُel-KebîrBüyüklükte kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen, bütün büyüklükler kendisine mahsus olan. اَلْحَف۪يظُel-HafîzYapılan işleri bütün tafsilâtıyla tutan, her şeyi belli vaktine kadar âfât ve belâlardan saklayan, koruyup gözeten. اَلْمُق۪يتُel-MukîtHer yaratılmışın azığını ve gıdasını tayin eden, azıkları beden ve kalblere gönderen. اَلْحَس۪يبُel-HasîbHerkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilât ve teferruatıyla hesabını iyi bilen, her şeye ve herkese her ihtiyacı için kâfi gelen, onları hesaba çeken. اَلْجَل۪يلُel-CelîlCelâdet, azamet ve heybet sâhibi, celâl sıfatları ile muttasıf. اَلْكَر۪يمُel-KerîmKeremi, lütuf ve ihsânı bol, her türlü fazilete sahip olan. اَلرَّق۪يبُer-RakîbBütün varlıklar üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan. اَلْمُج۪يبُel-MücîbKendine duâ edip yalvaranların isteklerini işitip cevab veren, onları cevapsız bırakmayan. اَلْوَاسِعُel-Vâsi’Geniş ve müsaadekâr. Allah’ın ilmi, ihsânı, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. اَلْحَك۪يمُel-HakîmBütün emirleri ve işleri hikmetli, yerli yerinde ve sağlam olan. اَلْوَدُودُ el-Vedûdİyi kullarını seven, onları rahmet ve rızâsına erdiren. Sevilmeye ve dostluğa lâyık yegâne varlık. اَلْمَج۪يدُel-MecîdZâtı şerefli, efâli güzel olan, her türlü övgüye lâyık bulunan. اَلْبَاعِثُel-BâisÖlüleri diriltip kabirlerinden kaldıran; gönüllerde saklı olanları meydana çıkaran. اَلشَّه۪يدُeş-ŞehîdHer zaman ve her şeyi gözlemiş olarak bilen, her yerde hâzır ve nâzır olan. اَلْحَقُّel-HakkFiilen var olan, mevcûdiyeti ve uluhiyeti gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran. Hakikaten vâr olan yalnız O’dur. اَلْوَك۪يلُel-VekîlUsûlüne uygun şekilde, kendisine tevdi edilen işleri en güzel şekilde neticelendiren, güvenilip dayanılan, tevekkül edilen. اَلْقَوِيُّel-KaviyyÇok kuvvetli, her şeye gücü yeten, kudretli. اَلْمَت۪ينُel-MetînÇok sağlam, kuvveti çok ve şiddetli olan. اَلْوَلِيُّel-Veliyyİyi kullarına dost olan, yardım eden. اَلْحَم۪يدُel-HamîdAncak kendisine hamd ü senâ olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen, medhedilen. اَلْمُحْص۪يel-MuhsîHer şeyin sayısını ve miktarını tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen. اَلْمُبْدِئُel-Mübdi’Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan. اَلْمُع۪يدُel-Mu’îdYaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. اَلْمُحْي۪el-MuhyîHayat veren, can bağışlayan, sağlık veren. اَلْمُم۪يتُel-MümîtCanlı bir mahlûkun ölümünü yaratan, öldüren. اَلْحَيُّel-HayyDâimâ diri; her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten. اَلْقَيُّومُel-KayyûmGökleri, yeri, her şeyi ayakta tutan. Bir şeyin kıyâmı, yani, bir varlık sâhibi olarak durabilmesi neye bağlı ise, onu veren. Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare eden. Her şey Hak ile kâimdir. اَلْوَاجِدُel-VâcidHiçbir şeye ihtiyacı olmayan, müstağnî; istediğini, istediği vakit bulan. Kendisi için lüzumlu olan şeylerin hiç birinden mahrum olmayan. اَلْمَاجِدُel-MâcidKadr ü şânı büyük, kerem ve semâhati bol. اَلْوَاحِدُel-VâhidTek. Zâtında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şerîki/ortağı, nazîri/benzeri ve dengi bulunmayan. اَلصَّمَدُes-SamedHâcetlerin bitirilmesi, ızdırapların giderilmesi için tek merci’, ihtiyaç ve dileklerde kendisine müracaat edilen, arzu ve bütün istekler kendisine sunulan, kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan. اَلْقَادِرُel-Kâdirİstediğini, istediği gibi yapmaya gücü yeten. اَلْمُقْتَدِرُel-MuktedirKuvvet ve kudret sâhipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden. اَلْمُقَدِّمُel-Mukaddimİstediğini ileri geçiren, öne alan. اَلْمُؤَخِّرُel-Muahhirİstediğini geri koyan, arkaya bırakan. اَلْاَوَّلُel-EvvelHer varlıktan mukaddem olan, başlangıcı olmayan. اَلْاٰخِرُel-ÂhirVarlığının sonu olmayan. اَلظَّاهِرُez-ZâhirÂşikâr olan, kat’î delillerle bilinen. اَلْبَاطِنُel-BâtınGizli olan; duyu organları ile idrâk edilemeyen, mâhiyeti bilinemeyen. اَلْوٰالىel-VâlîMahlûkatın işlerini yoluna koyan, bu muazzam kâinatı ve her an meydana gelen hâdisatı tek başına tedbîr ve idare eden, kâinâtın hâkimi. اَلْمُتَعَال۪ىel-MüteâlîYaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce ve pek münezzeh. İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın. اَلْبَرُّel-BerrKulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan, vaadini yerine getiren. اَلتَّوَّابُet-TevvâbKullarını tevbeye sevkeden, tevbeleri çokça kabûl edip, günahları bağışlayan. اَلْمُنْتَقِمُel-MüntekımSuçluları, adâleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran. اَلْعَفُوُّel-AfüvvAffı çok. Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden, kökünden kazıyan. اَلرَّؤُۧفُer-RaûfÇok re’fet ve şefkat sâhibi. مَالِكُ الْمُلْكِMâlikü’l-MülkBütün mülkün mâliki ve hâkimi. Allah Teâlâ mülkün hem sâhibi, hem hükümdârıdır, mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. ذُو الْجَلَالِ وَالْاِكْرَامِZü’l-Celâli ve’l-İkrâmHem büyüklük ve azamet, hem de fazl u kerem sâhibi. اَلْمُقْسِطُel-MuksitBütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan. Adâlet sâhibi. Mazlûma acıyıp zâlimin elinden kurtaran. اَلْجَامِعُel-Câmi’İstediğini, istediği zaman, istediği yerde toplayan. Birbirine benzeyen, benzemeyen ve zıd olan şeyleri bir araya getirip tutan. Kıyâmet günü hesâba çekmek için mahlukatı toplayan. اَلْغَنِيُّel-ĞaniyyÇok zengin ve her şeyden müstağnî. اَلْمُغْن۪يel-Muğnîİstediğini zengin eden, tatmin eden. اَلْمَانِعُel-Mâni’Dilemediği şeyin gerçekleşmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere mâni olan. اَلضَّآرُّed-DârrElem ve zarar verici şeyleri yaratan. اَلنَّافِعُen-Nâfi’Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan, fayda veren. اَلنُّورُen-NûrÂlemleri nurlandıran; istediği sîmalara, zihinlere ve gönüllere nûr bahşeden, nûr kaynağı. اَلْهَاد۪ىel-HâdîHidâyeti yaratan, yol gösteren, murada erdiren. اَلْبَد۪يعُel-BedîÖrneksiz, misalsiz, acîb ve hayret verici âlemler îcad eden. Zâtında, sıfatında, fiillerinde, emsâli görülmemiş olan. اَلْبَاق۪يel-BâkîVarlığı devamlı olan, sonu olmayan. اَلْوَارِثُel-VârisServetlerin geçici sâhipleri elleri boş olarak yokluğa döndükleri zaman servetlerin hakikî sâhibi olan. اَلرَّش۪يدُer-ReşîdBütün işleri ezelî takdîrine göre yürütüp, bir nizam ve hikmet üzere âkıbetine ulaştıran; her şeyi yerli yerine koyan, en doğru şekilde nizâm veren. اَلصَّبُورُes-SabûrÇok sabırlı. Esmaül Hüsna ile ilgili Ayetler, allahin isimleri bilinen gibidir ayeti, esmaül hüsna ayetler Yüce Allah'ın beş çeşit isim ve sıfatı bulunmaktadır. Bunlar; zati, sübüti, selbi , fiili ve haberi müteşâbih sıfatlardır. Peki Zati ve Subuti sıfatları nedir? tüm detaylarıyla haberimizde aradığınız tüm cevapları bulabilirisiniz. Ama önce haberimize başlamadan öne Zati ve subuti ne demek, ne anlama geliyor, gelin önce bu sorularımıza yanıt NE DEMEK?Dünya ile ilişkilendirilebilen yarattıklarıyla ortak olarak bulunabilen sıfatlara verilen isimdir. Varlığı kat’iyyen isbat edilene ait. Müsbet, isbatlı olan. Bak iman-ı bil-âhiretZATİ NE DEMEK, ANLAMI NEDİR?Zati sıfatlar Arapça kökenli bir kelime olup anlamı kendisine özgü anlamına gelmektedir. Allah Teâlâ'ya iman etmek demek, O'nun yüce varlığı hakkında vâcip ve zorunlu olan kemal ve yetkinlik sıfatlarıyla, câiz sıfatları bilip, öylece inan­mak, zâtını noksan sıfatlardan yüce ve uzak şanına lâyık olan bütün kemal sıfatlarıyla nitelenmiş ve noksan sıfatlardan münezzehtir. Allah Teâlâ'nın sıfatlarının hepsi ezeli ve ebedi sıfatlardır. O'nun sıfatlarının başlangıcı ve sonu sıfatları, yaratıkların sıfatlarına benzemez. Her ne kadar isimlendirmede bir benzerlik varsa da Allah'ın ilmi, iradesi, hayatı, kelâmı; bizim, ilim, irade, hayat ve kelâmımıza benzemez. Biz, Allah'ın zâtını ve mahiyetini bilemediğimiz ve kavrayamadığımız için O'nu isim ve sıfatlarıyla tanırız. Kur'ân-ı Kerim "Onu gözler idrak edemez. Fakat O, gözleri idrak eder. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır" el-Enâm 6/103 buyurarak, Allah'ın zâtını idrak etmenin, mahiyetini bilmenin imkânsız olduğunu Peygamber de bu konuda şöyle buyurmuştur "Allah'ın yaratıkları hakkında düşününüz. Fakat Allah'ın zâtı hakkında düşünmeyiniz. Gerçekten siz buna hiç güç yetiremezsiniz" Süyüti, el-Câmiu's-sagir, I, 132; Aclüni, Keşfü'l-hafâ, I, 311.PEKİ ALLAH'IN ZATİ VE SÜBUTİ SIFARLARI NELERDİR?Yüce Allah'ın varlığı zorunlu ve vâcip olan sıfatları Zâti sıfatlar, sübuti iki gruba Allah Teâlâ'nın zâtına mahsus olan, yaratıklarından herhangi birine verilmesi câiz ve mümkün olmayan sıfatlardır. Zât sıfatların zıtları Allah hakkında düşünülemediği, bu sebeple noksanlık, sonluluk ve eksiklik ifade eden bu özelliklerden O'nun tenzih edilmesi gerektiğinden bu sıfatlara ten- zihi sıfatlar ve selbi sıfatlar da ZATİ SIFATLARI NELERDİR?Allah cc Zati sıfatları Vücud, Kıdem, Beka, Muhâlefetün li'l-havâdis, Kıyâm, Vahdaniyyet olmak üzere 6 sıfatlar, Dünya ile ilişkilendirilemeyen ondan başka kimsede olmayan sıfatlara verilen isimdir. Allah'ın zati sıfatları kısaca sıfatlarının kısaca anlamları aşağıdaki ZATİ SIFATLARI KISACAVücut Var olmak anlamına Allah ezelidir, yani önceden de vardı Allah ebedidir, her zaman var olacak Allah yarattığı hiçbir varlığa benzemez, eşsizdir anlamına Bi-nefsihi Allah kendi zatıyla Allah tektir SUBUTİ SIFARLARI NELERDİR?Allah subuti sıfatları Hayat, İlim, Semi, Basar, İrade, Kudret, Kelâm, Tekvin olmak üzere 8 sıfatlar, Dünya ile ilişkilendirilebilen yarattıklarıyla ortak olarak bulunabilen sıfatlara verilen isimdir. Allah'ın subuti sıfatlarının kısaca anlamları aşağıdaki gibidirALLAHIN SUBUTİ SIFATLARI ANLAMLARI KISACAHayat Allah’ın var olması anlamına gelir. İlim Allah’ın her şeyi bilmesi anlamına Allah yapmak istediklerini yapmakta özgürdür anlamına Allah’ın her şeye gücünün / işitme Allah her şeyi duyar anlamına / görme Allah her şeyi görür anlamına / konuşma Allah konuşur anlamına / yaratma Allah var olmayanı yaratır anlamına zorunlu olan ve kemal ifade eden sıfatlardır. Bu sıfatlar "Allah diridir, irade edendir, güç yetirendir..., hayat, irade ve kudret... sıfatları vardır" gibi müsbet olumlu ifadelerle Allah'ı tanıttığı için sübüti sıfatlar adını almışlardır. Sübüti sıfatların zıtları olan özellikler Allah hakkında düşünülemez. Bu sıfatlar ezeli ve ebedi olup, yaratıkların sıfatları gibi sonradan meydana gelmiş hay diri, âlim bilen, kadir güç sahibi gibi dil kuralları açısından sıfat kelimeler olsun, ister hayat, ilim, kudret gibi masdar kalıbındaki kelimeler olsun bütün sübüti sıfatlar Allah'a verilebilir. İsimlendirmede bir benzerlik olsa da sübüti sıfatlar hiçbir şekilde yaratıkların sıfatlarına benzememektedir. Çünkü Allah'ın ilmi, kudreti, iradesi... sonsuz, mutlak, ezeli ve ebedidir, kemal ve yetkinlik ifade eder. Kullarınki ise sonlu, kayıtlı, sınırlı, sonradan yaratılmış, eksik ve yetersiz sıfatlardır. Sübüti sıfatlar sekiz ZATİ SIFATLARI ANLAMLARI DETAYLI1. Vücüd “Var olmak” demektir. Allah vardır, varlığı başkasından değil, zâtının gereğidir, varlığı zorunludur. Vücüdun zıddı olan yokluk Allah hakkında Kıdem “Ezeli olmak, başlangıcı olmamak” demektir. Hiçbir zaman düşünülemez ki, bu zamanda Allah henüz var olmamış olsun. Çünkü zaman denilen şeyi de O yaratmıştır. Ne kadar geriye gidersek gidelim O'nun var olmadığı bir zaman düşünülemez, bulunamaz. Allah sonradan meydana gelmiş varlık değildir. Ezeli kadim varlıktır. Kıdem sıfatının zıddı olan sonradan olma hudüs Allah hakkında Beka "Varlığının sonu olmamak, ebedi olmak” demektir. Allah'ın sonu yoktur. Ezeli olanın ebedi olması da zorunludur. Bekanın zıddı olan sonu olmak fenâ Allah hakkında düşünülemez. Ne kadar ileriye gidilirse gidilsin, Allah'ın olmayacağı bir an düşünülemez. Kur'ân-ı Kerim'de Allah'ın ezeli ve ebedi oluşu hakkında şöyle buyurulur "O, ilktir, sondur..." el-Hadid 57/3, "...Allah'ın zâtından başka her şey yok olucudur..." el-Kasas 28/88.4. Muhâlefetün li'l-havâdis “Sonradan olan şeylere benzememek” demektir. Allah'tan başka her varlık sonradan olmuştur. Allah, sonradan olan şeylerin hiçbirisine hiçbir yönden benzemez. Allah, kendisi hakkında bizim hatıra getirdiklerimizin de ötesinde bir varlıktır. Bu sıfatın zıddı olan, sonradan olana benzemek ve denklik müşâbehet ve mümâselet Allah hakkında düşünülemez. Kur'an'da şöyle buyurulur "...O'nun benzeri olmak şöyle dursun benzeri gibisi dahi yoktur..." eş-Şürâ 42/11.5. Vahdâniyyet “Allah Teâlâ'nın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması, eşi, benzeri ve ortağının bulunmaması” demektir. Vahdâniy- yetin zıddı olan birden fazla olmak taaddüd, eşi ve ortağı bulunmak şirk, Allah hakkında düşünülmesi imkânsız olan sıfatlardandır. İslâm'a göre Allah'tan başka ilâh, yaratıcı, tapılacak, sığınılacak, hüküm ve otorite sahibi bir başka varlık yoktur. İhlâs ve Kâfirün süreleri ile Kur'an'ın pek çok âyeti Allah'ın tek ve eşsizliğini ortaya koyarken, şirki reddeder bk. el-Enbiyâ 21/22; el-İsrâ 17/42; ez-Zümer 39/4.6. Kıyâmbi-nefsihi “Varlığı kendiliğinden olmak, var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duymamak” demektir. Allah kendiliğinden vardır. Var olmak için bir yaratıcıya, bir yere, bir zamana, bir sebebe muhtaç değildir. Başkasına muhtaç olmak kıyâm bi-gayrihi, Allah hakkında düşünülemez. Kur'ân-ı Kenm'de bu sıfatla ilgili olarak şöyle buyurulur "De ki O Allah birdir. O, sameddir başkasına ihtiyaç duymayandır..." el-İhlâs 112/1-2, "Ey insanlar, Allah'a muhtaç olan sizlersiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur" el-Fâtır 35/15.ALLAH SÜBUTİ SIFARLARI ANLAMLARI DETAYLI1. Hayat “Diri ve canlı olmak” demektir. Yüce Allah diridir ve canlıdır. Her şeye, kuru ve ölü toprağa can veren O'dur. Ezeli ve ebedi bir hayata sahiptir. Hayat sıfatının zıddı olan “ölü olmak” memât Allah hakkında düşünülemez. Kur'an'da bu sıfatla ilgili olarak şöyle buyurulur "Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan..." el-Furkan 25/58, "Artık bütün yüzler, diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür..." Tâhâ 20/111.2. İlim “Bilmek” demektir. Allah her şeyi bilendir. Olmuşu, olanı, olacağı, gelmişi, geçmişi, gizliyi, açığı bilir. Allah'ın bilgisi yaratıkların bilgisine benzemez, artmaz, eksilmez. O, her şeyi ezeli ilmiyle bilir. Allah, her şeyi olacağı için bilir. Yoksa her şey Allah bildiği için olmaz. Âlemde görülen bu güzel düzen, tertip ve şaşmaz âhenk, onun yaratıcısının engin ve sonsuz ilminin en büyük göstergesidir. İlim sıfatının zıddı olan cehl bilgisizlik, Allah hakkında düşünülmesi imkânsız olan bir sıfattır. İlim sıfatı ile ilgili âyetlerden ikisinde şöyle buyurulur "O karada ve denizde ne varsa bilir. O'nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez..." el-Enâm 6/59, "Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun?..." el-Mücâdele 58/7.3. Semi “İşitmek” demektir. Allah işiticidir. Gizli, açık, fısıltı halinde, yavaş sesle veya yüksek sesle ne söylenirse Allah işitir, duyar. Bir şeyi duyması, o anda ikinci bir şeyi işitmesine engel değildir. İşitmemek ve sağırlık Allah hakkında Basar “Görmek” demektir. Yüce Allah her şeyi görücüdür. Hiçbir şey Allah'ın görmesinden gizli kalmaz. Saklı, açık, aydınlık, karanlık ne varsa Allah görür. Görmemek âmâlık Allah hakkında düşünülemez. Allah'ın işitici ve görücü olduğuna dair pek çok âyet vardır. Bunlardan birinde şöyle buyrulur "Allah gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah adaletle hükmeder. O'nu bırakıp taptıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işiten ve görendir" el-Mü'min 40/19-20.5. İrade “Dilemek” demektir. Allah dileyicidir. Allah varlıkların konumlarını, durumlarını ve özelliklerini belirleyen varlıktır. Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmaz. İrade sıfatının zıddı olan iradesizlik ve zorunda olmak icâb bi'z- zât Allah hakkında düşünülemez. Meşiet de irade anlamına gelen bir kelimedir. Kur'an'daki "De ki Mülkün gerçek sahibi olan Allahım, sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın..." Âl-i İmrân 3/26, "Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini yaratır..." eş-Şürâ 42/49 âyetleri irade sıfatının nakli Teâlâ'nın iki türlü iradesi vardırTekvini İrâde Tekvini yapma, yaratma ile ilgili irâde; bütün yaratıkları kapsamaktadır. Bu irâde, hangi şeye yönelik gerçekleşirse, o şey derhal meydana gelir. "Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir" en-Nahl 16/40 anlamındaki âyette belirtilen irade bu çeşit bir İrade Teşrii yasama ile ilgili iradeye dini irade de denir. Yüce Allah'ın bir şeyi sevmesi ve ondan hoşnut olması, onu emretmesi demektir. Allah'ın bu mânadaki bir irade ile bir şeyi dilemiş olması, o şeyin meydana gelmesini gerekli kılmaz. "Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor irade ediyor..." en-Nahl 16/90 meâlindeki âyetteki irade bu çeşit bir iradedir. Tekvini irade hayra da şerre de, iyiliğe de kötülüğe de yönelik olarak gerçekleştiği halde teşrii irade, sadece hayra ve iyiliğe yönelik olarak gerçekleşir. Allah, hayrı da şerri de irade edip yaratır. Ancak O'nun şerre rızâsı yoktur, şerri emretmez ve şerden Kudret“Gücü yetmek” demektir. Allah sonsuz bir güç ve kudret sahibidir. Kudret sıfatının zıddı olan acizlik ve güç yetirememek acz, Allah hakkında düşünülemez. O'nun kudretinin yetişemeyeceği hiçbir şey yoktur. Kâinatta her şey Allah'ın güç ve kudretiyle olmaktadır. Yıldızlar, galaksiler, bütün uzay, canlı-cansız tüm varlıklar Allah'ın kudretinin açık delilidir. Kur'an'da Allah'ın kudreti ile ilgili olarak şöyle buyurulur "Allah gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır. Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir" en-Nür 24/44-45.7. Kelâm “Söylemek ve konuşmak” demektir. Allah bu sıfatı ile peygamberlerine kitaplar indirmiş, bazı peygamberler ile de konuşmuştur. Ezeli olan kelâm sıfatının mahiyeti bizce bilinemez. Ses ve harflerden meydana gelmemiştir. Kelâmın zıddı olan konuşmamak ve dilsizlik, Allah hakkında düşünülemez. Allah kelâm sıfatıyla emreder, yasaklar ve haber verir. Bu sıfatla ilgili olarak Kur'an'da şöyle buyurulur "Müsâ tayin ettiğimiz vakitte Tür'a gelip de Rabbi onunla konuşunca Rabbim, bana kendini göster, seni göreyim dedi..." el-Arâf 7/143, "De ki Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa ve bir o kadar daha ilâve getirsek dahi, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir" el-Kehf 18/109.8. Tekvin “Yaratmak, yok olanı yokluktan varlığa çıkarmak” demektir. Yüce Allah yegâne yaratıcıdır. O, ezeli ilmiyle bilip dilediği her şeyi sonsuz güç ve kudretiyle yaratmıştır. Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, nimet vermek, azap etmek ve şekil vermek tekvin sıfatının sonuçlandır. Bir âyette "Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir" ez-Zümer 39/62 Diyanet İşleri Başkanlığı & Bölge Gündem Haber AYNÎ VE GAYRÎ SIFATLARCenâb-ı Hakk’ın "aynî", "gayrî", "ne aynî ne de gayrî" olmak üzere üç çeşit sıfatı sıfatlar, Allah’ın tenzihi ve selbi sıfatlarına denir. Bunlar "Vücûd, kıdem, beka, muhâlefetün lil-havâdis, kıyâm bi-nefsihî, vahdâniyet"dir. Bu sıfatlar Allah hakkında câiz olmayan mâna ve halleri bertaraf etmek için tedbir amaçlı konulmuş vasıflardır. Bu tenzihi sıfatlar iş ve icraat yapmazlar, onun için Allah’ın zât-ı akdesinin aynı kabul edilmişlerdir. Yani bu sıfatlar Allah’ın zâtının aynısıdır, başka bir mâna ve gayrılık ifâde etmezler. Mesela; vücûd sıfatı Allah’ın zâtının varlığını ifâde eden bir sıfattır. Zıt mana olan ademi, yani yokluğu bertaraf eder. Kıdem, başlangıçtan münezzeh olmasını gösterir. Bekâ ise, sonu olmamayı ifâde eder. Bu sıfatlar mevcut ve fâil değillerdir, bir kudret, bir irâde gibi varlıkları ve tasarrufları sıfatlar, Allah’ın fiili olan sıfatlarına denir. Bu fiili sıfatların ise miktarı ve sınırı fiili sıfatların çokluğu ise, Allah’ın kudret sıfatının muhtelif mevcudattaki muhtelif tecelliyatından ibarettir. Mesela; Allah’ın kudret sıfatı bir çekirdeğin açılmasında tecelli ederken Fettâh nâmını alıyor, bir canlının ölümünde Mûmit ismini alıyor, bir hayat bahşederken Muhyî ismini alıyor, canlılara rızık verirken Rezzâk nâmını alıyor ve hâkeza...Bu sıfatlar, kâinat ve mahlûkatın yaratılması ile açığa ve meydana çıktıkları için, Ehl-i sünnete göre hâdistirler. Ama bu isimlerin arka cephesinde asıl iş gören ve icra eden "kudret sıfatı" ezelî ve ebedîdir. Onun için "Allah, ezelde Rezzâk, Muhyî, Fettâh değildi." demek mânasız olur. Allah, ezelde kudret itibâri ile bu gibi fiili isimlere sahipti, ama tecelli ve yaratma ile bu isimler meydana çıktığından, tesmiye olarak hâdis oluyorlar. "Gayrî" ismini de bu mânadan dolayı alıyor, yani tesmiye noktasından aynî, ne de gayrî olan sıfatlar ise, Allah’ın zâtî ve sübûtî olan sıfatlarına denir. Bunlar "Hayât, ilim, irâde, kudret, tekvin, sem, basar ve kelâm"dır. Bu sıfatlar kâinatta iş ve icraat gören ve tasarruf ve tecellileri olan hakîki ve etken sıfatlardır. Bu sıfatlar selbi ve gayri sıfatlar gibi mâneviye ve tenzihi sıfatlar değildirler. Allah’ın zâtından başka mâna ve esasları olan ama ondan da müstakîl ve bağımsız olmayan sıfatlardır. Onun için ne ayn, ne gayr mânasını ifâde eden Allah’ın zât-ı akdesine zâid ve Onunla kâim sıfatlar denilmiştir. Ne o, ne de onsuz sıfatların Allah’ın zâtı ile olan ilişkisi ve durumu ilm-i kelâm ve felsefenin en esaslı ve ihtilaflı konusudur. Biz burada üç gurubun fikrini özet olarak izâh edeceğiz ki, mesele o zaman açıklığa Ehl-i sünnetin dışındaki iki görüşü Mûtezile'nin görüşüdür. Bunlar, Allah’ın bu sekiz sıfatını tıpkı selbi sıfatlar gibi Allah’ın zâtının aynı kabul edip, bu sıfatların vücûdunu inkar ediyorlar. Yani bunlar, Allah’ın zâtı hem ilim, hem irâde, hem kudret ve sâire deyip, zâtından başka bir şeyi kabul etmiyorlar. Allah, kâinatta sıfatlar olmaksızın zâtı ile iş ve icraat yapıyor diyorlar. Bunun gerekçesi olarak da tenzihi gösteriyorlar. Yani "Allah’ın zâtından başka kadîm sıfatları kabul etmek, kadîm zâtların çoğalmasını gerektirir ki bu da tevhîd ve tenzihe zıt olur." bu görüşü hem akla, hem de nakle zıt bir görüştür. Aklî açıdan ilim ve irâdeyi aynı kabul etmek, zaten açık bir safsatadır. Kur’ân’da ise Allah’a ilimdir, kudrettir demiyor, "Âlim"dir, "Kâdir"dir diyor. Yani ilim sahibidir, kudret sahibidir diyor. Bu da Mûtezile'nin tezine zıt bir ifâdedir. Daha çok deliller var, ama biz numune nevinden bunlarla iktifâ Kerramiyelerin görüşüdür. Bunlar Allah’ın bu sekiz sıfatını Allah’ın zâtının tamamen haricinde ve ondan müstakîl olarak değerlendirirler. O zaman Mûtezile'nin dediği gibi "Kadîm varlıkların çoğalması" söz konusu olur ki bu da şirktir. Mûtezile'nin tepkisi ve tefrite yönlendiren Kerramiye'nin ifrat fikirleridir. Kerramiye ekolünün savunduğu fikrin butlanı zâhirdir, izâh ve ispata lüzum Ehl-i sünnetin görüşüdür. Ehl-i sünnete göre "Allah’ın zâtî ve sübûtî sıfatları, Allah’ın zâtı akdesine zâiddir." Yani onun ile kâimdir, onun ile ayakta durur, onun ile dâimidir. Ama bununla beraber Allah’ın zâtı akdesinin aynı, mücâviri, muttasılı, mürekkebi, mücehhezi de değildir. Bu sıfatlar Allah’ın zâtının aynı değildirler, onun için Allah’a ve zâtına ilimdir, kudrettir, irâdedir demek yanlış oluyor. Bu sıfatlar Allah’ın zât-ı akdesine zâiddirler. Yani O değiller ama onunla kâimdirler. Bu sekiz sıfat, Allah değiller ama Allah ile kâimdirler. Ama Allah’ın zâtından başka bir mâna ve esası olan sıfatlardır. Allah’ın zâtının aynı olmamaları gayrı olmalarını tefrit edip sıfatları aynı demekle inkar ediyorlar. Kerramiye ifrat edip, sıfatlara Allah’tan bağımsız ulûhiyet isnât etmişler. Ehl-i sünnet ise, ne sıfatları inkar etmişler, ne de ulûhiyete götürmüşler. Ehl-i hak, ehl-i vasat olan Ehl-i sünnettir. İzmir’den Tamer Çiftçioğlu “Allah’ın eli, inmesi, arşa istivası, ruhu, gülmesi ve sevinmesi vs. Bu tarz âyet ve hadislerde geçen sıfatları nasıl tevil ederiz?” HABERÎ SIFATLARIN ANLAMI Allah’ın Haberî Sıfatları, Kur’ân’ın ve hadislerin doğrudan haber vermesiyle öğrendiğimiz, gerçek manasını ancak Allah’ın bildiği İlâhî Sıfatlardır. Böyle sıfatlara, manasını doğru kavramak için doğru tevillere ihtiyaç duyulması dolayısıyla Müteşabih Sıfatlar da denmiştir. Bediüzzaman’a göre, insanlar Allah’ın bazı sıfatlarının hakikî manasını kavramaktan aciz olduklarından, Kur’ân böyle sıfatları mecazi ifadelerle, yani insanlarca bilinen lâfızlarla zihinlere Haberî sıfatları okurken, gerçek manasını Allah’a bırakmalı, Allah’ı cisimden, şekilden ve yönden tenzih etmeli, Allah’ı Allah’ın dışındaki şeylere benzetmekten kaçınmalı, Allah’ın ulviyet ve kudsiyetine uygun düşmeyen, yorumlardan uzak durmalıyız. Meselâ Kur’ân’da çok geçen, taht kurma ve tahta oturma manasına gelen “İstiva” sıfatının mahiyeti ve anlamı İmam-ı Mâlik’e ra sorulunca, İmam hiç yorum dahi yapmadan demiş ki “İstivâ meçhul, keyfiyeti makul değil, buna inanmak vacip, suâl sormak ise bid’attir.”2 KUR’ÂN REHBER-İ MUTLAK OLDUĞUNU BÖYLE GÖSTERİYOR Allah’ın bazı sıfatlarının Kur’ân’da bizim bildiğimiz kavramlarla bildirilmesi Kur’ân’ın rehber-i mutlak olduğunu gösteriyor. Yoksa Bediüzzaman’a göre, Kur’ân beşere, bir ulû’l-azm olan Hazret-i Mûsâ’nın as Tûr-i Sînâ’da birkaç dakika ancak dayandığı kelâmullah tarzında hitap etse ve Allah’ın bazı sıfatlarını müteşâbih olarak değil de hakikî manasıyla ifade etseydi, insanların bunu anlamaları mümkün Bedîüzzaman, böyle Müteşâbih sıfatlar için Cenâb-ı Hakk’a şekil ve sûret vermekten kaçınılması gerektiğini önemle Haberî sıfatlardan bir kısmını kısaca ele alalım İstivâ İstivâ; yükselmek, istilâ etmek, tahta oturmak, hükümran olmak manaları ile zihne yaklaştırılabilir. Kur’ân’da, “Rahmân arş üzerinde istivâ etmiştir.”5 âyeti birçok sûrede geçiyor. Bediüzzaman Kur’ân’da zikri geçen “İstivâ” sıfatı ile, Allah’ın kendi Rubûbiyet mertebesini bir sultanın taht-ı saltanatında durup icrâ-i hükûmet ettiği misalinde ve azametinde, takdim buyurduğunu beyan Böylece bir sultandan korkan insanoğlunun, Rabb’inden daha fazla haşyet ve heybet duyması gerektiği vurgulanmak istenmiştir. Vech Vech, yüz demektir. Bu kavramla vecih, sîmâ, zât ve vücud mânâlarını zihmimize yaklaştırıyor. Kur’ân’da bir çok sûrede geçen “Celâl ve ikram sahibi olan Rabb’inin Vech’i bâkîdir”7 âyeti, “Vech” sıfatını telâffuz ediyor. Bediüzzaman, “Her şey helâk olup gidicidir, ancak O’nun Vech’i müstesnâ”8 âyetinde geçen “Vech” sıfâtını Allah’ın Zâtı, Vücudu, Bekâ’sı, Sermediyeti ve Vahdâniyeti olarak tevil Yed “Yedullâh = Allah’ın eli”10 demektir. Bu sıfat, kuvvet, kudret ve nimet olarak te’vil edilmiştir. “Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir?”11 Bir diğer âyette, “Göğü elimizle biz kurduk.”12 buyuruluyor. Bediüzzaman bazen “yed-i kudret”13, bazen “dest-i gaybî” lâfızlarıyla bu sıfatı Bedîüzzaman, Cenâb-ı Hakk’ın kendisine ait bir sıfatı bizim bildiğimiz bir mana ile zihnimize bu kavram ile yaklaştırdığını ifade Bu tevillerde de görüldüğü gibi âyet ve hadislerde geçen Allah’ın inişini “rahmet tecellisi” ile ruhunu “irade, emir ve kudret” ile, gülmesini “şefkat” ile tevil edebiliriz. Dipnotlar 1- İşârât’ül-İ’câz, s. 22. 2- Beyhakî,El-Esmâ, 408-409. 3- Sözler, s. 170. 4- Muhâkemât, s. 40. 5- Tâhâ Sûresi, 20/5; Bakınız Bakara Sûresi, 2/29; A’râf Sûresi, 7/54; Yunûs Sûresi, 10/3; Ra’d Sûresi, 13/2; Furkân Sûresi, 25/59; Secde Sûresi, 32/4; Fussilet Sûresi, 41/11; Hadîd Sûresi, 57/4. 6- Sözler, s. 354. 7- Rahmân Sûresi, 55/27; Bakınız Bakara Sûresi, 2/115, 272; Ra’d Sûresi, 13/22; Rûm Sûresi, 30/38; İnsân Sûresi, 76/9; Leyl Sûresi, 92/20. 8- Kasas Sûresi, 28/88. 9- Sözler, s. 618; Lem’alar, s. 245; Mektûbât, s. 62. 10- Fetih Sûresi, 10. 11- Sâd Sûresi, 38/75; Bakınız Mâide Sûresi, 5/64; Âl-i İmrân Sûresi, 3/26; Fetih Sûresi, 48/10; Hadîd Sûresi, 57/29; Yâsin Sûresi, 36/83; Mülk Sûresi, 67/1. 12- Zâriyât Sûresi, 51/47. 13- Sözler, s. 283; İşârât’ül-İ’câz, s. 137, 205, 209. 14- Şuâlar, s. 521. 15- İşârât’ül-İ’câz, s. 22. Benzer konuda makaleler

allahın vücut sıfatı ile ilgili ayetler