♦️ Beden Eğitimi Notları Nasıl Verilir
KonuşmaVe Eğitimi ISBN: 9786050370508 2021 2. Baskı Eğitim Bilimleri Sevil Hasırcı, Hakan Ülper, Derya Yaylı, Kadir Yalınkılıç, Gökhan Çetinkaya, Murtaza Aykaç, Yasemi̇n Aslan, Ni̇hat Bayat, B. Ümi̇t Bozkurt, Sercan Demi̇rgüneş, Ergün Hamzadayı, Zeynep Çeti̇nkaya Edi̇zer, İbrahi̇m Seçki̇n Aydın, Ahmet Pehli̇van, Ali̇ Türkel, Derya Yıldız Editör : Gökhan
İlkokulBeden Eğitimi ve Oyun Dersi Notları
Güvenilir Beden Eğitimi Dersi hizmeti al, zaman kazan, garantide ol. Bursa içinde binlerce Beden Eğitimi Öğretmeni hazır. Ödüllü girişim. Yılda 2 milyon mutlu müşteri.
Araştırmayakatılan öğrencilerin “Beden eğitimi öğretmeniniz beden eğitimi dersindeki başarınızı nasıl de-ğerlendiriyor? Açıklayınız” sorusuna verdikleri cevabın içerik analizi sonuçları f % Dersteki Durumumuzu Gözlemleyerek 52 18.63 Okul Takımında Olma Durumumuza Bakarak 31 11.11 Not vererek 27 9.67
Hemvakıf hem de devlet üniversitelerinde bu bölüm okunabilir. Beden eğitimi öğretmenliği bölümü bulunan bazı üniversiteler aşağıda verilmiştir: Çukurova Üniversitesi. Gazi Üniversitesi. Akdeniz Üniversitesi. Balıkesir Üniversitesi. Bursa Uludağ Üniversitesi. Pamukkale Üniversitesi. Anadolu Üniversitesi.
2022KPSS ÖABT Beden Eğitimi Öğretmenliği Sprint Tamamı Çözümlü Soru Bankası Yargı Yayınları. 99,00 TL. 64,35 TL. %35. 2022 ÖABT Performans Beden Eğitimi Öğretmenliği Soru Bankası Yargı Yayınları. 105,00 TL. 68,25 TL. %35. 2022 ÖABT Beden Eğitimi Öğretmenliği Soru Bankası Çözümlü Pegem Akademi Yayınları.
Diyet yapmadan kilo nasıl verilir? Mucize diyetler kulağa çekici gelse de, uzun vadede iyi sonuçlar vermezler. Diyetsiz kilo vermenin en iyi yolu, beslenmeye olan yaklaşımınızı zihinsel olarak değiştirmektir.Beslenme planınız, aşırı uçlara varmadan vücuda kalori alımını kontrol etmeli ve bütün besin gruplarını içermelidir.
1 aşama TYT sınavı 2. aşama ise özel yetenek sınavlarıdır. 2022’de sistemin güncellenmesiyle TYT’de minimum baraj puanı Öğretmenlik bölümünde Y-TYT’de 800.000 sıralama şartı diğer bölümlerde ise 100’dür. Her üniversite kendi baraj puanını kendi sınav sistemini ve içeriğini kendisi belirler.
2021 Öabt Beden Eğitimi Ve Spor Öğretmenliği Video Ders Notları Kitap İncelemesi İncelediğiniz Kitap Hakkında Açıklama: Kitap Adı: 2021 Öabt Beden Eğitimi Ve Spor Öğretmenliği Video Ders Notları Kullanıcı Yorumları: 199 Değerlendirme Eklenme zamanı: 19-04-2021 15:42
Bedeneğitimi ve spor anabilim dalının amacı; beden eğitimi ve spora ilişkin konuları analiz edebilme, sorgulama ve araştırma yapma, öngörüde bulunma ve doğru karar alma süreçleri için gerekli temel bilgi ve becerileri aktarmaktır.Eğitimleri sırasında öğrenciler, bilimsel ilkeler çerçevesinde gerekli çalışmaları yapmak zorundadır.
İlkokullarda 2012 yılından itibaren uygulamaya koyulan “oyun ve fizik etkinlikler” adında bir ders var. Bu ders ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflarda haftada 5 saattir. Evet yanlış okumadınız haftada 5 ders saatidir. Dördüncü sınıfta nedense 2 ders saatine düşer. En son 22 Eylül 2018 tarihinde Temel Eğitim Genel Müdürlüğü
Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (Besyo) ve Spor Bilimleri Fakülteleri ( sbf ) tarafından özel veya devlet kurumlarında beden eğitimi ve spor öğretmeni istihdam etmek üzere yetiştiren 4 yıllık bir bölümdür. Amacı eğitim çağındaki tüm bireylerin kaliteli ve sağlıklı yetişmesini sağlayacak spor eğitimcilerinin
IbywVs. Haberler YöneticiHane'ye Hoş Geldiniz. Daha güzel bir ortam için sitemizi arkadaşlarınıza duyurmanızı ve etkin bir şekilde kullanmanızı bekliyoruz. YöneticiHane OKUL YÖNETİMİ Soru ve Cevap Bölümü Görsel Sanatlar Notları Nasıl Verilmeli? Görsel Sanatlar Notları Nasıl Verilmeli? Okunma sayısı 716 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. Merhaba Öğretmenlerim,Lisede görsel sanatlar dersi notları nasıl veriliyor, interneti kurcaladım ama net bir şey bulamadım. Beden eğitimi için uygulama notu olarak girdik, görsel sanatlar için de aynı mı yoksa yazılı notu olarak mı giriliyor? YöneticiHane OKUL YÖNETİMİ Soru ve Cevap Bölümü Görsel Sanatlar Notları Nasıl Verilmeli?
Oluşturulma Tarihi Aralık 23, 2020 1730Karnet notlarınının belirlenme yöntemi ve karnelerin ne zaman dağıtılacağı hakkında Milli Eğitim Bakanlığı'ndan MEB önemli bir açıklama geldi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, pandemi dolayısıyla geçilen uzaktan eğitim sürecinin sınavların uygulanmasını zorlaştırdığı ve bu nedenle karne notlarının belirlenmesinde farklı sistemlerin kullanılabileceği ifade edildi. MEB, açıklamasında karneler ne zaman ve nasıl verilecek sorusuna da yanıt verdi. İşte, o açıklamalarKarneler ne zaman verilecek ve karne notları nasıl belirlenecek sorusuna MEB'den cevap geldi. Buna göre karneler 22 Ocak itibariyle farklı günlerde öğrencilerle buluşturulacak. İkinci dönemin başlayacağı tarih ise 15 Şubat olacak. İşte, karne notları ve karneler ne zaman verilecek sorusunun cevabıKARNELER NE ZAMAN VERİLECEK? KARNE NOTLARI NASIL BELİRLENECEK?İlkokullarda sınav yapılmayacak, karne notları, ders etkinliklerine katılım puanı ile belirlenecek. Ortaokul ve liselerde ise birinci döneme ait bir yazılı/uygulama puanı ve performans notları üzerinden ölçme değerlendirme yapılacak. Karne notları da bu şekilde belirlenecek. 22 Ocak'tan itibaren karne dağıtımları eğitim kurumu yönetimlerince farklı gün ve zaman dilimlerine yayılarak Şanlı'nın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı koronavirüs salgını sebebiyle ilk 2020-2021 eğitim öğretim yılının ilk dönemini uzaktan eğitimle tamamlama kararı aldı. Eğitim sisteminin sil baştan yazıldığı pandemi döneminde notları da yalnızca sınavlar değil farklı kriterler belirleyecek. İlkokullarda sınavların iptal edilmesiyle birlikte karne notlarının nasıl verileceği merak konusu oldu. İşte salgın gölgesinde tamamlanacak ilk dönemle ilgili tüm dönemde kademeli olarak yüz yüze eğitime geçilmesi okula dönüş umutlarını az da olsa yeşertmişti ancak verilen ara tatille birlikte eğitim yeniden evlere taşındı. İlk etapta 4 Ocak’a kadar uzaktan eğitim kararı alan bakanlık vaka sayılarının artmasıyla birlikte 22 Ocak’a kadar uzaktan eğitime devam dedi. Sömestr tatiline Nisan ayında yapılacak ara tatil de eklenince ikinci dönemin başlangıç tarihi 15 Şubat 4 OCAK PAZARTESİ GÜNÜ BAŞLIYORBakanlık “4 - 22 Ocak 2021 tarihleri arasındaki eğitim ve öğretim faaliyetleri, uzaktan eğitim yoluyla devam edecek ve bu tarihler arasında eğitim kurumlarında sadece ölçme ve değerlendirme uygulamaları gerçekleştirilecek” açıklamasını yaptı. Bakanlık ayrıca “2020-2021 eğitim ve öğretim yılı birinci döneminde öğrencilere her bir dersten sadece bir sınav yapılacak. Bugüne kadar yapılmış ölçme ve değerlendirme uygulamaları geçerli olup bu kapsamda, her bir derse ilişkin bir sınav puanı ile ilköğretim kurumlarında ders etkinliklerine katılım, ortaöğretim kurumlarında ise performans çalışmalarına ilişkin puanlar karneye yansıyacak” SINAVLAR İPTALİlkokul 1, 2 , 3 ve 4’üncü sınıflar ilk dönem sınava girmeyecek. İlkokullarda karne notu ders etkinliklerine katılım puanı ile SEÇMELİ DERSLERE SINAV YOKOrtaokullarda görsel sanatlar, müzik, beden eğitimi ve spor, teknoloji ve tasarım, bilişim teknolojileri ve yazılım, Peygamberimizin hayatı, temel dinî bilgiler ve seçmeli derslerde sınav yapılmayacak. Bu derslerin dönem puanı ders etkinliklerine katılım puanı ve varsa proje puanları ile DERSE KATILIM ETKİSİÖğrencilerin yüz yüze eğitim, canlı ders veya EBA TV takip ile ders etkinliklerine katılımlarına göre her bir dersin haftalık ders saati sayısı 2 ve daha az olanlara 2, haftalık ders saati sayısı 2’den fazla olanlara ise 3 defa ders etkinliklerine katılım puanı YÜZ YÜZE TEK SINAVOrtaöğretim kurumlarında notlar, yapılacak bir sınavla belirlenecek. İller arası hareketliliğin azaltılması amacıyla öğrenciler, istemeleri hâlinde, bulundukları illerde öğrenim gördükleri okul ile aynı okul türündeki eğitim kurumlarında sınavlara eğitim ve öğretim yılı birinci dönem puanları, haftalık ders saati sayısına bakılmaksızın, öğrencilerin; her dersten bir sınav puanı, bir performans çalışması ve derse hazırlık, devam, aktif katılım, örnek davranışları gibi ders içi katılımlarına ilişkin performans puanları ile GÜNDE EN FAZLA İKİ SINAVSınavlar ihtiyaç duyulması hâlinde cumartesi günleri de dâhil edilerek, her bir sınav için atölyelerdeki uygulama sınavları gibi zorunlu hâller dışında bir ders saati, yani 40 dakika süre verilerek uygulanacak. Bir günde her bir öğrenci için en fazla iki dersten sınav yapılabilecek. Sınıf mevcudu fiziki mesafeyi koruyacak şekilde bölünüp, maske kullanımı ve hijyen kuralları dikkate alınarak gerçekleştirilecek sınavlar en az bir hafta önceden öğrencilere DÖNEM SINAVLARI İKİNCİ DÖNEME SARKABİLİRKendisinde veya birlikte kaldığı aile bireylerinden herhangi birinde kronik hastalık bulunan öğrenciler, okul içinde uygun bir zamanda ve izole bir ortamda sınava alınacak. Koronavirüs salgınından dolayı hasta veya temaslı olup sınavlara süresi içerisinde katılamayan öğrenciler, okulun planlaması dâhilinde ikinci dönemin ilk iki haftası içerisinde sınavlara alınacak. Bu durumdaki öğrencilerin birinci dönem notları, girilemeyen derslerin sınavları tamamlandıktan sonra 22 OCAK İTİBARIYLA DAĞITILMAYA BAŞLANACAKMilli Eğitim Bakanlığı illere gönderdiği metinde karnelerin nasıl verileceğine de açıklık getirdi. Karnelerin ilk dönemin bittiği gün olan 22 Ocak 2021 tarihinden itibaren eğitim kurumu yönetimlerince, farklı gün ve zaman dilimlerine yayılarak yoğunluk oluşturmayacak şekilde planlanacağı belirtildi.
Skip to content Beden dili eğitim notları AÇILMA SÜRECİ İnsanlar bir grupta kendilerini rahat hissetmeye ve gruptaki insanları tanımaya başladıkça bacak ve kolları kavuşturulmuş konumdan rahat açık konuma doğru bir dizi yazılı olmayan hareket kodundan geçerler. 1. Aşama Savunmada, kol ve bacaklar kavuşturulmuş. 2. Aşama Bacaklar açık ve ayaklar yan yana nötr konumda. 3. Aşama Kol kavuşturmada üstte olan kol açılır ve konuşurken avuç anlık olarak görünür ve geri kavuşturulmuş konuma dönmez. Diğer kolun dış tarafını tutar. 4. Aşama Kollar açılır ve bir kol hareketlenir veya kalça üzerine ya da cebe konabilir. 5. Aşama Birisi tek bacak üzerinde arkaya yaslanırken diğer ayağını grupta en ilginç bulduğu kişiyi gösterecek şekilde ileri bu süreci hızlandırabilir veya bazı aşamaları ortadan kaldırabilir. AKSESUARLAR Aksesuarlarla etrafa bir çok mesaj verebilirsiniz, örneğin gözü bozuk olmadığı halde numarasız gözlük takanlar, etrafına bilgili ve entelektüel bir hava verirler. Bir açık oturumda dikkat edin, deneyimli ve gözlüklü bir politikacı karşısındaki konuşurken gözlüğünü takar, kendi konuşurken çıkarır. Bu hareket karşısındakini bir süre sonra Pavlov’un köpeği haline getirir. Gözlüğü çıkardığı anda sözün ona geçtiğini karşısındaki hisseder ve susar. Sigara, pipo, puro da ayrı mesajlar verir. Sigara daha günlük ve sıradandır , her gün rastlayabilirsiniz. Hızlı, çabuktur. A tipi diye sınıf1andırılan aceleci, çabuk karar verebilen, hırslı, sorumluluk sahibi, çabuk sinirlenen insanlar sigarayı tercih eder. Pipo içmek ise bir tür törendir, uzun zaman ister , pipo entelektüel, biraz karamsar, çoklukla felsefe ve edebiyatla ilgilenen, ince bir müzik zevkine sahip kişilerin tercihidir. B tipleri sakin, yavaş karar veren, hırssız, geniş, zor sinirlenen pipoyu tercih eder. Puro içerek başka mesajlar verirsiniz, insanlara dersiniz ki “Ben zenginim, güçlüyüm, her şeyi yapma ve yaptırma hakkını kendimde görüyorum.”, “ Toplumun özel ve şanslı azınlığına mensubum, bunun içinde tütün alışkanlığım sizden daha farklı ve pahalı.” Sigara, puro, pipo dumanını takip ederek karşınızdakinin ruh halini yakalayabilirsiniz. Doğum hane koridorunda volta atan baba adayını düşünün, dumanı aşağı üflüyordur ve mutlaka sert, keskin bir üfleyişi vardır. Bir işten başarıyla çıkan bir yönetici ise arkasına yaslanıp dumanı yukarı üfleyecektir. Üflemenin sürati ise duygunun yoğunluğunu gösterir. Aşağı yavaş üfleyen daha az gerginken, sert üfleyen daha sinirlidir. Bir seminerimde dinleyicilerden birisi “Benim başıma şu geldi, bir keresinde karşımdaki hanım dumanı aşağı yukarı değil de, yüzüme üfledi, peki bu ne anlama gelir?” diye sordu. Ben de “Bekar mısınız?” diye sordum. Evet cevabını alınca, “Bunun anlamını bilmezsen tabii bekar kalırsın” dedim ve ” Anladım hocam” cevabını aldım. Bıyıklar, sakallar da mesaj verir. Bunun ayrıntısına girmemem gerektiğini düşünüyorum, çünkü hangi bıyığın veya sakalın değişik bir imaj çağrıştırdığını zaten biliyorsunuz. Bir örnek vermek gerekirse, bir kurban almaya gidiyorsunuz, kurban satan adam ince telli yuvarlak gözlükleri olan, keçi sakallı ve papyon takan birisi ise şaşırırsınız. Giyiminizle ve aksesuarınızla karşınızdakine kim olduğunuzu ve kurumunuzu anlatırsınız. “İnsanlar sizi giysilerinizle karşılar, düşüncelerinizle uğurlarlar” desek de düşüncelerinize giysileriniz ve aksesuarlarınız dış görünümünüz değer katar. İlk otuz veya doksan saniyede oluşturduğunuz ilk intiba kolay kolay değişmez. Karşınızdaki pala bıyıklı, dalyan gibi işadamının sağ kulağına takacağı nokta kadar bir küpe sizi görüşme boyunca duygudan duyguya götürecektir. Yapılan araştırmalarda, deneklere yirmi dört resim karesi gösterilmiş ve bu insanların aklında farklı olanın kaldığı tespit edilmiş. Bu nedenle satıcılara ve konuşmacılara insanların aklında kalmaları için üzerlerinde farklı bir aksesuar bulundurmaları tavsiye edilir. Demirel’ in kalabalıklara salladığı şapka onu diğer liderlerden ayıran bir semboldür. Ecevit’in mavi gömleği ve kasketi de ayırt edici sembollerdir. Erbakan’ın parlak kravatları, Mesut Yılmaz’ın beyaz yakalı gömlekleri, Tansu Çiller’in fularları onları diğerlerinden ayıran özellikleri olarak aklımızda kaldı . Türkeş böyle bir şeye ihtiyaç duymadı çünkü kalın kaşları yeterince farklılık politikacılardan Tayyip Erdoğan ise ceketinin yakasına taktığı karanfillerle farklılık yaratmaya çalışıyor. Unutmayın ayırt edici semboller sizi akılda bırakır AVUÇ HAREKETLERİ * Açık Avuçlar Açık avuçlar dürüstlük anlamına gelebilir. Tarih boyunca açık avuç gerçek, dürüstlük, sadakat ve teslimiyetle bağdaştırılmıştır. Pek çok yemin el kalbin üzerindeyken edilirken mahkemelerde tanıklık ederken avuç havada tutulur. İncil sol elde tutulurken sağ avuç da mahkeme üyelerinin görebileceği şekilde yukarıda tutulur. Gündelik karşılaşmalarda insanlar iki temel avuç konumunu kullanırlar. Birincisinde avuç yukarı dönüktür ve yiyecek veya para dilenen dilencinin tipik hareketidir. İkinci harekette ise avuç sanki bir şeyi tutuyor veya kısıtlıyormuşçasına aşağıya dönüktür. Birinin açık ve dürüst olup olmadığını anlamanın en anlamlı yollarından biri avuç hareketlerine bakmaktır. Nasıl bir köpek teslimiyet veya yenilgiyi belirtmek için boynunu gösterirse insan denen hayvan da aynı tavır veya duyguyu belirtmek için avuçlarını kullanır. Örneğin, insanlar istediklerinde her iki avuçlarını da karşılarındaki insana açık tutarak sana karşı tamamen dürüst olacağım gibi bir mesaj verirler. Birisi açılmaya veya gerçeği söylemeye başladığında avuçlarının tamamını veya bir kısmını karşısındakine açmaya başlar. Vücut dilinin çoğu öğeleri gibi bu da tamamen bilinçsiz olarak yapılan ve sizde karşıdakinin doğruyu söylediği hissini uyandıran bir harekettir. Bir çocuk yalan söylediğinde veya bir şeyi gizlediğinde avuçlarını arkasına saklar. Benzer şekilde arkadaşlarıyla dışarıda bir gece geçirdikten sonra nerede olduğunu söylemek istemeyen bir erkek de nerede olduğunu açıklamaya çalışırken avuçlarını ya ceplerine saklayacak ya da kollarını kavuşturacaktır. Böylece gizlediği avuçlarından karısı doğruyu söylemediği hissine müşteri satılan malı neden alamayacağını anlatırken onun avuçlarına bakmaları öğretilir. Gerçek nedenler sadece avuçlar açıktayken söylenir. * Avuçların Kandırmak Amacıyla Bilerek Kullanılması Yani avuçlarımı göstererek yalan söylersem insanlar bana inanır mı? diye sorabilirsiniz. Bu sorunun cevabı hem evet – hem de hayırdır. Avuçlarınız açık olarak yalan söylerseniz dürüstlükle ilgili hareketlerin çoğu eksik olacağından ve yalanla ilgili olumsuz hareketleri de açık avuçlarla çelişkili biçimde yapacağınızdan samimi olmadığınız anlaşılabilir. Profesyonel yalancılar sözel olmayan işaretlerinin, sözel yalanlarıyla uyuşması sanatını öğrenmiş insanlardır. Profesyonel yalancı, yalan söylerken dürüstlükle ilgili sözel olmayan işaretleri ne kadar etkili olarak kullanırsa işini o kadar daha iyi yapar. Ancak başkalarıyla iletişim kurarken açık avuç hareketlerini kullanarak kendinizi daha inandırıcı kılmanız mümkündür. Buna karşılık, açık avuç hareketleri alışkanlık halini aldıkça doğruyu söylememe eğilimi de azalır. İlginçtir ki çoğu insan avuçları açıkken yalan söylemekte zorlanırlar ve avuç işaretlerini kullanmak başkalarının vereceği yanlış bilgilerin azalmasını sağlayabilir. Bu ayrıca size karşı daha açık davranmalarını da teşvik eder. * Avuç Gücü En az fark edilen ama en güçlü sözel olmayan işaretlerden bir tanesini avucumuzla yaparız. Doğru kullanıldığında avuç gücü kullanıcıya bir otorite ve diğerlerinin üzerinde sessiz bir iktidar sağlar. Üç tane temel avuçla kumanda hareketi vardır avuç yukarıya bakıyor, avuç aşağı bakıyor ve avuç kapalı parmak ilerde konumu. Üç konumun farklarını şu örnekle gösterebiliriz birisinden bir kutuyu kaldırıp aynı odadaki başka bir yere taşımasını istediğinizi varsayalım. Aynı ses tonu, aynı sözcükler ve aynı yüz ifadesini kullandığınızı ama sadece avuç konumunuzu değiştirdiğinizi varsayalım. Avucun yukarı bakması sokaktaki dilencinin dilenme hareketini andıran şekilde edilgin ve tehdit etmeyen bir harekettir. Kutuyu taşıması istenen kişi bu isteğin baskısını hissetmeyecek ve normal ast/üst ilişkisinde bu talebin kendisini tehdit ettiğini düşünmeyecektir. Avuç aşağı doğru çevrildiğinde anında daha otoriter olursunuz. İstekte bulunduğunuz kişi kutuyu kaldırması için bir emir verdiğiniz hissine kapılır ve onunla ilişkinize bağlı olarak size tepki duyabilir. Örneğin, istekte bulunduğunuz kişi sizinle eşit statüde bulunan bir iş arkadaşınızsa avucunuz aşağıya bakarak yaptığımız isteği reddedebilir. İsteğinizi avucunuz yukarı bakarak belirttiğinizde gerçekleştirmesi daha olasıdır. İleriye uzatılan parmak özellikle konuşma temposuna göre hareket ettirildiğinde bir konuşmacının konuşurken kullanabileceği en rahatsız edici hareketlerden biridir. Parmağımızı ileriye uzatma alışkanlığımız varsa avucun yukarı ve aşağı baktığı konumları deneyin. Daha rahat bir yaklaşım oluşturduğunuzu ve insanlar üzerinde daha olumlu bir etkiniz olduğunu göreceksiniz. BACAK HAREKETLERİ * Bacak bacak üstüne atmak Bacak bacak üstüne atma biçimi çok sayıda anlam taşır ve kişinin iç dünyasıyla ilgili çok değerli ipuçları yansıtır. Ayrıca bacak bacak üstüne atmak, kalça ve bacak kaslarına değişik hareketler sağladığı için uzun süre yorulmadan oturmaya imkan verir. Bu yönüyle de bacak bacak üstüne atmak amaçlı bir harekettir. İnsanlar, ağlamak gibi bazı davranışlarıyla birlikte doğarlar. Bu davranışlar sosyal çevre tarafından büyük ölçüde yönlendirilir. Çocukluktaki sesli ağlama yetişkinlikte yerini sessiz gözyaşlarına veya bastırılmış hıçkırıklara terk eder. İnsanlar ağlamak gibi doğuştan getirdikleri davranışların yanı sıra bacak bacak üstüne atmak gibi bazı davranışları da keşfederek sonradan kazanırlar. Keşfedilen ikincil davranışlar da farkında olmadan sosyal modaların izinden giderek büyük ölçüde değişikliklere uğrarlar. Bacak bacak üstüne atmak, modanın değiştirdiği keşfedilmiş davranışlardan biridir. Çocuk bacak bacak üstüne atarak oturmanın hoşuna giden rahat bir beden duruşu sağladığını düşünür. Kısa bir süre sonra çocuğun içinde yaşadığı çevrenin yazılı olmayan kuralları bu oturma biçimini köklü bir şekilde etkiler. Çocuklar büyüdükçe, hiçbir şekilde farkına varmadan, içinde bulundukları yaş grubu, sosyal sınıf ve aynı cinsiyetten olan arkadaşları gibi bacak bacak üstüne atmaya başlarlar. Geçen yüzyılda İngiltere de Victoria Döneminde iyi yetişmiş bir genç kız ve kadın hiçbir şekilde bacak bacak üstüne atmazdı. Bugün de bu eğitimin izlerini Kraliyet ailesinde görmek mümkündür. Kraliçe Elizabeth bacak bacak üstüne atmak yerine, ancak ayaklarını bileklerinden kavuşturur. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında sosyal davranışlarda meydana gelen büyük değişiklikler karşısında, kadınların bacak bacak üstüne atmalarını ayıplamak mümkün değildir. Ancak yine de bacak bacak üstüne attığı zaman oluşturacağı görüntü birçok kadın için kaygı kaynağıdır. Dizleri hizasında veya daha kısa etek giyen bazı kadınlar sürekli eteklerini çekiştirerek bu kaygıyı dışarıya yansıtırlar. Bir topluluk içinde bacak bacak üstüne atarak bacaklarını ortaya koyan bir kadının tutumu, çevredeki erkekler tarafından “davet edici” olarak yorumlanabilir. Bu sebeple kadınların bacak bacak üstüne atma davranışlarına özen göstermeleri, geçen yüzyıldan kalan bir sosyal kuralın oldukça zayıflamış bir biçimde devam etmesidir. Kolların kavuşturulması arkaik olarak nasıl kalbi korumak amacını taşıyorsa, bacakların kavuşturulması da cinsel organların korunması amacına yöneliktir. Bacak bacak üstüne atma davranışı, kavuşturulmuş kollar kadar olumsuz duyguları yansıtan bir özellik taşımaz. Ancak bu davranışın da dikkatle değerlendirilmesi özellikle üçlü ve dörtlü ilişkilerde büyük önem taşır. Bacak bacak üstüne atmak olumsuz ve savunucu bir tutumun ve artmış olan iç gerginliğin işareti olabileceği gibi, karşılıklı ilişkideki incelik ve zerafeti de yansıtabilir. Bu jest Batı kültürünün etkisi altında kalarak yetişen insanların geleneksel oturma biçimi olarak da tanımlanabilir. Bu oturma biçimini tek başına olumsuz bir işaret olarak değerlendirmek hatalı olur. Çünkü uzun süre bir toplantıyı izlemek veya ders dinlemek gibi sebeplerle çok rahat olmayan bir sandalyede oturmak zorunda kalanlar da zaman zaman bu oturma biçimlerini kullanırlar. Bu oturma biçimine kolların kavuşturulması eklendiği takdirde, kişinin hoşnutsuzluğunun bir ifadesi olarak değerlendirilir. Bu durumda oturan birine, özellikle “evet” veya “hayır” diye cevaplandırabileceği sorular sormamak daha yerinde olur. Çünkü bu şekilde oturan kişiden olumsuz cevap alma ihtimali çok yüksektir. Bu oturuş biçimine bir topluluk içinde eşlerinden veya erkek arkadaşlarından memnun olmayan kadınlarda, dinledikleri konferans veya seminerden memnun kalmayanlarda da rastlanır. * “Dört” Durumu Bu şekilde bacak bacak üstüne atmak tartışmaya veya rekabete dönük bir durumun varlığının işaretidir ve kaynağını Amerikan kültüründen almaktadır. Sadece bu oturma biçimine bakarak bir yorum yapmak zordur. Ancak bu oturma biçimi yukarıdaki ayağın bir veya iki el ile tutulması biçimindeyse, bu şekilde oturan kişinin fikirlerini değiştirmeye niyeti olmayan katı ve inatçı bir insan olduğunu düşünmek hatalı olmaz. * Savunmada mı Üşümüş mü? Çoğu kişi savunmaya geçmediklerini ama kol veya bacaklarını üşüdükleri için kavuşturduklarını iddia ederler. Genellikle bu sadece bir bahanedir ve savunmada duruşla üşüyen birinin duruşu arasındaki farklara bakmak ilginç olabilir. Öncelikle ellerini ısıtmak isteyen birisi bunları savunma kol kavuşturmasındaki gibi dirseklerini altına koymak yerine koltuk altlarına sokar. İkinci olarak üşüyen birisi kollarını kavuştururken bir tür kendini kucaklama hareketi yapar ve bacaklarını kavuşturduğunda da bacakları düz, kaskatı ve sıkışmış ve tuvalete gitmek istiyor da birbirine yapışmış durumdadır. Oysa savunma duruşunda bacaklar daha rahattır. Kollarını veya bacaklarını kavuşturmak alışkanlığında olan kişiler üşüdüklerini veya böyle rahat ettiklerini söylemeyi sinirli, utangaç veya savunmada olduklarını itiraf etmeye tercih edebilirler. BAKIŞLAR Tarih boyunca göz ve insan davranışı üzerindeki etkileriyle uğraştık durduk. Hepimiz “gözleriyle onu parçaladı” , “gözlerinin içi gülüyor, “gözlerini kaçırıp duruyor” gibi ifadeler kullanmışızdır. Bu ifadeleri kullandığımızda farkında olmadan kişinin gözbebeklerinin büyüklüğünden ve bakışla ilgili davranışlarından bahsederiz. .Belli ışık durumlarında, kişinin ruh hali ve tavrı olumludan olumsuza veya olumsuzdan olumluya geçerken gözbebekleri küçülür veya büyür. Heyecanlanan birisinin gözbebekleri normal büyüklüklerinin dört katına çıkabilir. Tam tersine, kızgın, olumsuz bir ruh hali gözbebeklerinin minik boncuk gözler ya da yılan gözleri olarak bilinen şekilde küçülmesine yol açar. Flört sırasında gözler oldukça fazla kullanılır, kadınlar gözlerini vurgulamak için göz makyajı yaparlar. Bir kadın bir erkeği severse ona bakarken gözbebeklerini büyütecek ve erkek de farkında olmadan bu bilgiyi doğru yorumlayacaktır. Bu nedenle romantik buluşmalar gözbebeklerinin büyümesine neden olan loş yerlerde gözlerine bakan genç aşıklar farkında olmadan gözbebeklerinin büyüyüp büyümediğine bakmaktadırlar. Her biri diğerinin gözbebeklerinin büyümesinden heyecanlanır. Bebekler ve çocukların gözbebekleri yetişkinlerinkinden daha büyüktür yetişkinlerin yanındayken onlara olabildiğince çekici görünerek sürekli olarak dikkatlerini çekme çabasıyla gözbebekleri sürekli olarak kağıt oyuncularıyla yapılan deneylerde rakipleri koyu renk gözlük taktığında oyuncuların daha az el kazandıkları görülmüştür. Örneğin, bir poker oyununda rakibine dört as gelmesi durumunda, uzman onun gözbebeklerindeki hızlı büyümeyi bilinçli olmadan fark edecek ve bu elde oyunu yükseltmemesi gerektiğini hissedecektir. Rakiplerin koyu gözlük takması gözbebeği işaretlerini ortadan kaldırarak uzmanların daha az el kazanmalarına neden oldu. Gözbebeği takibi fiyat pazarlığı sırasında alıcıların gözbebeği büyümesini izleyen eski Çinli mücevher tacirleri tarafından kullanılırdı. Yüzyıllar önce, fahişeler gözbebeklerini büyüterek daha arzulanır olabilmek için gözlerine dulavratotu losyonu damlatırlardı. Aristotle Onassis in düşüncelerinin gözlerinden okunmaması için iş görüşmeleri sırasında koyu renk gözlük taktığı bilinir. * Gözle dışarıda bırakma Karşılaştığımız sinir bozucu insanlar, konuşurken “gözle dışarıda bırakma hareketi”ni kullananlardır. Bu hareket bilinçsizce yapılır ve o kişinin sizden sıkılması veya artık ilgilenmemesi ya da kendini sizden üstün görmesi nedeniyle sizi görmemeye çalışmasından oluşur. Konuşma sırasında altı ila sekiz göz kırpış normal hız olarak kabul edilir. Bu insanlarınsa, göz kapakları kapanarak bir saniye ve daha uzun süre kapalı kalırlar ve bu arada da sizi anlık olarak kafasından atar Birisi sizden üstün olduğunu düşünüyorsa gözle dışarıda bırakma hareketini yaygın olarak burnunun üzerinden bakmak olarak bilinen kafayı geriye atarak size uzun bir bakış atma hareketiyle birlikte yapar. * Sosyal bakış Bakış karşıdakinin göz seviyesinin altına düştüğünde sosyal bir ortam oluşur. Birisine bakmayla ilgili deneyler sosyal bir karşılaşma sırasında bakanın bakışlarının karşıdakinin yüzünde gözler ve ağız arasındaki bir üçgene baktığını göstermiştir. * Yan bakış Yan bakış ilgi veya saldırganlık iletmekte kullanılır. Hafif kalkmış kaşlar ve bir gülümsemeyle birlikteyse ilgi anlamına gelip flört işareti olarak yaygın şekilde kullanılır. Aşağıya dönük kaşlar, çatık alın veya aşağıya dönük ağız köşeleriyle birlikte şüpheli, saldırgan veya eleştirel bir tavır anlamına gelir. * İş bakışı İş tartışmaları yaparken karşınızdakinin alnında bir üçgen olduğunu hayal edin. Bakışlarınızı bu bölgeye yönelterek ciddi bir ortam yaratırsınız ve karşınızdaki sizin İş yapmak konusunda ciddi olduğunuzu anlar. Bakışlarınızın karşınızdakinin göz seviyesinin altına düşmemesi koşuluyla etkileşimi kontrol edebilirsiniz. BAŞ HAREKETLERİ * Baş sallamak En yaygın olarak kullanılan iki tanesi onay için baş sallama ve reddetmek için başı yana sallama olmak üzere temel iki harekettir. Onay için başı sallama hareketi çoğu kültürde Evet / onay anlamına gelen olumlu bir harekettir. Doğuştan sağır, dilsiz ve kör olan kişilerle yapılan araştırmalarda bu kişilerin de onay amacıyla bu hareketi kullandıklarını göstermiştir. Bu da bu hareketin doğuştan gelebileceği kuramına yol açmıştır. Genellikle Hayır anlamına gelen kafayı yana sallama hareketinin de doğuştan geldiğini iddia edenler olduğu gibi bunun insanların ilk öğrendikleri hareket olduğunu iddia edenler de vardır. Bunlara göre yeni doğan bebek yeterince süt içtiğinde annesinin memesini reddetmek için kafasını yana sağlar. Aynı şekilde karnı doyan küçük bir çocuk da ebeveynlerinin kendisini kaşıkla yedirme girişimlerini reddetmek için aynı kafa sallama hareketini kullanır. Başkalarıyla ilişkilerinizde gizlenen bir itirazı keşfetmenin en kolay yolu karşınızdaki sözleriyle sizinle aynı fikirde olduğunu söylerken kafasını yana sallayıp sallamadığına bakmaktır. Örneğin “ne demek istediğini anlıyorum” veya “burada çalışmak gerçekten hoşuma gidiyor” veya “sonra kesinlikle birlikte çalışalım” derken bir yandan da kafasını yana doğru sallayan birini ele alalım. Kulağa ne kadar inandırıcı gelirse gelsin, kafa sallama hareketi olumsuz bir tavrı olduğunu ve söylediklerini ciddiye almayarak onu biraz daha sorgulamanızın iyi bir fikir olacağını gösterir. * Temel Baş Pozisyonları Üç temel baş pozisyonu vardır. Birincisinde baş yukarıda olup duydukları konusunda nötr bir tavra sahip birisinin pozisyonudur. Baş genellikle hareketsiz olup ara sıra ufak eğilme hareketleri yapabilir. Bu konumda eli yanağa götürme değerlendirme hareketleri sık kullanılır. Kafa bir yana doğru eğildiğinde bu ilgilenmiş baş pozisyonu kişinin ilgilenmeye başladığı anlamına gelir. Hayvanlar kadar insanların da bir şeyle ilgilenmeye başladıklarında başlarını yana eğdiklerini ilk fark edenlerden biri Charles Darwin’di. Bir satış sunuşu veya bir konuşma yapıyorsanız dinleyicilerinizin bu hareketi yapıp yapmadıklarına bakın. Başlarını yana eğip eli çeneye götürme değerlendirme hareketlerini yaparak öne eğildiklerini görürseniz onlara ulaşabiliyorsunuz demektir. Kadınlar bu baş hareketini çekici bir erkekle ilgilendiklerini göstermek için kullanırlar. Birileri sizinle konuşurken onların size karşı sıcak duygular beslemelerini sağlamanız için kafa yana eğik pozisyonu kullanarak ara sıra başınızı öne eğmeniz yeterlidir. Baş aşağıya eğikken tavrın olumsuz hatta yargılayıcı olduğunu gösterir. Eleştirel değerlendirme hareket gruplarında genellikle baş aşağıya eğiktir ve karşınızdakinin başını kaldırmasını veya yana eğmesini sağlayamazsanız bir iletişim sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Profesyonel konuşmacılar ve eğitmenler genellikle konuşmalarına başlamadan önce dinleyici katılımı gerektiren bir şeyler yaparlar. Bunun amacı dinleyicilerin başlarını yukarıya kaldırmalarını ve katılmalarını sağlamaktır. Konuşmacının hilesi başarılı olursa dinleyicilerin bir sonraki baş pozisyonu yana eğik olacaktır. * Her İki El de Başın Arkasında Bu hareket muhasebeci, avukat, satış müdürü, banka müdürü gibi mesleklerden olan veya kendilerine güvenli veya bir konuda kendilerini baskın ya da üstün hisseden kişilere özgü bir harekettir. O kişinin düşüncelerini okuyabilsek büyük olasılıkla Tüm cevaplar bende ya da “Bir gün belki benim kadar akıllı olursun” veya “her şey kontrolüm altında” gibi bir şey söylüyor olurdu. Bu hareketi aynı zamanda her şeyi bilenler kullanır ve çoğu kişi bu hareketi sinir bozucu bulur. BİLEK KİLTLEME HAREKETİ Bacak veya kolları kavuşturmak olumsuz veya savunma tavrına işaret eder ve ayak bileklerinin kilitlenmesi hareketi için de aynı şey geçerlidir. Bilek kilitleme hareketinin erkeklerde görülen şeklinde yumruklar da kenetlenmiş olarak dizlerin üzerinde durur ya da eller sandalyenin kollarını sımsıkı kavrar. Kadınlarda görülen hali biraz daha farklıdır, dizler yapışık tutulur, ayaklar yana bakabilir ve eller bacakların üstünde yan yana veya üst erkeklerde görülen hali üste durabilir. İnsanlarla görüşmeler yaparak geçen uzun bir sürenin sonunda gözlemlerim karşıdakinin bileklerini kilitlediğinde aslında zihinsel olarak dudaklarını ısırmakta olduğunu göstermiştir. Bu hareket olumsuz bir tavır, duygu, sinirlenme veya korkuyu gizlemeye çalışma hareketidir. Örneğin, avukat bir arkadaşım mahkemeye çıkmadan önce bir davayla ilgili kişilerin her zaman bilekleri sımsıkı kilitli olarak oturduklarını söylemiştir. Ayrıca bu kişilerin bir şey söylemek için beklediklerini veya duygusal durumlarını denetlemeye çalıştıklarını fark etmiş. İşe alınacak adaylarla yapılan görüşmeler sırasında adayların çoğunun görüşmenin belli bir noktasında bileklerini kilitlediklerini yani bir tavır ya da duyguyu gizlemeye çalıştıklarını gördüm. Bu hareketi çözmek için yaptığım birçok girişimin bilek kilitleme ve dolayısıyla da zihnini açmak konusunda başarısız olduğunu gördüm. Ancak, çok geçmeden masa engelini ortadan kaldırarak mülakat yaptığım kişi ile aynı tarafta oturduğumda, mülakat yapılanın bileklerinin çözüldüğünü ve daha açık ve kişisel bir ortam oluştuğunu fark ettim. Pazarlık ve görüşme teknikleri konusunda lider olan Nierenberg ve Calero bir görüşme sırasında ne zaman taraflardan birisi bileklerini kilitlese bunun onun değerli bir itirafta bulunmaktan kaçındığı anlamına geldiğini keşfettiler. Sorgulama teknikleri kullanılarak bu kişinin bileklerini çözmeye ve itirafta bulunmaya teşvik edilebildiğini gördüler. Her zaman alışkanlık gereği bilekleri kilitli olarak oturduklarını veya olumsuz el veya bacak hareket gruplarından herhangi birini öyle rahat ettikleri için yaptıklarını söyleyen insanlarla karşılaşırız. Siz de bunlardan biriyseniz böyle bir kol veya bacak hareketinin ancak savunmada olduğunuzda veya olumsuz ya da kendini uzak tutmaya çalışan bir tavrınız varsa rahat olacağını unutmayın. Olumsuz bir hareketin olumsuz bir tavrı kuvvetlendirebileceğini veya daha uzun sürmesine neden olabileceğini de düşünerek kendine olan güveninizi ve başkalarıyla olan ilişkinizi geliştirmek için olumlu ve açık hareketleri kullanmaya başlamanız tavsiye etek modası varken genç kız olan kadınlar bacak ve bileklerini çok anlaşılır ve gerekli nedenlerle kavuşturdular. Alışkanlık gereği bu kadınlardan çoğu hala böyle oturmaktadırlar ve bu da başkaları tarafından yanlış anlaşılmalarına yol açabilmektedir. Herhangi bir sonuca varmadan önce moda akımlarını ve özellikle bunların kadınların bacak konumlarını nasıl etkileyebileceğini dikkate almakta fayda olabilir. EL HAREKETLERİ Geçenlerde yakın bir arkadaşım açacağımız yeni iş yerinde, birlikte yapmayı planladığımız bazı işleri konuşmak üzere bize geldi. Konuşmamız sırasında birdenbire arkadaşımız sandalyesinde dikleşti, geniş bir gülümsemeyle ellerini ovuşturdu ve “beklemeye dayanamayacağım!” dedi. Sözel olmayan mesajlarıyla bize girişimimizin çok başarılı olmasını umduğunu iletmişti. Ellerini ovuşturmak insanların olumlu beklentilerini ilettikleri sözel olmayan yollardan biridir. Zar atan kazanma umudunu göstermek için zarı ellerinin arasında ovuşturur, tören düzen1eyici ellerini ovuşturarak izleyicilere Bir sonraki konuşmacıyı din1emeyi uzun süredir istiyorduk der ve heyecanla pazarlamacı satış müdürünün odasına dalar ve ellerini ovuşturarak “Büyük bir sipariş aldık, patron!”der. Ancak, akşamın sonunda ellerini ovuşturarak masanıza gelen ve “başka bir arzunuz var mı?” diye soran garson, sözel olmayan yollarla size bahşiş beklediğini bildirmektedir. Kişinin ellerini ovuşturma hızı beklenen olumlu sonuçların kimin yararına olacağını düşündüğünü gösterir. Örneğin, bir ev almak istediğinizi ve emlakçıya gittiğinizi varsayalım. Nasıl bir ev istediğinizi dinledikten sonra emlakçi ellerini hızlı hızlı ovuşturarak “Tam size göre bir yerim var!” der. Emlakçı sonucun sizin için olumlu olmasını beklediğini göstermiştir. Ama eğer ellerini yavaş yavaş ovuşturarak sizin için ideal evi bildiğini söyleseydi kendinizi nasıl hissederdiniz? Bu durumda büyük olasılıkla üçkağıtçı veya çıkarcı birisi gibi görünecek ve sonuçların sizden çok onun iyiliğine olacağı hissine kapılacaktınız. Pazarlamacılara müşterilerine ürün veya hizmet tanıtımı yaparken ellerini ovuşturacak olurlarsa alıcının savunmaya geçmemesi için hareketi hızlı hızlı yapmaları söylenir. Öte yandan alıcı ellerini ovuşturarak pazarlamacıya “Neleriniz var bir bakalım.” derse bu alıcının iyi bir şey görmeyi umduğu ve satın alma olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir. Küçük bir uyarı Otobüs durağında soğuk bir kış günü beklerken ellerini ovuşturan birisi, büyük olasılıkla bunu olumlu beklentiler içinde olduğu için yapmıyordur. Sadece elleri üşümüştür! * Başparmağın Parmağa Sürtülmesi Başparmağın parmak uçlarına veya işaret parmağına sürtülmesi genellikle bir para bekleme hareketi olarak kullanılır. Genellikle başparmaklarını parmaklarına sürterek müşterilerine “Size %40 indirim öneriyorum” diyen satıcılar veya başparmağını işaret parmağına sürterek arkadaşına “bana on milyon borç ver” diyen birisi tarafından kullanılır. Bu hareketin profesyonel birisi tarafından müşterileriyle ilişki sırasında kullanılmaması gerektiği açıktır. * Kenetlenmiş E1ler Bu hareketi kullanan kişiler genellikle gülümseyip mutlu göründüklerinden başlangıçta bu hareket bir güven hareketi gibi görünür. Ancak bir sefer, henüz kaçırdığı bir satışı anlatan bir pazarlamacıyı izledik. hikayesi ilerledikçe sadece ellerini kenetlemekle kalmadığını ve parmaklarının sanki birbirlerine yapışmış gibi beyazlaşmaya başladıklarını gördük. Buna göre bu hareket hayal kırıklığına uğramış veya saldırgan bir durumu göstermekteydi. Nierenberg ve Calero kenetlenmiş eller üzerine yaptıkları araştırmalar sonucunda bunun kişinin olumsuz bir yaklaşımı dizginlemeye çalıştığını gösteren bir hayal kırıklığı hareketi olduğuna karar verdiler. Hareketin üç ana konumu vardır eller yüzün karşısında kenetlenmiş, otururken eller masanın üzerinde veya kucakta ve ayaktayken eller apış arası hizasında. Ayrıca ellerin tutulduğu yükseklikle kişinin olumsuz duygularının derecesi arasında da bir ilişki varmış gibi görünmektedir. Tüm olumsuz hareketler gibi saldırgan yaklaşımın ortadan kalkması için kişinin ellerini çözerek avuçların ve vücudun ön tarafının açık olacağı duruma getirilmesi için bir şeyler yapılması gerekmektedir. EL SIKMA HAREKETLERİ El sıkanları tiplemelerine göre üç ayrı kategoride toplayabilirız a Pehlivan b Süs Köpeği c İş Bitirici * Pehlivanlar Size medeni cesaretlerini göstermeye, ilgi, alaka ve dikkatlerini anlatmaya, kendilerine ne kadar güvendiklerini ve iş bitirici olduklarını göstermeye tokalaşmayla birlikte başlayacaklarını bilirler, inanırlar ve bu konuda muhtemelen önceden evde çalışırlar. Kimi hanımlar, bu konuda erkeklerden daha uzmandırlar. Eliniz bir mengeneye girer, kurtulamazsınız. Yukarıda yüzünüze gülen adam, aşağıda “Sana bir özgüvenimi göstereyim de gör” diye sıkar da sıkar. Çözüm Tokalaşma sırasında gideceğiniz yöne doğru hareketlenmek olmalı. Odanıza beraberce halay çekerek gidemeyeceğiniz için , elinizi bırakmak zorunda kalacaktır. * Süs Köpekleri Onlarla el sıkışırken artık daha fazla yaşamak istemediklerini fark edersiniz. Öylesine bezgin ve gevşektirler ki. Genelde hanımlarla bu derdi yaşarsınız. Size ellerini verirler, eli alırsınız, hiç bir şey hissetmezsiniz, sallayıp geri verirsiniz. Ülkemizde hanımlarsa aşırı dindar erkeklerin ellerini sıkarken aynı hissi yaşarlar. Kimi zaman eliniz havada bile kalabilir. Bu tarz el sıkmak kendine ve karşısındakine güvensizlik, iletişim kurmama isteği, motivasyon düşüklüğü duygularını karşıya vermenin en kolay yolu olarak kabul edilebilir. Profesyonelliğe hiç yakışmadığını rahatça söyleyebilirim. * İş Bitiriciler Bunlarla daha ilk karşılaşmanızda, bir elleriyle elinizi tutarken diğer elleriyle de elinizin açıkta kalan bölümünü sarar ve okşarlar. Siz “bayram değil seyran değil, neyse ki ortalık kalabalık” diye düşünürken elinizi bir türlü kurtaramazsınız. Yüzsüzlükleri arttığı oranda el yukarı gitmeye ve kolu dirsekten kavramaya başlar. Bu ancak yakın bir dosta yapabileceğiniz, karşılıklı içtenliği anlatan bir tutuş şekli olmasına rağmen, hayatınızda ilk defa gördüğünüz bir adam yapıyorsa ondan korkun. Bunu genelde politikacılar yaparlar, el sıkışırken elleriyle yapay bir dostluk mesajı verirler. Bayan politikacılar bunu yaparak erkeklerin beyninin köşesindeki bir yere cinsel mesaj gönderirken, erkek politikacılarda bunun en üst düzey şekli Hasan Celal Güzel hareketi adıyla literatüre kazandırılan enseden asılma dostlar birbirine bunu yaparsa o zaman içtenliği anlatır. Çözüm Aynısını yapın. Yüzünüzde daha ikircikli bir gülümseme, daha fazla okşayın ve daha uzun tutun. Diğer elle ensenize mi daldı? Siz de enseyi yakalayın. Unutmayın deli deliyi görünce çomağını saklarmış! Bu benden daha yüzsüz ya da onun da benden bir çıkarı var herhalde deyip yanınızdan hızla uzaklaşacaktır. ELLER VE PARMAKLAR Eller insanın kendini ifadesinde en duyarlı ve etkili organlarıdır. İnsanın elinin becerisinin gelişmesi, beynin biyolojik gelişimine paraleldir. insan beyninin düşünüp hayal ettiğini, eller gerçekleştirir. Ellerin tecrübeleri beyne yeni düşünce ufukları açmıştır. İnsanın işaretparmağı ve başparmağının evrimi, bilim ve tekniğin bugüne kadar geliştiremediği olağanüstü duyarlıkta hareketli bir organın ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bir çocuğun parmağının ucunda bir santimetre karede sinir hücresi sonlanmaktadır. Bu inanılmaz kapasite ile insan, parmakları arasındaki bir saç kılını veya bir toz zerresini algılayabilir. İnsan kor halindeki demiri elindeki çekiçle döverek, ona uygun sertliği verebildiği gibi; piyanonun tuşlarında veya kemanın tellerinde bir saniyede on iki notayı, gerekli dinamizm, ritim ve duyguyla çalabilir. İnsan eli sadece kendisine verilen araçları biçimlendirmez. Parmak, el ve kol eklemleri aracılığıyla boşluk içinde uzanabilir, düz ve eğimli çizgiler, köşeler, daire ve yuvarlak hareketler yapabilir; tutar, temas eder, kavrar, okşar, çarpar, iter, çevirir, vurur, parçalar. Elin önemi sadece son derece duyarlı hareket ve hissetme becerisine sahip olmasından değil, aynı zamanda el ve beyin arasındaki karşılıklı bağlantıların zenginliğinden kaynaklanmaktadır. İnsan beyninde başparmak ve işaretparmağını kontrol eden hücrelerin kapladığı alan, baş ve bütün duyu organlarının kapladığı alana eşit, ayağın kapladığı alandan da on kat fazladır. İnsan bir şeyi almak veya vermek, bir şeyi tutmak veya yakalamak istediği zaman elleri bedeninden uzaklaşır. Böyle bir işlem sırasında, kişinin bedeni, ellerin ve kolların koruyuculuğunun sağladığı güvene ihtiyaç duyar. Aksi takdirde el ve kolların bedeni örtme imkanından yararlanmak için, kollar bedenden fazla uzaklaştırılmaz. Kolların hareketi özel bir önem taşır. Bu hareket göğsü öne çıkartan, insanı harekete geçiren aktif bir duygusal enerjiyi yansıtır. Duygusal açıdan açık insanlar karşılarındaki kişilerden kendilerine yansıyan duygu ve düşünceleri kabul etmeye hazır olarak, doğal bir kendine güven içinde kollarını bedenlerinden açarak hareket ettirirler. * Küçük El Hareketleri İle Anlattıklarımız Okşayan bir el, yumuşak hareketlerle cismin şeklini, yüzeyini ve sıcaklığını algılamaya çalışır ve böylece kişiyle cisim arasında bir yaşantı doğar. Temas ederek hissetmek yoluyla kazanılmış olan duygu, entelektüel bilgi yoluyla elde edilenden çok farklıdır. Bir tavşan postuna gözle bakmak, mikroskop altında incelemek ve elle okşamanın doğurduğu izlenimler bütünüyle farklıdır. Temasın yarattığı farklılığı hepimiz biliriz, ancak çoğunlukla bundan uzak dururuz. Fakat çok kere küçük bir temas insanın içinde bir özlem doğurur ve teması tekrarlama isteğini ortaya çıkarır. Benzer şekilde kişi kendisinde duygusal yük doğuran bir konuda konuştuğu zaman, duyarlılığı, parmakları ve avuç içi ile adeta kelime yüzeylerine daha farklı bir anlam vermek istemesinde ortaya çıkar. Böylece insanın sinir uçları uyarılarak, kelimelerin, dolayısıyla da konuşmanın anlamı eşyanın veya durumun ellerle anlatılması, kaynağını çok eskilerden alır. insanların kendilerini kelime ve çizgiyle ifade edemedikleri dönemde, tek iletişim araçları el işaretleriydi. Geçmişte el işaretleriyle cisimler, izlenimler, duygular ve düşünceler anlatılmıştır. Ancak insanın dil becerisinin ileri düzeyde geliştiği günümüzde el işaretleri, hala ifadeyi tamamlayıcı ve anlamı pekiştirici etkilere sahiptir. Hatta, bazen kişi karşısındakinin anlatmak istediğini bir tek el işaretinden bütünüyle anlayabilir. Örneğin güzel bir kadını tarif etmek için avuç içlerinin yukarıdan aşağı orta noktada daralarak hareket etmesi; bir konudaki tartışmayı bitirmek için elin yatay bir şekilde hareket etmesi; kişinin acıktığını anlatmak için elini midesine vurması veya parmaklarını toplayarak elini ağzına götürmesi yeterlidir. * “Gel” Hareketinin Türkiye de Algılanışı “Gel,” “git,” “dur,” “hoşçakal” anlamına gelen el hareketlerinin anlatımımızda çok önemli yeri vardır.”Gel” anlamına gelen hareketlerin Türkiye deki algılanış biçimi konusunda yaptığımız araştırma sonucunda Resim 20A ve 20B de görülen iki el hareketinin de aynı anlamda algılandığı anlaşılmaktadır. Çeşitli kültürlerde yaşayan insanlar birbirlerini farklı biçimde selamlayıp, farklı biçimde vedalaşırlar. İstanbul da yaşayanlar arasında “hoşçakal” anlamında el sallama hareketinin, %71 gibi büyük bir çoğunlukla Resim 21 B de görüldüğü gibi yapıldığı saptanmıştır. Grafik 3, Fransızların “hoşçakal” deyiş biçiminin %55 oranında Resim 21 / A daki gibi olduğunu göstermektedir. Resim 21/B de görülen Türkiye de “hoşçakal” olarak kullanılan el hareketinin çeşitli Batı Avrupa ülkelerinde ne oranda aynı biçimde algılandığı Grafik 41e görülmektedir. Buna göre, Türkiye deki vedalaşma jesti en çok İngiltere, en az da İtalya ile benzerlik göstermektedir. İtalyanların “hoşçakal” olarak kullandıkları işaretin Resim 21/D deki gibi olduğu ve bu ülkenin dışında araştırmanın yapıldığı hiçbir ülkede bu işaretin “hoşçakal” anlamında kullanılmadığı görülmüştür. Çeşitli kültürlerde yaşayan insanlar birbirlerini farklı biçimde selamlayıp, farklı biçimde vedalaşırlar. Bu veriler Türkiye de İtalyanlarla benzeştiğimiz konusundaki yaygın inançla bütünüyle çelişen bir sonuç vermiştir. İtalyanlar söz konusu jestler açısından Batı Avrupa ülkeleri arasında Türkiye ile en az benzerlik gösteren toplum olma özelliğine sahiptir. * Kültürel Ve Sosyal Farklar Türkiye, Yunanistan, Japonya, Fransa güney bölgesi ve İtalya gibi Akdeniz ülkelerinde insanların önemli bir bölümü açık jestlerle konuşurlar. Kuzey Avrupa ya doğru çıktıkça, özellikle endüstrileşmenin yoğun olduğu bölgelerde kollar bedene yakın tutulur ve oldukça az hareket ülkelerinde jestlerle yapılan vurgulamalar, kuzey ülkelerinden daha fazladır. Araştırma filmleri üzerinde yapılan incelemeler, aralarında Türkiye nin de bulunduğu Akdeniz ülkelerinde jestlerin Kuzey Avrupa ülkelerinden daha sık ve daha büyük hareketlerle kullanıldığını göstermiştir. Yapılan araştırmalar bu farkın coğrafi bölge özelliklerinden değil, sıcaklık farklarından kaynaklandığını ortaya koymuştur. Ancak sıcaklık farklarının hangi sebeplerle jestlerde böyle bir farklılığa yol açtığı açıklanamamıştır. Orta Avrupa ve İngiltere de aristokrat ailelerin çocuklarına eğitim veren yatılı okullarda, yemek yerken öğrencilerin koltuklarının altına kitap yerleştirilir ve hareketleri sınırlandırılır. Yapılan uygulamalar sonucunda çocuklar aldıklarını ve verdiklerini disiplin altına sokarlar, başkalarından bir şeyler almaları ve onlara bir şeyler vermeleri bedensel olarak sınırlanır. Bu eğitimin amacı öğrencilere, davranışlarını azaltarak duygularını bastırmayı öğretmektir. Böyle bir eğitim kaçınılmaz olarak insanları sıkıştırır ve sınırlı kalıplar içinde düşünmeye zorlar. Zamanla insanlar toplumsal zorunluluklar ve kurallarla sınırlanır, duygularına yabancılaşır ve duygularını ortaya koymakta zorluk çekerler. Benzer durumu çeşitli sahne gösterilerinde de gözlemek mümkündür. Alt sosyo-kültürel topluluklar bir konser sırasında takdir, hayranlık ve beğenilerini coşkuyla ifade ederken, üst sosyo-kültürel topluluklar hayran oldukları sanatçıları bile son derece sönük bir şekilde alkışlamaktadırlar. Buna karşılık büyük insan toplulukları önüne çıkan bir politikacı kollarını açar, büyük ve geniş jestler yapar, topluluğu adeta kucaklar ve bu yolla topluluğu etkilemeye çalışır. Bir lider ne ölçüde önemli fikirler taşırsa taşısın, donuk bir ifadeyle konuşarak karşısındaki topluluğu etkileyemez ve onları fikirlerinin peşinden sürükleyemez. Böyle bir konuşma sırasında ellerin havaya kaldırılması, yumruk yapılması başarıyı, gücü ve mücadeleyi hissettirdiği için, topluluğu heyecanlandırır ve olumlu yönde etkiler. KOL KAVUŞTURMA Bir canlının kendisini güvende hissetmediği zaman bir cismin arkasına saklanması doğal bir korunma davranışıdır. insan yavrusu da hayatının ilk yıllarından başlayarak masaların, sandalyelerin, dolapların altına ve arkasına saklanır. İnsan büyüdükçe kendisini tehdit eden durumları yaşadığında, saklanma davranışı biraz daha incelik kazanır ve altı yaş dolaylarında çocuk, cisimlerin arkasına saklanmak yerine kollarını kavuşturarak kendisini koruyucu bir engel oluşturur ve bu engelin arkasına gizlenir. Bu davranışı yaşamın daha ileri dönemlerinde, örneğin gençlik döneminde bacak bacak üstüne atmayla oluşturulan engel izler. Kişisel olarak bu davranışı kendi çocuklarımızda çok açık olarak gözlediğimizi söyleyebiliriz. Yedi yaşından itibaren oğlumuz kollarını kavuşturup, bedenini geriye çekip, başını öne eğerek durduğunda, daima kendisini zorlayan veya tehdit eden bir durumun varlığını fark etmişizdir. Gerçekten de bu davranış gençlik ve yetişkinlik döneminde de, daha sonraki yıllarda da bir hayat boyu devam eden olumsuz, savunmaya yönelik bir tavırdır ve kişinin kendisini tehdit altında hissetmesinin en açık işaretidir. Giyim alanındaki büyük bir kuruluş, bir yönetici arıyordu. Bu amaçla eğitimi ve geçmişi oldukça parlak bir adayla mülakat yapılıyordu. Aday, marka, ürün yönetimi ve işletme konularındaki sorulara cevap verirken oturduğu koltuktan öne eğiliyor, yüzü, elleri ve kollarıyla ifadesini destekleyen jestler kullanıyordu. Ancak adayın o güne kadar çalışmadığı tekstil alanıyla ilgili sorular sorulmaya başlayınca, aday koltuğa yaslanıyor, kendisini geri çekiyor ve kollarını kavuşturuyordu. Birçok kimse kollarını alışkanlıktan kavuşturduklarını veya kendilerini böyle daha rahat hissettiklerini söylerler. Bu noktada yine psikolojinin altın kuralını hatırlamakta yarar vardır. Dışlaşan davranış insanın iç dünyasına yansır ve insan nasıl davranıyorsa, kendisini öyle hisseder. Yapılan bir araştırma konuya açıklık getirmektedir. Orta eğitimin bir sınıfındaki öğrencilere belirli bir dersi izlerken her zamanki gibi rahat ve gevşek oturmaları, kollarını kavuşturmayıp, ayak ayak üstüne atmamaları söylenmiş; bir başka sınıftaki öğrencilere de aynı dersi izlerken kollarını kavuşturmaları ve ayak ayak üstüne atmaları talimatı verilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, kollarını kavuşturan grubun öğrenme ve hatırlama miktarının %38 daha düşük olduğu, öğretmene ve öğretilen konuya karşı çok daha fazla eleştirici oldukları görülmüştür. Bu araştırmanın ortaya koyduğu bir başka bulgu da, kollarını kavuşturan bir dinleyicinin, konuşmacıya karşı sadece olumsuz bir duygu içinde olmakla kalmayıp, söylenenlere de daha az dikkat ettiğidir. Kollarını alışkanlıktan veya rahat ettikleri için kavuşturduklarını söyleyenler, gerçekte korunmaya yönelik ve savunucu bir duyguya sahip oldukları için kendilerini iyi hissetmektedirler. Ayrıca iletişim “kişiye” değil, “kişiyle” yapılan bir etkinlik olduğu için, bizim niyetimizin değil, dinleyicide uyanan izlenimin daha büyük değer taşıdığı unutulmamalıdır. Dinleyicilerin bu duruşu, “olumsuz bir tavır” olarak algıladıkları araştırmalarla ortaya konmuştur. İnsan dinlediği ile aynı fikirde değilse kollarını kavuşturur. Bu, çok sayıda dinleyicinin bulunduğu konferanslar için geçerli olduğu gibi yüz yüze kurulan ikili ilişkiler için de geçerlidir. insan diliyle çok kolay, bedeniyle çok zor yalan söyler. Bu sebeple karşınızdaki kişi veya kişilerin kolları kavuşmuş durumdaysa, bunu açmak için bir şeyler yapmanız gerekmektedir. Bu amaçla kişinin eline bir şey vermek, soru sormak, görüşünü açıklamasına imkan sağlamak yararlı olur. Unutmamak gerekir ki, savunucu ve olumsuz davranış devam ettikçe, olumsuz tavır da devam eder. Ayrıca olumsuz tavır, olumsuz jesti daha da güçlendirir. İnsanlar kollarını çoğunlukla istenmeyen bir durumdan kaçınmak ve kendilerini korumak için kavuştururlar. Bu davranış en sık insanın kendisini yabancıların arasında güvensiz hissettiği asansörlerde, cafe lerde, kuyruklarda, parti veya geniş sosyal toplantılarda görülür. Kolların kavuşturulmasından daha olumsuz bir jest, yumrukların sıkılarak veya pazıların sıkı kavranarak kolların kavuşturulmasıdır. Bu jestler sadece kişinin durumdan hoşnutsuzluğunu göstermekle kalmaz, aynı zamanda artmış olan iç gerginliğin saldırganlığa dönüşmeye hazır olduğunu haber verir. Bu jestleri sözlü veya kişinin sosyal statüsü elveriyorsa, bedensel bir saldırganlığın izlemesi doğaldır. Bu durumdaki kişi, kullandığı jestle vereceği tepkinin uygunluğundan emin olmadığı için, kendisini kontrol etmek ve tepkisini engellemek için çaba harcamaktadır. * Gizli kol kavuşturma İnsanlar bazen, yabancılarla çevrili oldukları bir kokteyl partide kollarını tam olarak kavuşturmak yerine, bir kollarını sarkıtıp, diğer kollarıyla bedenlerini kapatabilirler. Bu gibi durumlarda rahatsızlık arttığı takdirde, bacaklarla yeni bir engel daha oluşturulur. Böylece kişi kendini tehdit altında hissettiği dış dünyaya karşı savunmuş olur. İnsanlarla çevrili ve ayakta durulan bir ortamda ortaya çıkan bu jest de kişinin durumla ilgili rahatsızlığının ve kendini tehdit altında hissetmesinin bir ifadesi olarak yorumlanır. Çok sık görülen bir başka örtük savunma davranışı elleri önde kavuşturmaktır. Böylece kişi kendi sınırlarını daraltır. Bir topluluk önünde konuşanlarda, bir ödüle layık görülenlerde ortaya çıkabilen bu jest, karşıdaki kişi veya kişilere gösterilen bir saygının da ifadesidir. Desmond Morris e göre bu jest, korku veren bir durumda çocuğun elinin annesi tarafından tutulması sırasında duyulan rahatlığın yaşanmasına imkan sağlar. Örtük kol kavuşturma engelleri çoğunlukla sık sık topluluk karşısında bulunmak zorunda olan politikacılar, satıcılar, televizyon sunucuları gibi kimselerde görülür. Bunun, sık sık topluluk önüne çıkan bu kimselerin güvensizlik ve iç gerginliklerini saklamaya dönük bir tavır olduğu saptanmıştır. Öte yandan saatini veya kol düğmesini tutarak oluşturduğu engel, kişinin kendisini güvende hissetmesine yardımcı olur. Kadınlar ellerinde çanta taşıdıkları için bu jesti çok daha az dikkat çekerek yaparlar. Bu jestlerin güvensizlik, sinirlilik ve iç gerginliğin işareti olarak yorumlanmalarının sebebi, gerçek bir amaca yönelik olmamalarıdır. Benzer şekilde bir parti veya sosyal toplantıda içki bardağının iki elle tutulması da, oluşturulmak istenen güvenlik engelinin bir işaretidir. Kokteyl partiler insanlarda gerginlik yaratan toplantılardır. Özellikle toplantının başlangıcı ev sahipleri için de, misafirler için de rahatsızlığın en yoğun olduğu bir zamandır. Bu sebeple insanlar iç gerginliklerini hafifletmek için çoğunlukla farkında olmadıkları birçok hareket yaparlar. Kadınların saçlarını; erkeklerin bıyık ve varsa sakallarını düzeltmeleri, kıyafetlerine çeki düzen vermeleri, elbiselerinin üzerinden hayali iplik toplamaları, ellerini ovuşturmaları bu hareketlerin başlıcalarıdır. Kokteyl partilerde iç gerginliği ortadan kaldıracak en önemli araç içecek ve yiyeceklerdir. İçecek ve yiyecekler insanları meşgul ederek, ellerini doldurarak gerginliği hafifletmek için çok önemli bir rol oynarlar. Bir kokteyl partiye katılan kişi harareti olmadığı halde içer, karnı aç olmadığı halde yer. Böylece tehdit edici bir ortamda ellerini kullanarak ve hareket ederek iç gerginliğini hafifletme imkanı bulur. OTURMA DÜZENİ Oturmak için seçilen yer ve oturan kişiler arasındaki mesafe sözsüz bilgilerle dolu olan çok değerli işaretler verir. Hemen herkes bir restorana girdiği zaman sırtını duvara verebileceği bir masaya oturmak ister. Ortalarda bir masaya oturmak zorunda kalan bazı kişilerin restoranı terk ettikleri çok görülür. Bunun sebebi, insanın mağara devrinde yaşayan atalarından aldığı mirastır. Kendini güven altına alma ihtiyacı, savunmasız olan sırtını tehlikeye dönmeyerek, ortaya araştırmalar, restoran, bar, cafe gibi yerlerde sırtını hareket eden bir topluluğa dönerek oturanların solunumlarının sıklaştığını, kalp vurum sayılarının arttığını kan basınçlarının yükseldiğini ortaya koymuştur. Eğer kişinin arkasında sokak veya bahçeye açılan cam veya kapı varsa, kişinin duyduğu rahatsızlık ve gerginlik artmaktadır. Bu durum tıpkı gürültülü bir yerde uyuyan insanın durumuna benzemektedir. Kişi uyuduğu için gürültüyü algılamadığını söylese bile, otonom irade dışı ve kendi kendine çalışan sinir sistemi ile gürültüye tepki vermektedir. Bunun sonucu olarak da uykusu derinleşemediği için saat olarak yeterli miktarda uyusa bile, yorgun uyanmaktadır. Benzer şekilde masada sırtı kapı, cam veya hareket eden bir topluluğa dönük oturan kişi de sebebini bilmediği bir gerginlik yaşamaktadır. Bu bilginin, önemli kararların verileceği yemekli toplantılar sırasında büyük bir değeri vardır. Böyle yemekli bir toplantının düzenlenmesi durumunda, ev sahibinin masanın konumu ve konukların oturma düzeni konusuyla verilen bilgiler doğrultusunda ilgilenmesi, işi rastlantıya veya şef garsonun kontrolüne bırakmaması yerinde olur. * Oturma Sırasında Bacak ve Ayakların Kullanılışı Oturma sırasında ayaklar ve bacaklar yük altında olmadıkları için doğrudan herhangi bir görevleri yoktur. Bu sebeple oturan bir insanın ayak ve bacaklarının kullanılış biçimi birçok anlam diz kapağından kırılarak geri çekilir ve ayaklar sandalyenin altında tutulursa, bu kişinin bulunduğu ortamdan çok hoşnut olmadığını; söylenmesi gereken bazı şeyleri henüz söyleyemediğini veya söylemek istemediğini gösterir. Böyle oturan bir insanın iç gerginliği yüksektir ve kendini güvende hissetmediği için, bedenini mümkün olduğu kadar toplamakta ve geri çekmektedir. Ayağın sandalyenin kenarına takılarak veya bazen dolanarak oturulması daha yüksek bir iç gerginliğin yansımasıdır. Çoğunlukla bu durumda olan kişiler, görüşlerini değiştirmek istemeyen, kendilerini sıkışmış hisseden insanlardır. Bu sebeple sandalyeye dolanan ayakları kendilerine dayanak tarafından tehdit edilen kişi kendisini korumak amacıyla geriler ve sınırlarını daraltır. Gerileme davranışı kendisini hem bedenin bütününde, hem de ayaklarda ortaya koyar. Kişi ayaklarını oturduğu sandalyenin altına görüntüye ilişkileri gergin olan sevgililerde ve gazete röportajlarında röportajcı tarafından sıkıştırılanlarda birbirine dolayarak oturmak da aynı yönde yorumlanabilecek yüksek gerginliği ve hareketsizliği gösteren bir oturma biçimidir. Ayakların sandalyeden ileri uzatılması, bacakları açarak oturma kişinin kendisine olan güveninin, durumundan memnuniyetinin ve saklayacak bir şeyi olmadığının işaretidir. Ancak ayakların çok fazla ileri uzatılması ve kimi zaman öndeki sandalyeye veya tabure altlığına yaslanması kişinin kendi alanının sınırlarını genişletme, çevreye yayılma istediğini yansıtır ve saldırganca bir davranış olarak yorumlanır. Bulunduğu yerden memnun olmayan ve orayı terk etmeye hazırlanan birisi oturduğu yerde bunu ayak hareketleri ile ortaya koyar. Ayak tabanının yerden herhangi bir şekilde kesilmesi kişinin durumunda bir değişiklik yapmak istediğinin bir tanıtma veya topluluk önünde yapılan konuşma sonrasında1 dinleyicinin bu durumu alması olumlu bir işarettir. Özellikle bu oturma biçimi1 çene tutmak şeklindeki karar jestinden sonra geliyorsa yapılan konuşmanın amacına ulaştığı söylenebilir. Kişinin bir ayağı önde ellerini dizlerine koyarak doğrulması bir konuşmayı, sohbeti veya beraberliği bitirme işaretidir. Benzer şekilde bir ayağı önde elleri sandalyenin veya koltuğun kenarında olan bir kişinin de bulunduğu duruma son vermek istediğini bilmek gerekir. Eğer bu durum bir konferans veya tanıtım sırasında yaşanıyorsa kendinizi sözünüzü tamamlamış hissediyor bile olsanız karşınızdaki kişinin söze katılmasını sağlayın. Katkıda bulunmak istediği veya sizinle aynı fikirde olmadığı noktaları açıklamasına imkan verin. En son anlatılan üç beden duruşunun ifade ettiği anlama duyarlı olmak ve sözlü bir karşı çıkışla karşılaşmadan gereken yönde adım atmak kontrolün sizin elinizde kalmasını sağlar. * Oturma Sırasında Beden Duruşu Postür Ayakta duruş şeklinde olduğu gibi, bir insanın oturma biçimi sırasında bedeninin üst belden yukarı bölümünü kullanma biçimi, onun iç dünyası konusunda fikir verir. Dik bir oturuş, dik bir duruşta olduğu gibi, canlılık ve hayat enerjisi ifadesidir. Buna karşılık çökük bir oturuş çekingenliği ve kişinin azalmış hayat enerjisini yandaki kişiye eğilmesi tahmin edilebileceği gibi o kişiye duyulan bir ilginin işaretidir, Yanındaki veya karşısındaki kişiden aksi yöne eğilmek ise duygusal veya zihinsel olarak uzaklaşmayı ortaya koyar. İlginç olan zaman zaman sözler ile davranışların çelişmesidir. “Evet” diyen biri bazen geri çekilebilir. Böylece adeta kendi kelimelerinden de uzaklaşmış olur. Unutmamak gerekir ki; gerçeği yansıtan bedenin verdiği işarettir. Televizyon programlarında özellikle açık oturumlarda veya politikacıların katıldıkları sohbet toplantılarında bu tür çelişkilere sık sık rastlamak mümkündür. Bundan böyle bu programları yukarıdaki bilgilerin IŞığı altında izlerseniz daha çok eğleneceğinizden emin olabilirsiniz. Bunları eğlendirici mi yoksa düşündürücü mü bulacağımız ise bir başka konudur. * Oturma Sırasında Kaplanan Alan Bazı insanlar arkalarına yaslanır, oturdukları alanın bütününü kaplarlar ve durumdan memnun oldukları ve bulundukları yerden uzun süre kalkmayacakları izlenimini verirler. Buna karşılık bazı kimseler ise bulundukları sandalye veya koltuğun ucuna ilişirler, bütün ağırlıklarını bacaklarına verirler ve adeta diken üzerinde ucuna oturmak, kalkıp gitmeye hazır olmak ya da misafire veya önem verilen birine hizmete hazır olmak gibi insanın yerinde durmaya istekli olmadığını gösterir. Böyle bir hareket isteği iç gerginliğin bir yansımasıdır. Kadınların koltuğun biraz ucuna oturmalarındaki inceliğe dikkat etmek gerekir. Çünkü bazı kadınlar biraz uca oturup, ayaklarını paralel bir şekilde yana uzatarak veya bacak bacak üstüne atarak, bacaklarının daha uzun görünmesini sağlarlar. Bu erotik bir sinyal olduğu gibi, kadına estetik bir görünüm de kazandırır. Bu oturuş biçiminde ağırlık ayaklar üzerinde toplanmadığı için, bunu “kalkmaya hazır olmak” biçimindeki oturuştan kolayca ayırmak mümkündür. Ayrıca kadının bu oturuşu, ayaklar beden dengesine destek sağlamadığı için, vücudun üst kısmının dik tutulmasını zorunlu kılar. Bu da bedenini ve boynunu dik tutan çekici bir kadın görüntüsünün ortaya çıkmasına yardım eder. Reklamcıların kadın modellerini bu durumda görüntülemelerinin sebebi budur. Sandalyelerin bir ucuna adeta bir başkasına yer bırakacakmışçasına oturanlar, haklarından vazgeçmeye ve geri çekilmeye hazır insanlardır. Bu insanların havayı bile daha az soluduklarını, böylece başkalarına daha çok oksijen bıraktıklarını düşünmek mümkündür. Bu kimseler varlık sebeplerini başkalarına hizmet etmekte görürler kendilerine dönük eleştirileri çok fazladır ve çeşitli sebeplerle sık sık suçluluk duygusu koltuğa kendilerini bütünüyle bırakanların belki o an için çok yorgun olduklarını düşünmek mümkün olabilir. Ancak bu kimseler büyük çoğunlukla iç dünyalarında rotalarını bulamamış, bu sebeple hareket etmekten kaçınan ve hareket etmeyi yük gibi gören boş yer olduğu halde, bir koltuğun koluna oturanlar kendilerine fazlasıyla güven duyan kimselerdir. Bu kimseler çevrelerindekilere kendi görüşlerini kabul ettirme eğilimindedirler ve çoğunlukla etrafındakilere üstünlük sağlamak isterler. * Oturma İçin Seçilen Yer Bir odaya girdiğimiz zaman seçtiğimiz yer kendimize olan güvenimiz ve o mekan içinde bulunanlar arasında kendimizi nerede gördüğümüz konusunda fikir verir. Yapılan araştırmalar odaya girdiklerinde kapıya yakın koltuk veya sandalyeye oturanların özgüvenleri düşük kimseler olduğunu ortaya koymuştur. Kapıya yakın bir koltuğa oturmak aynı zamanda kişinin kendisini diğer kişilerden daha az değerli ve önemli gördüğünün işaretidir. Bu kişilerin oturma biçimleri incelendiğinde de çoğunlukla sandalye veya koltuğun ucuna oturmak kalkmaya hazır olmak gibi durumdan rahatsızlığın ve düşük özgüvenin diğer belirtileri de bulunmuştur. Buna karşılık girdikleri odada ev sahibine veya merkeze yakın, yer seçenlerin özgüvenleri yüksek ve kendilerinden hoşnut kimseler oldukları ve bu kimselerin aynı zamanda koltuklarını ve sandalyelerini dolduracak biçimde oturdukları görülmüştür. İnsanların oturmak için seçtikleri yerler amaçları açısından daima en elverişli yerler olmayabilir. Örneğin; yıllardır büyük ilgi gören Ana-Baba Okulunda sıralar daima arkadan öne doğru dolar. Oysa kişilerin böylesine gönüllü olarak katıldıkları bir toplulukta dinleyicilerin konuşmacıyı en iyi duyup onunla en iyi iletişim kurabileceği ön sıraları tercih etmesi beklenir. Ön sıralarda özellikle en ön sırada insanlar kendilerini savunmasız ve Çıplak önündeki koltuk ve diğer dinleyiciler doğal bir korunma yaratır ve güven duygusu verir. Bu sebeple de boş bir salonda dinleyiciler orta sıralardan başlayarak salonu doldururlar. Benzer şekilde bar, cafe ve benzeri eğlence yerlerine insanlar arkadaş olabilecekleri, ilişki kurup konuşabilecekleri birilerini bulmak için gelirler. Buralara gelenler büyük çoğunlukla ya sırtlarını bir köşeye dayayarak veya diğer insanları gözleyebilecekleri bir kenara otururlar. Oysa bu yerler kişinin görülmek istediği diğer insanlar tarafından kolayca fark edilebileceği yerler değildir. Böyle bir eğlence yerine arkadaş bulmak amacıyla gelenler için uygun olan merkeze yakın bir yerde oturmak sırtını topluluğa dönmemek ve insanların çoğunluğunun bulunduğu yere yan olarak oturmaktır, Böylece hem insanları ve çevrede olup bitenleri görmek hem de diğer insanlarla doğrudan yüz yüze ve göz göze gelmenin doğuracağı rahatsızlıktan kaçınmak mümkün olur. OTURMA ŞEKİLLERİ * 90°lik Açıyla Oturmak İşbirliğini sağlamak amacıyla kurulan bir ilişki içinde uygun olan, oturan kişiler arasında 90°lik bir açı oluşturacak biçimde yanlamasına oturmaktır. Böylece kişinin karşısındakini, çıkarları kendisiyle çelişen biri olarak değil, bir problemi birlikte çözecek kişi olarak algılaması mümkün olur. Unutmamak gerekir ki, çevresine oturulan masa, insanların kendilerini güvende hissettikleri bir korunma duvarıdır. Bu sebeple karşımızdaki kişiyi duvarımızın neresine aldığımız önem oturma düzeni arkadaşça ve dostça ilişki kurmaya imkan verir. Bu şekilde oturanlar arasında hem göz teması kurma imkanı olur, hem de kişiler masanın koruyucu özelliğinden yararlanarak kendilerini rahat hissederler. Buna ek olarak 90° lik açıyla yanlamasına oturan kişiler fikir alışverişinde bulunabildikleri gibi kendi çizgilerini de koruyabilirler. Bu oturma biçimi bazılarınca demokratik oturma düzeni olarak adlandırılır. İş görüşmeleri için de en uygun oturma düzeni budur. Bu sebeple uyum içinde olmak istediğiniz kişiyle göğüs açıklıklarınızın hayali olarak kesiştikleri bir üçgen oluşturacak biçimde oturmanız yerinde o kişinin, üzerinde büyük bir baskı hissetmeden kendi görüşlerini ortaya koymasına imkan sağlamış olursunuz. Böyle bir oturma biçimi konuşan kişiler arasında dostça ve rahat bir atmosferin doğmasına yardım eder. Çünkü bu oturma biçiminde duygular ve davranışlar açısından geniş bir hareket alanı kişi üzerinde baskı uygulanmak istendiği zaman, sorularının sandalye doğrudan o kişiye döndürülüp, göğüslerin karşı karşıya gelmeleri sağlanarak sorulmasının, kontrol etmek isteyene yarar sağladığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu manevra özellikle astları sorgularken veya karşınızdaki kişinin sizden bir şeyler sakladığını düşündüğünüz durumlarda yararlı olabilir. * Çapraz Oturmak Bir restoranda veya kitaplıkta hiç boş masa yoksa tek kişinin oturduğu dikdörtgen bir masanın neresine oturursunuz? Büyük bir ihtimalle, insanlar ilgi duymadıkları ve ilişki kurmak istemedikleri kişilerle çapraz ve mümkün olduğu kadar uzak oturur ve böylece aynı zamanda göz teması imkanını da azaltmış olurlar. İlişki kurmak istemediği kişiyle göz göze gelmemek, insana yalnızlık duygusu verir. Bu durumda kişi kendi iç konuşmalarını sürdürebilir ve topluluk içinde olmasına rağmen oldukça bağımsız hareket etmesi ve kendisini yalnız hissetmesi mümkün olabilir. * Karşı Karşıya Oturmak Karşı karşıya oturmak genellikle rekabeti ifade eder. ister bir fikir çerçevesinde, ister bir iş ilişkisinde olsun, karşı karşıya oturmak, tıpkı bir satranç maçında ya da iskambil oyununda olduğu gibi masadan bir galip bir de mağlup çıkacağını düşündürür. İletişim insanlara karşı yapılan bir eylem değil, insanlarla birlikte yürütülen bir eylemdir. Esas olan, bizim söylemek istediklerimiz ve niyetimiz değil, bunun karşımızdakiler tarafından nasıl algılandığıdır. Bu sebeple karşılıklı oturmanın insanlarla uzlaşmayı zorlaştıran özelliğini her zaman akılda tutmak gerekir. Özellikle ziyaretlerini satış amacıyla yapanların, görüştükleri kişinin karşısına oturmalarının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Muhatabını masasının karşısına oturtmak amirce bir tavırdır. Eğer verilecek bir emir, yapılacak bir uyarı varsa, bu oturma biçimi uyarı veya emrin şiddetini artırır. Çağdaş bir yöneticinin, iletişim için geçerli olan ilkenin, yönetim için de geçerli olduğunu unutmamasında yarar vardır. “Yönetim insanlara rağmen olmaz, insanlarla birlikte olur”. * Yan Yana Oturmak Bir arkadaşınıza işiyle veya çocuğunuza dersiyle ilgili yardım edeceğinizi düşünün. Nereye oturursunuz? Seçeceğiniz yer büyük bir ihtimalle onun yanında ki sandalye yana oturan ve hafif birbirlerine dönük olan iki kişi, büyük bir ihtimalle bir probleme karşı ortak bir yaklaşım içindedirler. Benzer bir şekilde üç veya dört kişinin yan yana oturması, birbirlerine güven, dış dünyaya karşı ortak bir cephe oluşturmak anlamına gelir. Yan yana oturmak işbirliğini ve olumlu duyguları en üst düzeye çıkarttığı için, muhatabını ikna etmek isteyen bir kişinin masanın etrafından dolanarak yanına geçmek istemesinin ona avantaj sağlayacağı düşünülebilir. Bunu yapmak için uygun bir sebep varsa, böyle bir yaklaşım gerçekten yararlı olabilir. Örneğin, masada oturan kişinin incelediği belgeyle ilgili olarak ona bilgi vermek gibi bir sebep, böyle bir davranışın uygunsuz kaçmasını önler. Ancak masasının etrafından dolanarak oturan kişinin mahrem alanına girmenin her zaman riskli bir davranış olduğu unutulmamalıdır. Yan yana oturarak işbirliği ve olumlu duygular yaratacak oturma düzeni anne-baba ve çocukları, öğretmen ile öğrencisi, amir ile astı arasında kolaylıkla gerçekleştirilebilir ve olumlu sonuçlar unutmamak gerekir ki, yaş veya statü olarak daha geride olan kişinin bu oturma biçimine doğrudan teşebbüs etmesi her zaman risk taşır. SAKLANMA DAVRANIŞLARI Bir kokteyl partide harareti olmadığı halde içmek, karnı aç olmadığı halde yemek gibi, doğrudan bir amaca hizmet etmeyen davranışların üzerinde durmak değerli bilgiler verir. Buna güneş gözlüğü, çanta gibi objelerin kullanılışları da dahildir. Güneş gözlüğü, gözleri güneşten korumak; çanta veya dosya, çeşitli eşya ve belgeleri taşımak amacıyla kullanılır. Kapalı bir mekanda güneş gözlüğü ile oturmak kişinin kendisini ve duygularını gizleme yönünde bir davranış olarak değerlendirilir. Hiç kimse gözlerini görmediği bir insanla olumlu bir ilişki kuramaz ve hele bu insanla yeni tanışıyorsa, sıcak bir duygu besleyemez. Bu sebeple güneşli bir ortamda bile olsa, biriyle konuşurken gözlüğü çıkartmakta yarar vardır. Ancak plaj ve deniz üzerinde yolculuk gibi durumlar, bu konuda istisna olarak değerlendirilebilir. Benzer şekilde çanta veya dosyayı göğsünün üzerinde tutmak, kişinin güvensizliği ve iç gerginliğinin işaretidir. Kişi böylece kendisini dünyaya karşı bir zırhla kapatmış olur. Bu jeste kadınlarda daha sık rastlanır. Kadınlar özellikle çantalarını bir koruyucu olarak kullanırlar. çanta, dosya veya bir başka objeye böylesine sarılma, kişinin kendisine dayanak aramak ihtiyacından kaynaklanır. insan kendisinin, fikirlerinin veya duygularının kabul göreceğinden şüpheye düşerse, ihtiyaç duyduğu dayanağı bu tür objelerde arar. Kişinin oturduğu koltuğun kolları da, çevreye fazla ipucu vermeden kişiye dayanak görevi yapabilir. Karşısındaki kişi tarafından duygu veya fikir düzeyinde zorlanan insan, ihtiyaç duyduğu desteği oturduğu koltuğun kollarında arayabilir. Bu davranış, çocuğun babasının bacaklarına sarılarak güven duygusunu yaşamasının ve endişesini azaltmasının yetişkin hayattaki karşılığı olarak değerlendirilir. Böyle gergin bir oturuşla rahat bir oturuş arasındaki fark, kişinin bedeninin üst kısmını kullanma biçiminde gizlidir. Kendini baskı altında hisseden kişi başını ve göğsünü geri çekerek oturur ve omuzları hafif kalkıktır. Oysa rahat bir oturuş sırasında omuzlar serbest, baş ve göğüs hafif öne eğiktir. İnsanların duygularının anlaşılmasını zorlaştıran doğal engellerden biri de sakaldır. insanın yüzündeki yaklaşık 20 çift kas gurubunun her birinin tek bir hareketi ve bu kasların birlikte hareketleri, onun zengin iç dünyasındaki değişiklikleri dış dünyaya yansıtır. Dış dünyaya yansıyan bu bilgiler çevredeki insanlar tarafından algılanır ve karşılıklı bir etkileşim doğar. Sakal karşılıklı bir etkileşimi kaçınılmaz olarak sınırlayan doğal bir engeldir. Özellikle yüzlerinin bütününü sakal arkasına gizleyen insanların dış dünyayla etkileşimleri -seçimleri bu olduğu için bir yönü ile- azalmış olur. Bir başka açıdan sakalın dikkat çekiciliği ve toplumda nispeten az rastlanması başlangıç için bir ilgi ve iletişim aracı olarak görülebilir. Kısaca ifade etmek gerekirse sakal ilgi çekmek, farklı olmak ve duyguları gizlemek için iyi bir araçtır. SES Ses çoğumuzun sandığından çok daha önemlidir. Nixon, bir konuşma metnini okumakla teypten dinleme arasındaki bayat farkı anlamıştı. Biz gazel bir sesin farkına varmayız, çünkü böyle bir ses amaçlanan işi dikkati çekmeden yaptırır. Ancak ses etkisiz olduğu zaman onu hemen fark ederiz. Bazı insanlar sesleriyle para kazanır. Mel Blanc, Wamer Brothers m çizgi filmlerini seslendiren aktör. Bazı aktörlerin reklamlarda kullanılan çok etkili sesleri vardır. Paul Burke, William Conrad, James Garner ve David Janssen sık sık; TV reklamlarında duyulur veya bizzat görünür. Bu kadar dinlenmelerinin nedeni, duygularını en önemli göstergesi olan sesi çok iyi kullanmalarıdır. Duygulardan başka, ses yalan söylediğimizi de gösterir. Mucit Allen Bell, insanların seslerini analiz ederek gerçek mi, yoksa yalan mı söylediğini saptayan bir aygıt yapmıştır. Poligrafın aksine, aygıtın insan vücuduna takılmasına gerek yoktur. TV yayınlarını, teypleri, telefon konuşmalarını da analiz edebilmektedir. Psikolojik gerilim ölçer psychological stress evaluator PSE diye adlandırılan bu alet, seste, insan kulağı tara. fından algılanmayan titremeleri ölçmektedir. Ses saniyede 8 ile 14 devir arasında bir hızla titreşir. Bir insan gerçeği söylediği zaman, sesi kontrol eden kaslar rahat. tır ve belirli bir düzen gösterir. Yalan söylediği zaman yaşadığı zorlanma, doğal olmayan bir gerilim yaratır ve düzen değişir. Bu işlem üzerinde kontrolümüz yoktur. Bell, PSE yi önce TV deki Doğrucu Hangisi programında üç yarışmacı aynı kişi olduklarını iddia ederler. Amaç hangisinin yalan söylemediğini anlamaktır denedi. Bu deneyler sonucunda PSE nin yüzde 95 oranında doğruyu bulduğunu öne sürdü. Bir başka denemede üç PSE operatörü, John Dean John Mitchell in TV deki Watergate haberlerindeki beyanatımı tahlil etti. Mitchell, bir kaç noktada gerilim gösterdi. Örneğin, Richard Nixon un dinleme veya örtbas etme olaylarına karıştığımı sanmadığımı söyledi. Dean ise hiç bir. gerilim göstermedi. Hepinizin bildiği gibi tarih Dean in doğru, Mitchell in yanlış olduğunu gösterdi. Dale Carnegie, Söz Söyleme ve Kendine Güvenme kitabında şöyle der “Biz bu dünyada dört şeyle değerlendirilir ve sınıflandırılırız Ne yaptığımız, nasıl göründüğümüz, neyi nasıl söylediğimiz.” “Nasıl söyleyeceğinizi çalışarak geliştirebilirsiniz. Gırtlak kasları çalışarak güçlendirilebilir ve ayarlanabilir. * Ses Kontrolü Sesimizi kontrol etmeyi çok küçük yaşta öğreniriz. Yeni doğmuş bebekler binlerce değişik ses çıkartabilir. Fakat altı aylıktan itibaren bu sesler genellikle ana dillerinin sesleriyle sınırlanır. İngilizce de tahminen her biri üç saniye süren 50 ses vardır. Bu sesler soluk, fonasyon, rezonans ve telaffuzun birleşmesiyle oluşur. Normal soluk, üç ila beş saniyede bir nefes alıp verilmesidir. Konuşmaya niyetlendiğimiz zaman daha çabuk soluk alır, sonra kontrollü bir şekilde soluk veririz. Nefesli sazlardan birini çalanlar , iyi bir nefes kontrolünde diyaframın önemini bilir. Diyafram, göğüs boşluğu ile mide arasında bulunan bir kastır. Genişlediğinde göğüs boşluğunda havaya daha fazla yer açılır. Daraldığında havayı dışarı çıkmaya zorlar. Ses çıkarma fonasyon için hava, nefes borusu ve gırtlaktan geçirilir. Adem elmasının olduğu yerde bulunan bir çift ses teli. sesi oluşturur. Bu ses telleri dışarı atılan hava ile titreşir. İnanılmaz karışıklıktaki bir takım kaslar , ses tellerinin uzunluğunu, kütlesini, esnekliğini ve sertliğini değiştirerek sesteki tını ve yükseklik farklılıklarını yaratır. Titreşen hava, rezonans yaratmak için burun kanalından, boğaza ve ağız boşluğuna geçer. Bu bir stereo sistemdeki hoparlör kutusunun görevini yapar. Burun kanalları ve ağız boşlukları değişik büyüklükte ve biçimdedir. Bu boşlukların ve geçitlerin büyüklük ve biçimleri sesi değiştirmek için ayarlanabilir. Konuşma sürecindeki son adım telaffuzdur. Siz her ses için dilimizi, dişlerimizi, dudaklarımızı uygun şekilde biçimlendirerek telaffuz ederiz. Eğer sözcükleri yanlış telaffuz ediyorsak bu durum sadece siiiü1zemenin yanlış kullanılmasından ileri gelir. Şarkı söylemenin yararlarından biri insanlara sesleri daha özenle telaffuz etmeyi öğretmesidir. Böylece dinleyici şarkıların sözlerini anlayabilir. Bu disiplin günlük konuşmalarda da sürdürülebilir. Dale Carnegie, Amerika da fena halde parasız kalan bir kişinin hikayesini anlatır. Adam tek giyeceği olan eski elbisesini ve yırtık ayakkabıları giyerek bir iş görüşmesine gider. Görüşmeci, adamın dili kullanmadaki ustalığına hayran kalır. Sefil görünüşüne rağmen konuşması onu özel bir kişi haline getirmiştir. Görüşmeci her ne kadar onu işe almazsa da, onun için bir arkadaşından randevu alır. Sesinizi uygun bir şekilde kontrol ederek insanları böylesine etkileyebilirsiniz. Önceleri eşim, her ağzımı açışımda ismimi söylemekten başka bir şey yapmıyor gibi göründü. işyerimde bu “hizmet”ten yoksun kaldığım halde, üç hafta içinde “şeylerden kurtulmayı başardım. Daha sonra ortağımdan aynı çareyi ona uygulamama izin vermesini istedim. Onun alışkanlığı benden daha köklü olmasına rağmen o da kendisini bir kaç haftada .tedavi etti. iş arkadaşlarınızı ve müşterilerinizi. geri iletim sisteminize katmaktan korkmayın. Şirketlerden çoğu kişinin şeycilerin üzerine gittiğini gördüm. Kullanılan her “şey” sözcüğü için bir kutuya para atma cezasına başvuruluşuna dahi rastladım. Bazı grupların bu paralarla “şey” partisi düzenledikleri de anlamsız sözcükleri azalttıktan sonra da, zaman zaman bunlara tekrar başvurup vurmadığımıza dikkat edin. Eski bir sigara tiryakisinin kahveyle beraber sigara araması gibi, siz de cümle içindeki boşlukları herhangi bir sesle doldurmak isteyeceksiniz. Geri iletim ortağımızın herhangi bir düzensizlikte sizi uyarmasını söyleyin. * Sesin Nitelikleri Sesin ilk niteliği tonudur. Her ses belli bir tonda çıkar. Ses tonlarımız değişik tip cümlelere göre değişir. Düz cümlelerin başı düşük, soru cümlelerinin sonu düşük ses tonuyla biter. Sesimizin tonları dar veya geniş iniş-çıkışlı olabilir. Örneğin, Clint Eastwood un sesi monoton bir çizgi izlerken radyodaki Great Gildersleeve oldukça değişik tonları komiklik için kullanılır. Gergin ses boğaz daraltılarak çıkartılır ve dinlenmesi zor bir sestir. Bir keresinde daha yüksek sesle konuşabilmek için özellikle gergin ses tonu kullanan bir papaz dinledim. Vaazın onuncu dakikasında boğazına bir gıcık yerleşiverdi. Gıcıklı sesiyle sürdürmeye ça!ıştığı vaaz nedeniyle kendisini dinleyen tüm cemaate yavaş yavaş bir öksürük manisi yayılmaya baş!adı. Vaazm sonuna doğru dinleyiciler adeta. bilinçsiz öksürme ve gırtlak temizleme korosu oluşturmuştu. Papazsa, tam aksine, onlar öksürdükçe daha yüksek sesle konuşmaya çalışıyordu. Ses yüksekliği, sesin ikinci niteliğidir. Sözcüklere anlam kazandırmak için ses yüksekliğini değiştirerek anlamı kontrol etmek açısından çok yararlıdır. Yüksek ses çıkarmanın doğru yolu, o papaz gibi zorlanmak değil, daha etkin olmaya çalışmaktır. Bu da diyaframı doğru kullanmakla olur. Yüksek ses çıkarmak için ses tellerinizden fazla miktarda hava geçirmek zorunda değilsiniz. Bu, özel sırlarını balona doldurmaya çalışan biri gibi, sizi nefes nefese bırakır. Havayı ciğerle. rinizden dışarı diyaframınızla itmelisiniz. Okulda trompetle bir parça çalarken müzik öğretmenim beni aniden dürterdi. Diyaframımı doğru kullanıyorsam hafifçe yutkunurdum; eğer yanlış nefes alıyorsam garip bir ses çıkardı. İyi bir nefes kontrolu yapıp yapmadığınızı anlamak için şu deneyi uygulayabilirsiniz Yüksek sesle konuşur. ken ağzınızı elinizle hafifçe kapatın. Eğer sesiniz tamamen kesiliyorsa soluğunuzun yetmediği anlaşılır. Sesiniz kısmen kesiliyorsa, diyaframınızı kullanış şekliniz doğrudur, bir başka deneyse, ağzınızdan birkaç santim uzaktaki bir kibriti söndürmeden yüksek sesle konuşmaktır. Sesin yüksekliği gırtlakla sağlanubilir. Bu yöntemi geliştirirseniz, daha yüksek tonda, uzun süreli bir konuşma yapmak için hazırlıklı sayılırsınız. Üçüncü ses niteliği rezonanstır, bu olmadan ses genizden gelir. Rezonans kanallarınız üşütme veya iltihaplanmayla son ses niteliği ise tempodur. Hızlı veya yavaş, akıcı veya aksak konuşabilirsiniz. İş hayatımızda hepimizin makinalı tüfek gibi konuştuğu zamanlar mutlaka olmuştur. En beğendiğim ömeklerden biri, 1961 de çevrilen Bir, İki, Üç filminde oynayan James Cagnuy dir. Duraklamalı konuşma, konuşmaya tiyatrovari bir hava katar veya California bilmecesindeki duraklama” gibi belli sözcükleri vurgular. İster düşünmek için ister etki yaratmak için yapılsın, durak!amalar abartılırsa konuşmanıza o!an ilgiyi dağıtabilir. Şirket içi eğitim seminerlerinde bir yöneticinin yapacağı önemli bir konuş. mayı örneğin basın bülteni gibi yeniden daktiloya çeker ve en etkili ses kalıplarına böleriz. Eski başkanlardan Carter, dinleyicilerinin dikkatini dağıtacak şekilde cümlelerini olur olmaz yerlerde sık sık bölerdi. Tipik birkaç cümlesi şöyleydi “Amerikan halkının benim… yaptığım gibi bazı.,. lükslerden… vazgeçmesi gereklidir. Örneğin, ben… Biny i istediğim… kadar göremiyorum.” Başkan Carter ın bir de, sesini cümle sonlarında azaltma atışkanlığı vardı. Bu onun inandırıcılık ve doğruculuk izlenimini bozuyordu. Ses seminerlerinde her öğrencinin anlattığı kısa kişisel öykü teybe kaydedilir. Daha sonra bunlar tek tek grupla beraber tahlil edi1ir. Bazı ses nitelikleri birden fazla yoruma açıktır. Örneğin, erkeğin yumuşak sesi başka etkenlere de bağlı olarak zayıf ve efemine veya çok güçlü olarak değerlendirilebilir. Marlon Brando, Baba filminde sakin ve kısık bir ses kullanmıştı. Sadece güçlü ve saygın insanlar yu. muşak ve yavaş tempolu bir ses kullanmayı göze alabilir. Bunlar , ağızlarından çıkacak her sözcük için karşılarındakileri bekletebilir. * Sesinizi Nasıl Geliştirirsiniz? Bir konuşmacı olarak ses niteliklerinizin yarattığınız etkiye nasıl katkıda bulunduğunu anlarsanız kendinizi bu konuda geliştirmeye baş!ayabilirsiniz. ilk adım, sesinizi banda almaktır. Ucuz bir teyp bu iş için yeterlidir. Pek çok şirket bunları eğitim amacı ile kullanır. Teybinizi açın ve onun varlığını hiç dikkate almadan olağan konuşmanızla sesinizi kaydedin. Çoğumuz, sesimizi kaydetmekte olan bir teybin karşısında donup kalırız. Uzun süren kasetlerden alın ve telefonda konuşurken veya yemek yerken, yani teybin çalıştığını unutabileceğiniz zamanlarda kayıt yapın. Bir tanıtmada veya bir toplantıda konuşma yaparken arkadaşlarınızdan birine sesinizi kaydettirin. Önemli olan sesinizin doğal olarak kayda alınmasıdır. Çoğumuzun sorunu ifade açıklandığından yoksun olmaktır. Sabit bir ses tonu ile aynı tempoda konuşuruz. Her gün radyo ve TV de dinlediğimiz profesyonel seslerden öğrenilecek çok şey vardır. Komedyen George Carlin, bütün spikerlerin sanki aynı yayın okulundan çıkmış gibi olduklarını söyleyerek şaka bu kadar birbirine benzemesinin nedeni etkili konuşma teknikleri konusunda ustalaşmış olmalarıdır. Anlam taşıyan sesleri çalışmayı en sevdiğim yer otomobilimdir. Bazı reklamları o kadar çok dinlemişimdir ki ezbere bilirim ve sunucu ile aynını da söylerim. Eve gelince, haberleri ve hava raporunu çocuklarıma profesyonel sunucu gibi veririm. Sesinize, vücudunuzun herhangi bir kası gibi davranın. * YALAN, SAMİMİYETSİZLİK, ŞÜPHE VE TEREDDÜT “İnsan yalan söylerken ne yapar?” veya “Bir insanın yalan söylediğini nasıl anlayabilirim?” sorusu çok sorulan sorulardan biridir. Bu sebeple bu konuyu ayrı bir başlık altında toplamayı ve konuyla ilgili yapılan araştırmaları, bu araştırmalardan elde edilen bilgileri ve en önemlisi bu bilgilerin geçerlilik derecelerini özel bir bölümde toplamayı uygun bulduk. Sosyal hayatta birçok durumda, insan kendi gerçek duygularını gizlemek ister, ancak herhangi bir biçimde kendisini ele verir. Bir topluluk içinde kişi sinirli, gergin ve hatta korkuyor olabilir fakat yüzüne iliştirdiği bir gülümsemeyle mutluluk maskesi taşıması mümkündür. Dikkatli bir gözün algılayabileceği bazı küçük ipuçları iç ve dış dünyalar arasındaki bu farkın anlaşılmasına yardımcı olur. İnsanlar yalan söyledikleri zaman en başarılı şekilde kontrol ettikleri, yüz ifadeleridir; İnsan en çok mimiklerinin farkında olduğu için yalan söylerken en çok ve en iyi yüzünü kontrol eder. Çünkü insan yalan söyleyeceği zaman yüz mimiklerini kontrol etmek için bilinçli bir çaba harcamaktadır. Hiç şüphesiz çok dikkatli bir gözlemci veya uzman için yalan söyleyen biri mimikleriyle de çok sayıda ipucu vermektedir. Ancak genel olarak düşünüldüğünün aksine, bir kişinin yalanını yüzüne veya gözüne bakarak anlamak pek kolay değildir. * Yalan Çeşitleri İnsanların birbirlerine söyledikleri yalanları dört grupta değerlendirmek mümkündür. Birinci grupta kişinin söylediği yalanın, karşısındaki tarafından bilindiği fakat karşı çıkılmadığı ortak-yalanlar vardır. Kendisine yapılan akşam yemeği önerisinden hoşnut kalmayan hanım, daveti yapan kişiye “işim var veya “başkasına sözüm var” der. Bunu söylerken karşısındakinin söylediği yalanı anladığını bilir. Ancak iki taraf için de durumun bu şekilde algılanması uygundur. Daveti yapan kişi, konuyu mazeret yönünde geliştirebilir ve şehir hayatında herkesin programının kaçınılmaz olarak çok yüklü olduğunu söyler. Bu şekildeki ortak-yalanlar insanların gündelik hayatlarında önemli bir yer tutar. İkinci grupta yer alan yalanlar, doğrusu ortaya konamayacağı için karşı çıkılmayan yalanlardır. Buna örnek eşi kendisini terk eden birinin bir kokteyl partide mutlu bir görüntü sergilemesidir. Bu kişi beraberliğini bitirmekten ötürü çok mutlu olduğunu ifade eder ve dinleyenler bunun doğru olmadığını bilirler. Ancak buna kimse karşı çıkamaz. Bu kişi gece boyunca izlenecek olursa, söyledikleriyle iç dünyası arasındaki çelişkiyi ortaya koyacak birçok açık verebilir. Ancak bu yalanın ortaya çıkması kimseye yarar sağlamayacağı için, kimse konunun üzerine gitmez. Üçüncü grupta profesyonel yalancıların söyledikleri. yalanlar bulunur. Burada “profesyonel yalancı” tanımı “mesleği gereği yalan söylemek zorunda olan” anlamında kullanılmaktadır. Diplomatlar, politikacılar, avukatlar, reklamcılar, halkla ilişkiler şirketlerinin temsilcileri, falcılar, sihirbazlar, eski eşya satıcıları antikacılar için yalan bir hayat biçimidir. Bu kimseler, karşılarındaki kişilere konuyla ilgili olarak sadece onların hoşlarına gidecek olanları söylemekte çok kimseler yalan söyleme becerilerini öylesine geliştirip parlatırlar ki, insanlar bu yalanları duymak için can atarlar, teşvik ederler ve bundan mutluluk duyarlar. Bu grupta yer alanlar yalan işaretlerinin çok azını grupta ise, işi yalan söylemek olmayan sıradan insanların söyledikleri ve kendilerine yarar sağlayan küçük veya büyük yalanlar gelir. Bunlar fark edildiği zaman “yalan” diye adlandırılan adi yalanlardır. Kitapta daha önce yer verdiğimiz önemli bir gerçeği burada bir kere daha hatırlatalım “İnsan ağzıyla yalan söyleyebilir ancak bedeniyle asla”. Bu sebeple söylediğinde dürüst olmayan birinin, davranışlarıyla sözlerinin doğru olmadığı konusunda bazı ipuçlarıyla kendisini ele vermesi kaçınılmazdır. * Yalan İşaretleri Yalan söylerken insanların davranışlarında gözlenen farklılıklar çok sayıda araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmalardan çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir 1- Yalan söyleyen kişilerin elleriyle yaptıkları jestler azalmaktadır. Normal olarak el jestleri ifadeyi güçlendirmek amacıyla yapılır. Kişi büyük çoğunlukla konuşulan kelimelerin anlamını artırmak için yaptığı el hareketlerinin farkında değildir. İnsan konuşurken elini salladığını bilir ancak ellerinin gerçekte ne yaptığını bilmez. Ellerinin bir şeyler yaptığını bilmek, ancak ne yaptığını tam olarak bilmemek kişiyi şüpheye düşürür ve böylece ellerin hareketleri azalır. Belki de insan içinde yaşadığı çelişkiden ötürü ellerinin kendisini ele vereceğinden çekinir ve ellerini ya cebine sokar, ya üzerine oturur veya bir eliyle diğerini tutar. Bu kendi kendine temas zor zamanda anne elinin tutulması yerine geçerek, iç gerginliği de hafifletir. 2- Yalan söyleyen kişinin elini yüzüne götürme ve yüz çevresine değdirme sayısı artmaktadır. Bir konuşma sırasında insan elini arada sırada yüzüne götürür. Ancak kişinin samimi olmadığı bir görüşme sırasında bu jestin sayısında çok büyük ölçüde artış görülmektedir. Elin yüze gitmesi sırasında yapılan hareketler çeneyi tutmak, dudaklara bastırmak, ağzı örtmek, burna değmek, yanağı ovuşturmak, gözün altını kaşımak, kulak memesini çekmek ve saçla oynamaktır. Bir yalan sırasında bütün bu jestlerin sayısında artış görülmekle beraber ağzı örtmek ve burna değmek jestlerinde adeta patlama olur. İnsan yalan söylerken neden ağzını kapatır? Bunu tahmin etmek çok zor değildir. İnsan ağzından çıkacak kelimeleri tutmak ve yaptığını örtmek ihtiyacındadır. Elin ağzı örtmesi çeşitli biçimlerde olur. Parmaklar dudakların üzerinde trampet çalabilir, işaret parmağı üst dudak üzerinde durabilir veya el ağzın hemen yanında durabilir. Çocuklar yalan söylerken elleriyle ağızlarını kapatırlar. Hiç şüphesiz yetişkinler için elin ağza gitmesi, kişinin yalan söylediği konusunda tek belirleyici hareket değildir. Kişi söylediği konusunda tereddüt içindeyse, hata yapmaktan korkuyorsa, zaman kazanmak istiyorsa da eli ağız çevresinde olabilir. Bu sebeple elin burna gitmesi, ağzı örtmesine kıyasla daha gelişmiş, ince ve soyutlanmış bir harekettir. Ağızı örtmeye gelen el, hemen yukarda bulunan burna uzanır ve böylece daha sembolik ve stilize bir hareket yapılmış olur. Yalan söyleyen veya ağzından çıkanlar konusunda yeterince samimi olmayan bir insanın elinin burnuna gitmesinin en önemli sebebi fizyolojiktir. Çünkü yalan söylediği sırada bir iç gerginlik yaşayan insanın bedeninde birçok fizyolojik değişiklik olur. Kan basıncının yükselmesi, kalp vurum sayısının artması, ter bezi faaliyetlerinin artması gibi yalan söylerken kaydedilen fizyolojik değişikliklerin yanı sıra burunda bir kaşınma duygusu yaşanır. Coldoni’ nin ünlü masalında yalan söyleyen Pinokyo’nun burnunun büyümesi sebepsiz değildir. Yazar son derece önemli bir gerçeği yakalamış ve abartarak çocuk literatürüne geçirmiştir. 3- Yalan söyleyen bir insanın konuşurken beden hareketlerinde bir artış olmaktadır. Yalan söylendiği zaman duyulan rahatsızlık ve huzursuzluk, özellikle otururken kişinin durumunda değişiklik yapmasına, oturduğu koltukta öne-arkaya veya sağa-sola hareket ederek, pozisyon değiştirmesine sebep olmaktadır. Bu pozisyon değişikliğinin ardında büyük bir ihtimalle “Keşke başka bir yerde olsaydım” duygusu yatmaktadır. Oturur durumda artan beden hareketleri televizyondaki açık oturum, panel veya sohbet türü programlarda sık sık görülmektedir. Özellikle “Kırmızı Koltuk” programında birçok konuk kendilerini güç durumda bırakan sorularda koltuğun sınırlarını zorlayan hareketler ve koltuk üzerinde mini gezintiler yapmaktadır. 4- Yalan söyleyen bir kişinin el jestleri azalırken, el sallama hareketi artmaktadır. Belki de böylece kişi elini silkme biçiminde hafif hafif sallayarak, sözleriyle ilgili sorumluluğun kendisine ait olmadığını anlatmak istemektedir. 5- Yalan söyleyen bir insanın yüz ifadesi büyük çoğunlukla normale çok yakındır. Bu alanda uzmanlaşmadan, bir kişinin mimiklerine bakarak yalan söylediğini anlamak çok güçtür. Yüz ifadesinde yalanı ele veren en önemli ipucu, kişinin gözlerini sık sık konuştuğu kişiden kaçırmasıdır. Bu araştırmalardan elde edilen bilgileri mutlak doğrular olarak değil, geçerIiliği tekrarlanmasına ve izlediği sıraya bağlı -her şeyden önemlisi- kişinin içinde bulunduğu bağlamın değerlendirilmesiyle anlam kazanan bir anahtar olarak kabul etmek gerekir. Yukarıda sıralanan özelliklerin varlığı kişinin yalan söylediğini değil, yalan söyleme ihtimalinin olduğunu gösterir. Bu araştırmaları sınamak için çalışmalar yapan başka araştırmacılar, yukarda sıralanan davranışların yalan veya samimiyetsizliği ortaya çıkartmak için kullanılacak anahtarın kendisi değil, ancak bir parçası olduğunu söylemektedirler. Örneğin, bir konuşma sırasında birdenbire büyük bir suçlamayla karşılaşmamız durumunda, bocalamamız, birçok kere elimizi yüzümüze götürmemiz, oturduğumuz yerde huzursuzluğumuzu yansıtan hareketler yapmamız mümkündür. Bu durumda suçlamaları yerinde, savunmalarımızı da gerçek dışı olarak mı kabul etmek gerekir? Benzer şekilde iş için mülakata çağrılan bir kişi, kendisine sorulan sorularla bunaldığı zaman elini birçok defa yüzüne götürebilir ve oturduğu yerde huzursuzluk işaretleri gösterebilir. Bütün bunların, adayın vereceği bilgilerin nasıl değerlendirileceğini bilememesinden ve hata yapmak endişesinden kaynaklanması da sebeplerden ötürü bu işaretleri yalan söylemenin aşikar delilleri olarak değil, beynimizin içindeki düşünceler ve gerçek duygularla, dış dünyaya yansıyan ifadelerin bir çelişkisi olarak kabul etmek daha yerinde olur. Bu çelişki gerçek bir yalan olabileceği gibi, Benzer İçerikler
BEDEN EĞİTİM ÖĞRETMENLERİNİN GÖREVLERİ Beden eğitim öğretmenlerinin mesleki faaliyetleri 6 ana bölümde toplanır. A Beden eğitim dersiyle ilgili hususlar ders uygulamaları B Spor kolu çalışmalarını okul içi ve okul dışı C İzcilik faaliyetleri okul içi ve okul dışı D Halk oyunu faaliyetleri okul içi ve okul dışı E Okul dışı faaliyetlerle ilgili diğer hususlar F Beden eğitimi dersinde ders alanı olarak kullanılan yerlerin bakımı. 1-Beden eğitimi öğretmenlerinin yıl boyunca yanında bulunması gereken dosya evrakları a- O yıla ait yıllık ve dönem planları b- O yıla ait zümre toplantı tutanakları c- Günlük planlar d- Öğretmen not defteri e- 6 saatlik ders dışı çalışma programı İl Milli Eğitim Müdürlüğünce onaylanmış f- Öğrenci tanıma, izleme, yönlendirme ve değerlendirme çizelgesi 2- Spor kolunda sene başında yapılacak işler a- 2336 sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanan spor kolu yönetmeliğinin ve kuruluş esaslarının incelenmesi. b- Sene başı öğretmenler kurulunda spor kolu yönetim kuruluna seçilen öğretmenler arasından birinin yönetim kurulu başkanlığına seçilmesi ve tutanaklara yazılması. c- Okulun açılışını müteakip 15 gün içinde sınıflardan birer temsilci seçilir okul müdürünün çağrısı üzerine, spor kolu genel kurulunun toplantısının sağlanması. d- Genel kurul tarafından yönetim kurulunun 8 öğrenci üyesinin seçilmesi, seçilen yazmanlar tarafından yapılan seçim ve konuşmaların tutanaklara geçilmesi, tüm tutanakların katılanlara ayrı ayrı imzalatılması. e- Seçilen yönetim kurulu üyelerinin isim, sınıf ve numaralarının sırayla kağıda yazılarak onaylatıldıktan sonra dosyaya konulması. f- Spor kolu defter ve evraklarının idareden teslim alınması. g- Spor kolu çalışma programının hazırlanarak onaydan sonra dosyaya konulması h- Sınıflardan spor koluna seçilen öğrenci listelerinin sınıf öğretmenlerinden alınarak dosyaya konulması ı- Bütçe taslağının hazırlanarak müdürün onayından sonra dosyalanması. j- Spor kolu ihtiyacı olan tüm defter ve evrakların eksiksiz temin edilmesi. k- Spor yuvasında bulunan tüm malzemelerin tespitinin yapılması ve tutanak altına alınması. l- Spor kolu ihtiyacı olabilecek araç-gereç ve malzemelerin tespit edilmesi. 3- Spor Kolunda dikkat edilmesi gereken hususlar. a- Spor kolu yoğaltım defteri malzemelerin cinsine göre ayrı ayrı tanzim edilmeli.voleybol topu, basketbol topu, forma gibi defterin baş tarafına fihrist yapılması kolaylık sağlar. b Yoğaltıma ait malzemeler öğrencilere liste ile zimmetlenmesi, malzeme takibi ise malzeme koruyucuları tarafından yapılmalı, müsabakaların bitiminde ise temiz olarak tekrar toplanmalı. c- Çok öğretmen ile çalışılan okullarda, öğretmenlere top ve malzemeler ayrı ayrı zimmetlenerek malzeme kaybının özellikle ders ve sonrasında önlenmesi sağlanmalı. d- Sene başında alınacak bir karar ile acil durumlarda kasadaki paranın harcama onayının alınmasında yarar vardır. e- Halk oyunları ve bando takımı malzemelerinin spor kolu bütçesinden alınmamasına özen gösterilmeli. f- Karar defterinin en altına okul müdürünün uygundur imzası olacaktır. g- Yönetmelik gereği mutlaka spor kolunda makbuz karşılığı para toplayıp gelir gider defterini çalışır hale getirmeliyiz. h Okul içinde ve dışında yapılan küçük büyük bütün faaliyetler kağıt üzerine dökülerek dosyalanacaktır. I- Öğrenci sağlık raporlarının bir fotokopisi dosyamızda bulundurulmalı. j- Öğretim yılı sonunda yapılan harcamalar bir bilanço ile hazırlanarak gelir........gider....... yönetim kurulunca onaylandıktan sonra öğrenci ve velilerin görebilecekleri ilan panosuna asılması ve sonrasında dosyalanması gerekir. k- Gelir-gider defterine bankada yatan-kalan para miktarı kadar bir makbuz kesilerek gelir hanesine işlenir. l- Gelir makbuzları her öğrenciye kesilecek ve üç imzalı olacaktır. m- Evraklar iki yıl el altında, beş yıl arşivde saklanacaktır. n- Kupa, madalya gibi malzemelerin demirbaş eşya defterine kaydedilmesi gerekir. 2- Yıl sonunda spor kolunda yapılması gereken işler a- Spor kolu yıl sonu faaliyet raporu detaylı olarak hazırlanacak, yapılan işler, yapılmayan işler, nedenleri ve bir sonraki yıla öneriler yazılmalı. b- Tüm spor kolu malzemeleri sayılarak tutanak altına alınmalı. c- Tüm defter ve evraklar incelenerek eksikler ve imzalar tamamlanmalı. d- Gelir-gider defterinin altı kapatılarak yönetim kurulu tarafından imzalandıktan sonra okul müdürüne onaylatılır. Spor kolu sonraki yıl borç devredemez. e- Tüm defterler imza ve eksikleri tamamlandıktan sonra sene sonu öğretmenler kurulunda okul idaresine teslim edilir. A BEDEN EĞİTİMİ DERSİYLE İLGİLİ HUSUSLAR 1 Her öğretmenin; mevsim şartlarına yer, saha ve malzeme imkanlarına sınıf mevcutlarına ve seviyelerine, hareketlerin yapılmasında basamaklamaya uyularak, öğretim programının ana maddeleri ayrı ayrı bölümlerde gösterilmek suretiyle hazırlanmış bir yıllık ders dağıtım planı bulunmalıdır. Bu planda işlenecek konular ana hatlarıyla gösterilir, fazla ayrıntılara gidilmez. 2 Dersler, yıllık planın ana hatlarını detaylarıyla “günlük plana” göre uygulanmalıdır. Günlük planda, dersin başından sonuna kadar nelerin yapılacağı yazılmalı resim ve şemalarda belirtilmiş olmalıdır. Öğretim program; bu planlarda belirtilen hareketlerin öğrenciler tarafından kavranıncaya kadar en çok 4 ders uygulanmasını gerekli görmekte ise de, öğrenciler tarafından iyice kavrandığı görülen programlar, bu kadar tekrara bile gerek görülmeyerek yenilenmelidir. Yıllık planlar her öğretim yılı başında yeniden düzenlenmelidir. Bu planlar mevcut imkanlara göre geliştirilmelidir. 3 Günlük Planda; öğretim programından gösterilen A BAŞLAMA DEVRESİ, B ESAS DEVRE, C BİTİRME DEVRESİ bölümlerine uygun şekilde düzenlenmesi ve uygulanması, hareketlerin seçiminden öğrenci seviyesine ve basamaklamaya dikkat edilmesi ve vücudun her yönden çalışmasına imkan verilmesi; dersin öğrencilerde neşe, canlılık, istek ve ilgi uyandırmasına dikkat edilmelidir. Sadece öğrencilerin arzularına uyularak oynamaları için dersin başından sonuna kadar kendilerine verilen bir topun yarattığı neşe ve canlılık değerli sayılmamalıdır. 4 Bir ders planı; hiç bir zaman 19 Mayıs hareketleriyle doldurulmamalı, bu hareketler, ders ve dönem yıl başında hazırlanarak, yıllık ve dönem plana ve günlük planlara serpiştirilerek suretiyle diğer hareketler arsında öğretilmelidir. 5 Karma okullarda, beden eğitimi dersinin, kız ve erkek öğrenciler bir arada ve aynı programla yaptırılmamasına dikkat edilmeli, bunun için okulun haftalık ders programının düzenlenmesinde okul yöneticileriyle birlikte gerekli tedbirler alınmalı, birkaç okul ve öğretmeni olan yerlerde bayan ve erkek öğretmenler arasında ders dağıtımı yapılırken bu husus göz önünde bulundurulmalıdır. 1359 sayılı tebliğler dergisi 6 Her derste düzen alıştırmalarına yeteri kadar zaman ayırmalı; bütün çalışmalarda öğrencilerin kurallarına uymayı, her zaman dürüst davranmayı alışkanlık haline getirmeleri sağlanmalıdır. 7 Beden Eğitimi Öğretmeni; öğreteceği konuları kendisi de hakkıyla bilmeli, yapılacak çalışmaları kısaca anlatmalı, yaparak da gösterilmeli, komutları ve öğretim metotları en iyi şekilde uygulanmalıdır. 8 Beden Eğitimi öğretmeni ders içinde ve ders dışındaki kıyafeti, tutum ve davranışlarıyla öğrencilere örnek olmalı, her bakımdan öğrencilerin güvenini sevgisini ve saygısını kazanmalıdır. 9 Beden Eğitimi derslerinin, sağlık bakımından yemekten önceki ve sonraki saatlerde konmamasına özen gösterilmelidir. 10 Atatürk inkılap ve ilkelerinin beden eğitimi ile ilgili hususları derslerde her fırsatta öğrencilere anlatılmalı, özellikle Milli Bayramlar ile anma kutlama günleri, bu hususların anlatılmasını ve kavratılması için fırsat bilinmelidir. 11 Zorunluluk olmadıkça dersler sınıfta teorik olarak yapılmamalı, dershanede kalmayı gerektiren soğuk ve yağışlı havalarda “SINIF CİMNASTİĞİ” ve”KÜÇÜK EĞİTSEL OYUN” uygulamaları yapılmalıdır. 12 Haftada iki saat beden eğitimi dersi olan sınıflarda bu iki saatin haftalık programda aynı günü ve üst üste konmamasına Pedagojik, psikolojik ve biyolojik bakımlardan ayrı günlerde yapılmasına dikkat edilmelidir. 13 Her Beden Eğitimi Öğretmeni öğretim yılı başında o öğretim yılı ve dönemlerine ait çalışmalarını gösterir şahsi bir dosya hazırlamalı, bu dosyada aşağıdaki yazılı evrak da bulunmalıdır. a O yıla ait yıllık ve dönem planları, b O yıla ait zümre toplantı tutanakları, c Beden Eğitimi Öğretmenlerinin ders içi ve ders dışı çalışma talimatı kitabı d Günlük planlar, e Öğretmen not defteri, f Sınıf geçme yönetmeliği , c 6 saatlik ders dışı çalışma planı İlilçe Milli Eğitim Müdürlüğünce onaylanmış B SPOR KOLU ÇALIŞMALARI Ders saatleri dışında spor kolu faaliyetleri olarak; sınıflar, guruplar ve okullar arası çeşitli spor karşılaşmalarına yer verilmeli, bu çalışmalarda ders yılı başında hazırlanacak programda istenilen hedeflere ulaşmaya çalışılmalıdır. Ayrıca, 2336 sayılı Tebliğler dergisinde örnekleri gösterilen defter ve belgelerin düzenlenmesine özen gösterilmelidir. C İZCİLİK ETKİNLİKLERİ 1 İzcilik faaliyetlerinin, ilgili yönetmenlik yıllık ve dönem çalışma programlarına göre yürütülmesini sağlamalı, ilkokullardaki küçük izci faaliyetleriyle de ilgilenmelidir. 2 İzciliğe ait bilgiler teorik olarak okulda verilmekle beraber; bunların yapılacak gezi tatbikatı ve kamplar sırasında öğrencilere benimsetilmesine çalışılmalıdır. 3 Her bakımdan faydası büyük olan ve kısa ve uzun süreli kamp faaliyetlerine yer verilmelidir. Beden eğitimi, spor ve izcilik faaliyetleri yolu ile öğrencilerin bedenen ve ruhen sağlıklı bir şekilde gelişmelerinin, onların milli ve manevi yönden amaçlanan vasıfları taşıyan küçükleri seven ve koruyan, büyüklerine saygılı, vatanını ve milletini seven, başta Atatürk olmak üzere bütün Türk Büyüklerini seven ve onları örnek alan, kendine güvenen, çabuk karar verebilen, davranışlarını kontrol edebilen birbirleri ile iş birliği içinde çalışabilen, doğru, temiz, düzenli cesaret sahibi, disiplinli, boş zamanlarını yararlı ve zevkli çalışmalarla değerlendiren vb. birer vatandaş olarak yetişmelerinin gerektiğini her türlü uygulamalar yapılacaktır. D HALK OYUNU FAALİYETLERİ Kültürümüzün birer ürünü olan halk oyunlarımızın ve halk müziğimiz yayılıp yaşatılması, tanıtılması ve aynı zamanda çocuklarımızın ve gençlerimizin boş zamanlarını bu olumlu yolla değerlendirilmeleri sağlamak amacıyla; Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 10/09/1997 tarih ve 143 sayılı karar ile; -İlköğretim okullarının 1.,2. ve “Bireysel ve Toplu Etkinlik” adı altında haftada 3’er saat olmak üzere , -İlköğretim okullarının 4. ve 5. sınıflarında haftada 4’er saat, 6.,7. ve 8. sınıflarında ise haftada 3’er saat olmak üzere “Seçmeli Dersler” adı altında okutulması uygun görülmüştür. -“Seçmeli Dersleré19 ayrı konuda belirtilmiş olup, Halk Oyunları bunlardan birisidir. E OKUL DIŞI ETKİNLİKLERİ Beden eğitimi öğretmenleri okul dışındaki gençlerin ve yetişkinlerin beden eğitimi ve spor faaliyetlerine ve bu faaliyetlerin yapıldığı müesseselere ilgisiz kalmamalı, okuldaki sporcu ruhunun ve karakterinin dışa da taşarak çevreyi etkili olması için çalışmalıdır. Bunun için gerekirse öğretmen, öğretmenlik vasfının her şeyin üstünde tutmak suretiyle, bilgi, ihtisas ve yeteneklerinden okul dışı gençlerini de faydalandırma yoluna gitmeli ve onları olabilecek bir takım zararlı alışkanlıklardan korunmalıdır. Bunlardan başka Beden eğitimi öğretmeni ; öğrencilerin sağlık durumları bakımından bir nevi koruyucu doktoru olmalıdır. Okul doktoruyla iş birliği yaparak öğrencilerin beden eğitimi ve spor faaliyetleriyle ilgili sağlık durumlarını önlemle takip etmelidir. Yine beden eğitimi öğretmeni, öğrencilerin beden eğitimi, spor ve izcilik faaliyetleri yolu ile yetiştirilmelerinin sağlanması için diğer öğretmenler ve yöneticilerle iş birliği yapmalı; imkansızlıklar içinde bile yaratıcı faaliyetleriyle öğrencilerini aktif duruma getirecek bir unsur olmalıdır. Her zaman, her çeşit faaliyeti mutlaka emir ve talimatların değişmeyen kalıplar içinde yapmaya çalışmak ve buna imkan bulamayınca da işin tamamından vazgeçmek bir öğretmen için en önce başvurulacak kestirme yol olmamalı mevcut imkanlar kullanılarak, gerekli çalışmalar yapılmalıdır. İyi bir beden eğitimi öğretmeni; taşıdığı ferdi ve mesleki nitelikleriyle çevresine örnek olmalı, beden eğitimi ders faaliyetlerinin çizdiği hedeflere hangi yoldan olursa olsun ulaşabilmeli, okul idarecileriyle iş birliği yaparak oyun ve spor tesisleri kurmalı gerekli ders malzemelerini tespit etmeli bir tesislerin temizlik düzenine özen gösterilmeli okulun eğitsel etkinliklerinden olumlu ve verimli çalışmalarıyla her zaman takdir edilen bir eğitimci olmalıdır. F BEDEN EĞİTİMİ DERSİNDE DERS ALANI OLARAK KULLANILAN YERLERİN BAKIMI 1 Okullarda beden eğitimi dersi ve spor çalışmaları yapılan spor salonu ve bu amaç ile kullanılan alanların bakımı ve temizliğinden beden eğitimi öğretmeni sorumludur. Beden eğitimi öğretmenlerin bu alanların temizliği için gerekli önlemler almalı ve gerektiğinde öğrencilerinden yardımcı olmaları sağlanmalıdır. 2 Ders içi ve Ders dışı çalışmaların yürütüldüğü okul bahçesinde bulunan çeşitli açık hava tesisleri bu çalışmalar sırasında dershane konumunda olacağından bu çalışmalar esnasında ders veya çalışma ile ilgisi olmayan kişilerin çalışma alanın da bulunmaması için okul yönetimi ve nöbetçi öğretmen ile koordinasyon sağlayarak gerekli önlemleri almalıdır. BEDEN EĞİTİMİ DERSİNİN UYGULANMASINDA ÖĞRETMENE ÖĞÜTLER 1 ÖĞRETMEN KIYAFETİ Beden eğitimi öğretmenlerinin resmi kıyafetleri eşofmandır. Bu derse giren her öğretmen eşofman giymek zorundadır. Öğretmen, öğrencilere yaptıracağı hareketleri göstermek ve öğrencilerle beraber yapılacak uygulamalara katılmak için spor kıyafeti giymelidir. Eşofman, iç giyim üzerine giyilir. Öğretmen öğrencilere tempo vermek, bir hareketi başlatmak ya da öğrencilere toplamak için düdük ve benzeri araçları da yanında bulundurur. Beden eğitimi öğretmenleri ders kıyafeti olan eşofmanla; okul içerisinde, Okul Aile Birliği ve Öğretmenler Kurulu gibi toplantıların dışında tüm eğitsel faaliyetlere katılabilir ve iş ilişkilerini sürdürebilir. Okul dışındaki sportif faaliyetler hariç makama ve toplantılara eşofmanla katılamazlar. Okullara kayıt yaptıran veya okula devam eden öğrencilere, beden eğitimi derslerinde kullanacakları eşofman, forma ve spor ayakkabısı alımı öğrenci velilerinin isteğine bırakılacak, her öğrenci velisi kendi imkanları doğrultusunda istediği eşofman ve spor ayakkabısı alacaklardır. SPOR KIYAFETLERİ GİYİNME YERLERİ Her okulda, imkân ve şartlar ne olursa olsun Beden Eğitimi Öğretmenleri ile beden eğitimi ve seçmeli spor ile spor faaliyetlerine katılan kız ve erkek öğrencilerin kıyafetlerini değiştire bilecekleri sağlık şartlarına uygun yeterli sayıda askıyla donatılmış üzerine kapı levhası da yazılmış bayan ve erkeklere ayrı ayrı oda tahsis edilecektir. Bu işler için sınıflar ve tuvaletlerin kullanılmaması sağlanacaktır. TESİS ARAÇ VE GEREÇLER Tesis ve araç yönünden yeterli olmayan okullarda; ülkemizin ekonomik durumu göz önünde tutularak araçların doğal çevredeki benzerlerinden yararlanılmalı ayrıca okul ve çevre imkânları değerlendirilerek basit beden eğitimi ve spor araçlarının yapımı yönüne gidilmedir. Örneğin; ağaçlara halat asmak, iki ağaç arasına merdiven, direk boru vb. yerleştirme, jimnastik sırası, kısa, kum, havuzu, çeşitli büyüklükte sağlık toplar vb. yapma Ders içi ve ders dışı çalışmaların yürütülebilmesi için okul bahçesinde çeşitli açık hava tesisleri ile yağışlı ve soğuk havalarda ders yapabilmek için salon, koridor, oda sağlanmasına çalışılmalıdır. Çevrede bu amaca uygun yerler aranmalı ve gerektiğinde diğer kurumların imkânlarından yararlanılmalıdır. Beden eğitimi ve spor çalışması yapılan alanların bakım, onarım ve temizliğine gösterilmeli ve öğrencilerin, gerektiğinde bu yerlerin temizlenmesine yardımcı olmaları sağlanmalıdır. Spor salonu ve tesisleri yeterli olmayan okulların, bu imkâna sahip olan okulların tesislerinden yararlandırılmaları konusunda Millî Eğitim Müdürlükleri Lig Heyetince gerekli önlemler alınacaktır. Okullardaki spor salonlarının eğitim çalışmaları dışındaki faaliyetler için kullanılması üzerinde titizlik ile durulacaktır. DERS DIŞI FAALİYETLER İçinde, bulunduğumuz çağda spor, toplumların en çok ilgisini çeken faaliyettir. Özellikle en hareketli dönemlerini yaşayan ve sonsuz enerji ile dolu bulunan gençler için spor, vazgeçilmez bir ilgi alanıdır. Spor, yetişmekte olan nesillerin temel öğesi olan gençlere fikren ve bedenen sağlık kazandıran bir faaliyet olarak kabul edilmektedir. Henüz çocukluk gençlik devresinde olan, çeşitli bilgi, beceri ve alışkanlıkları kazanma çağında bulunan her dereceli okullardaki öğrencilerin, çağımız şartlarına uygun bir şekilde yetiştirilmeleri önemle ele alınmalı. Öğrencilerin yalnız ders içi çalışmalarında beden eğitimi ve sporun amaçlarına uygun derecede eğitilmeleri mümkün değildir. Bu bakımdan okullarda, ders dışı faaliyetlere büyük önem ve ağırlık verilmeli, bu faaliyetler dersin devamı ve bölünmez parçası olarak düşünülmeli ve değerlendirilmelidir. Bu amaçla; 1. Araç, gereç, alan ve tesislerden yararlanmalı, çalışmalar buna göre düzenlenmelidir. 2. Her sınıf veya grup öğrencilere gün, saat ve çalışacakları spor dalı belirtilerek haftalık, aylık ve yıllık programlar yapılmalıdır. 3. Öğrencilerin ders dışı faaliyetleri de izlenerek, değerlendirilmelerinde dikkate alınmalıdır. 4. Ders dışı faaliyetlerde görevler demokratik olarak dağıtılmalı, öğrencilerin kendi kendilerini yönetmelerine, denetlemelerine öncelik verilmeli; böylece, karşılıklı görev ve sorumluluk duygularının gelişmesine imkân hazırlanmalıdır. 5. Ders dışı faaliyetlere yeni başlayan öğrenci, hangi spor dalına uygun yeteneklerinin olduğunu bilemez ve her dalda çalışmalara katılır. Başlangıçta bu davranış normaldir. Değişik çalışmalar sonucu çocuk, yeteneğine uygun spor dalını seçme imkânına kavuşur. Öğretmen gözlem ve küçük denemelerle, öğrencinim ilgi ve yeteneğine uygun spor dalını bulmasında yönlendirici ve yardımcı olmalıdır. 6. Ders dışı faaliyetlerin temeli derslere dayandırılmalı, derslerde yaptırılan hareketler ders dışı çalışmalarla pekiştirilmelidir. Bu çalışmalar öncelikle sağlık ve eğitim bakımından ele alınmalı; şampiyon olma yarış kazanma ön plâna alınmamalı, bu duygu aşırı hırs ve tutku durumuna dönüştürülmemelidir. Bu yönde aşırı kamçılanmış duyguların eğitimi olumsuz yönde etkilene bileceği dikkate alınmalı, çalışmalara katılmış olmanın önemi ve değeri öğrencilere benimsetilmelidir. Okul içindeki çalışmalar öğrencinin beden eğitimi ve spor faaliyetlerine özendirilmesi, kendilerini deneme ve düşünme aracı olarak düşünülmelidir. Bütün öğrencilere ders dışı faaliyetlerine katılma fırsatı tanıyan sınıflar arası karşılaşmalara ağırlık verilmeli, fırsat ilkesi zedelenmemelidir. Şampiyon okul takımı çıkarmak uğruna öğrencilerin büyük çoğunluğu bu faaliyetlerden yararlanmayacak şekilde herhangi bir hatalı duruma düşürülmemelidir. 7. Ders dışı çalışmalara katılmayan öğrencilerin sınıf öğretmeni ve okul müdürü tarafından uygun görülmesi halinde, bunları olumsuz yönde değerlendirilmemeleri yönüne gidilmelidir. 8. Ders dışı beden eğitimi ve spor çalışmalarında okulun diğer öğretmenlerinden ve çevredeki uzman kişilerden yararlanılmalıdır. Spor kolu yönetim kurulu kararı ve okul müdürünün izniyle ancak öğretmen olmayan uzman kişilerin seçiminde çok titiz davranılmalı, öğrencileri olumsuz yönde etkileyecek alışkanlık ve davranışları görülenlerin derhal ilişiği kesilmelidir. 9. Öğrencilerin, okul bünyesi dışındaki diğer kuruluşlar tarafından seviyelerine uygun olarak düzenleyecekleri spor gelişim çalışmalarına yönlendirilmelerine önem verilmelidir. Hatta bu gibi öğrencilerin kulüplerine spor yapabilmeleri teşvik edilmeli ve kendilerine yardımcı olunmalıdır. 10. Okulun bulunduğu çevrede yapılabilecek spor dallarının temel öğretimi, çevre imkânları da kullanılmak suretiyle derslerde veya ders dışı çalışmalarda ele alınmalıdır. tenis, kayak, yüzme vb. Okullarımızda bu faaliyetlerin düzenli ve sistemli bir şekilde yürütüle bilmesi için Bakanlığımızca hazırlanarak yürürlüğe konan01/04/1991 gün ve20832 sayılı Resmî Gazete ile13/05/1991gün ve2336 sayılı Tebliğler Dergisi ”OKUL SPOR KOLLARI YÖNETMELİĞİ” inde gerekli bütün hususlar hiç boşluk bırakılmadan metodik bir şekilde açıklanmıştır. Çok geniş bir uygulama alanı olan ders dışı faaliyetlerin okul bünyesi içerisinde gerektiği gibi yürütülebilmesi için okul müdürlerine ve beden eğitimi öğretmenlerine bir dizi görevler düşmektedir. Buna göre, ilk ve orta öğretim kurumlarının tamamında ilgili yönetmeliğe uygun bir spor kolu kurulacaktır. Okulların eğitim ve öğretime başlamasıyla birlikte her okulda sınıf spor temsilcileri ve branş kaptanları seçilecek yapılacak temsilciler kurulu toplantısında yönetim kurulu belirlenecektir. Yönetim kurulu, temsilciler kurulunun görüşlerini de dikkate alarak, spor kolunun yıllık çalışma programını ve bütçe taslağını hazırlayacaktır. Okul Müdürlüğünce onaylanan bu program ve bütçe taslağı derhal uygulamaya sokulacaktır. Bütün çalışmalar bu program ve yönetmelik çevresinde sürdürülecektir. Spor kolu faaliyet programında sınıflar arası yarışmaya öncelikle yer verilecektir. Ayrıca okullar arası spor faaliyetlerinde programlanacaktır. Okulda beden eğitimi branş öğretmeni bulunmadığı takdirde spor kolu rehber öğretmeni aynı çalışmaları ilgili yönetmeliğe göre düzenler, okul bünyesinde yapılacak yarışmaların yapılması için gerekli tedbirleri alır. Okullar arası yarışmalara katılacak takımları hazırlatır ve müsabakalara götürür veya götürülmesini sağlar. DERS DIŞI ÇALIŞMALARI Okullarda beden eğitimi derslerinin dışında yapılacak beden eğitimi, spor ve izcilik çalışmalarını yürüten öğretmenlere 16/12/1998-23555 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan ders ücretlerine ilişkin esasları belirleyen kararname gereğince, bu çalışmaların karşılığında haftada 6 saatlik ek bir ders ücreti ödenmektedir. Bu ücretin alınabilmesi için ders dışı çalışmalarına yönelik yıllık ve dönem programını, ders yılı ve dönem başında, spor kolu yıllık ve dönem faaliyet programına paralel olarak yapılan görev bölümüne göre çalışmayı yürütecek öğretmende bulunacaktır. Ders dışı çalışmaları; derslerin dışında düzenlenen sınıflar arası yarışmaları, okul takımlarının haftalık çalışmalarını, izcilik faaliyetlerini beden eğitimi faaliyet alanı içerisine giren her türlü hazırlık ve halk oyunları çalışmalarını kapsamaktadır. Ders dışı çalışmaları; öğretim yılı başında hazırlanan yıllık ve dönem programa göre yürütülecektir. Bu çalışmalar için ayrı bir ders defteri tutulacak, yapılan çalışmaların ilgili öğretmen tarafından işlendiği bu defterler ücret tahakkukunda belge olarak değerlendirilecektir. Ders dışı çalışma yapılırken 6 saatlik süre haftanın bütün günlerinde kullanılabilir, en ideal planlama ise 2’şer saatlik 3 güne göre düzenlemedir. Uygulamalar sırasında hava şartlarının müsait olmaması çalışma yapılacak saha ve tesislerin dolu olması durumunda okul yönetimlerine bilgi vermek suretiyle program değişikliği yapılacak, yapılamayan çalışmalar hafta içerisinde planlanan bir günde uygulanacaktır. Ders dışı çalışmaların planlanmasında, çalışma yapacak öğretmen ile çalışmalara katılacak öğrencilerin zamanlarının boş olması esastır. Bu planlama, çalışmayı yürütecek öğretmen tarafından yapılır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı çalışmalarında görevli öğretmenlerin hiçbir suretle ek ders ücretleri kesilmez.
Beden Eğitimi Öğretmeni Mesleği Nedir, Ne İş Yapar Nasıl Olunur Şartları ve Maaşları, Meslekler Rehberi, Beden Eğitimi Öğretmeni Mesleği Hangi Okul okunmalıdır geleceği ve Ne Kadar Maaş Alır Ziyaretçilerimiz için Beden Eğitimi Öğretmeni Mesleği ile ilgili bilgileri paylaştık. Bu bölümde çalışmak isteyenler ve ya düşünenler için gerekli tüm bilgileri bu yazıda görebilirsiniz. Meslek seçiminizi yapmadan önce mutlaka istediğiniz mesleğin şartlarını, iş olanaklarını, maaşlarını ve geleceğini mutlaka inceleyin. TANIM Çalıştığı eğitim kurumunda, öğrencilere beden eğitimi ile ilgili eğitim veren kişidir. GÖREVLER Beden eğitimi konusu ile ilgili hangi bilgi, beceri, tutum ve davranışların, hangi yaş düzeylerindeki öğrenci gruplarına, hangi yöntemlerle kazandırılacağı, MEB tarafından onaylanan öğretim programları ve ilgili mevzuatta belirtilmiştir. Beden eğitimi öğretmeni, bu program çerçevesinde, Eğitim vereceği grubun düzeyine uygun bir çalışma planı hazırlar, Kendisine ayrılan ders saatlerinde bu planı uygula***** öğrencilere alanı ile ilgili bilgi ve beceri kazandırır, Öğrencilerin başarılarını değerlendirir, başarı düzeylerini artırıcı önlemler alır, Eğitici kol çalışmalarında görev alarak öğrencilerin yeteneklerini geliştirici etkinlikler düzenler, Öğrencilerin gelişimlerini izler, sorunlarının çözümüne yardımcı olur, Alanı ile ilgili gelişmeleri izler, bunların öğretim programlarına yansıtılması için ilgililere önerilerde bulunur, Nöbetçi olduğu günlerde, okulun düzen ve disiplinini sağlamak üzere görev yapar, Sınıf öğretmeni olarak, öğrencilerin alan ve ders seçmelerine yardımcı olur, yönetimle ilişkilerini sağlamaya çalışır. KULLANILAN ALET, MALZEME VE EĞİTİM MATERYALLERİ Yıllık müfredat programı, günlük çalışma planı, not defteri, yoklama defteri, Ders kitapları, Okul araç ve gereçleri, Gülle, disk, çekiç, engeller, sehpa ve çıtalar, barfiks, dik halat tırmanma halatı, eğik halat, paralel ve asimetrik bar, halka, ip merdiven, parmaklıklı duvar, jimnastik kasası, minder, denge ağacı, tramplen, trambon, trambolin, atlama ipi, sağlık topu, saplı top, trapez, lobut, çember, lastik top, su topu, tenis masası, tenis topu, raket, ring, halat, boks eldiveni, koki, branda, mayo, eşofman, spor ayakkabısı, kayak ayakkabısı, kondisyon geliştirici aletler, ağırlık torbası, ağırlık yeleği vb. MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER Beden eğitimi öğretmeninin hem alanı hem de öğretmenlik mesleği ile ilgili niteliklere sahip olması eğitimi öğretmeni olmak isteyenlerin; Spor yeteneği olan, Göz-el ve ayaklarını eşgüdümle kullanabilen, Bedence sağlam ve güçlü, Spora karşı ilgili ve bu alanda başarılı, Düşüncelerini başkalarına açık bir biçimde aktarabilen, İyi bir öğrenme ortamı sağlayabilen, Dikkatli, işine özen gösteren, Mesleğinin sorunları ile ilgilenen ve çözüm yolları bulmaya çalışan, -İnsanlarla iyi iletişim kurabilen, sevecen, hoşgörülü, sabırlı, Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini anlayabilen, Kendini geliştirmeye istekli, coşkulu, yaratıcı kimseler olmaları gerekir. ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI Beden eğitimi öğretmeni, genellikle spor salonunda, okulun bahçesinde ve bazen sınıfta görev yapar, görevini genellikle ayakta atlama, sıçrama, koşma, tırmanma gibi hareketler yaparak yürütür. Çalışma ortamı mevsime göre açık veya kapalı, ama oldukça gürültülüdür. MESLEK EĞİTİMİ MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER Mesleğin eğitimi; aşağıda belirtilen üniversitelerin Eğitim fakültelerinin ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarının Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümlerinde verilmektedir. Abant İzzet Baysal Üni. Bolu Beden Eğt. ve Spor Adnan Menderes Üni. Aydın Beden Eğt. ve Spor Akdeniz Üni. Antalya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Anadolu Üni. Eskişehir Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Ankara Üni. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Atatürk Üni. Erzurum Ağrı Eğitim Fakültesi, Atatürk Üni. Erzurum Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, -Atatürk Üni. Erzurum Erzincan Eğitim Fakültesi, -Atatürk Üni. Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi, -Afyon Kocatepe Üniversitesi Beden Eğt. ve Spor Yüksekokulu -Balıkesir Üniversitesi Beden Eğt. ve Spor Yüksekokulu, Celal Bayar Üni. Manisa Beden Eğt. ve Spor Yüksekokulu, Cumhuriyet Üni. Sivas Beden Eğt. ve Spor Yüksekokulu, Çanakkale Onsekiz Mart Üni. Eğitim Fakültesi, Çukurova Üni. Adana Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, -Dicle Üni. DiyarbakırBeden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu, -Dokuz Eylül Üni. Buca Eğitim Fak. Beden Eğt. ve Spor Yüksekokulu, Dumlupınar Üni. Kütahya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Ege Üni. İzmir Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Erciyes Üni. Kayseri Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Fırat Üni. Elazığ Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu, -Gazi Üni. Ankara Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, -Gazi Beden Eğitimi ve Spor yüksek okulu, -Gazi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu, Gaziantep Üni. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Gaziosmanpaşa Üni. Tokat Beden Eğt. ve Spor Hacettepe Üni. Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu, Harran Üni. Şanlıurfa Fen-Edebiyat Fakültesi, İnönü Üni. Malatya Eğitim Fakültesi, İstanbul Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Kafkas Üni. Kars Sarıkamış Beden Eğt. ve Spor Karadeniz Teknik Üni. Trabzon Fatih Eğitim Fakültesi, -Kocaeli Üni. Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu, Marmara Üni. İstanbul Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Mersin Üni. İçel Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu, Muğla Üni. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Mustafa Kemal Üni.Hatay Beden Eğt. ve Spor Yüksekokulu, Niğde Üni. Aksaray Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Niğde Üni. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Ondokuz Mayıs Üni. Samsun Amasya Eğitim Fakültesi, Ondokuz Mayıs Üni. Yaşar Doğu Beden Eğitimi ve Spor -Pamukkale Üni. DenizliBeden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu, Sakarya Üni. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Selçuk Üni. Konya Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Selçuk Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu, Süleyman Demirel Üni. Isparta Burdur Eğitim Fakültesi Trakya Üni. Edirne Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Uludağ Üni. Bursa Eğitim Fakültesi, Yüzüncü Yıl Üni. Van Eğitim Fakültesi. ÖN EĞITIMDE BAŞARILI OLUNMASI GEREKEN DERSLER Beden Eğitimi, Biyoloji, Türkçe. MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI Lise veya dengi okul mezunu olmaları, Yükseköğretime Geçiş Sınavında YGS herhangi bir puan türünden barajı aşarak başarılı olduktan sonra, ilgili üniversitece yapılacak olan özel yetenek sınavında girmeleri ve başarılı olmaları gerekmektedir. Yetenek sınavı iki aşamada yapılmaktadır. Birinci aşamada; adayın 20 m. mekik koşusunda aldığı puan ile ÖSS puanı göz önünde bulundurulur. Sıralamaya konulanlar barajı geçtiklerinde ikinci aşamaya devam edebilirler. İkinci aşamada; adayın psikomotor özellikleri 6 testle ölçülerek spora yatkınlık düzeyleri belirlenir. Adayların iki aşama sonunda aldıkları toplam puana göre yapılacak sıralama sonunda saptanan kontenjana girenler meslek eğitimine başlama şansına sahip özellikleri ölçen testler El kavrama kuvveti, Bacak kuvveti, Dikey sıçrama, Esneklik, 30 m. sürat, Koordinasyon ve beceri EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ Mesleğin eğitim süresi 4 yıldır. Meslek eğitimi, hem kuramsal hem de uygulamalı olarak yapılır. Eğitim süresince okutulan dersler aşağıda belirtilmiştir. Eğitimin; 1. yılında Spor Bilgisine Giriş I-II, Anatomi, Fonksiyonel Anatomi, Fizyoloji, Spor Fizyolojisi, Bilgisayar I-II, Ritmik Eğitim ve Jimnastik, Basketbol I-II, Voleybol I-II, Hentbol I-II, Atletizm I-II, Serbest Jimnastik I-II, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk Dili. Yabancı Dil İngilizce, Fransızca, Almanca. Atletizm III-IV, Basketbol III, Voleybol III, Hentbol III, Güreş II-III, Ritmik Jimnastik II-III, Futbol I-II, Alet Jimnastiği I-II, Spor Fizyolojisi, Eğitim Bilimlerine Giriş, Beden Eğitimi Spor Sosyolojisi, Hareket Bilgisi, Rekreasyon Liderliği, Eğitim Psikolojisi. 3. Yılında Futbol, Alet Jimnastiği III, Antrenman Bilgisi I-II, Cankurtaran III, Eğitsel Oyunlar, Spor Tarihi, Halk Oyunları I-II, Seçmeli Ders I Modern dans, halter, su topu, masa tenisi vb., Seçmeli Ders II Senkronize yüzme, aerobik dans, kürek, tenis vb., Genel Öğretim Metotları, Ölçme Değerlendirme. 4. Yılında Seçmeli Spor Dalı I-II, Spor Masajı, İstatistik, Sağlık Bilgisi Beslenme, Özel Öğretim Yöntemleri., Eğitim Sosyoloji, Seçmeli Ders, Uygulama dersleri vb. verilir. Öğrenciler eğitimleri sırasında okullarda uygulama yapmaktadırlar. EĞİTİM SONUNDA ALINAN BELGE-DİPLOMA VE UNVAN Eğitimini başarı ile tamamlayanlara alanı belirten lisans diploması ve “Beden Eğitimi Öğretmeni” unvanı verilir. ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI Beden eğitimi öğretmenleri Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okulları, ortaokullar, genel liseler, Anadolu liseleri, mesleki ve teknik liseler, fen liseleri, spor meslek lisesi ve üniversitelerde, beden eğitimi öğretmeni olarak çalışabilirler. Beden Eğitimi dersi dışında, Spor Faaliyetleri ve Milli Oyunlar, Spor İlkyardımı, Halk Oyunları, Spor Yönetimi ve Organizasyon, Spor Psikolojisi gibi derslere girerler. MEB’ca yapılan müfettişlik sınavını kazanırlarsa müfettişlik yapabilirler. Beden eğitimi öğretmenleri , çeşitli spor merkezlerinde, aerobik salonlarında, fitness centerlarda fazla kilolardan kurtulmak için zayıflama egzersizlerinin yapıldığı yerler vb. çalışabilirler. EĞİTİM SÜRESİNCE VE EĞİTİM SONRASI KAZANÇ EĞİTİM SÜRESİNCE Bu programa yerleştirilenler arasından özel yetenek sınavı puanı en yüksek adaydan başlamak üzere belli sayıda öğrenciye Milli Eğitim Bakanlığı’nca burs verilmektedir. Öğrenciler eğitimleri süresince Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilen öğrenci kredisinden ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının sağladığı kredi ve burs olanaklarından da yararlanabilirler. EĞİTİM SONRASI Eğitim sonunda “Öğretmen” olarak atananlar 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’na göre 9. derecenin 1. kademesinden aylıkla göreve başlatılırlar. Bu öğretmenler yan ödeme, ek ders ücreti gibi olanaklardan da yararlanırlar. Her yıl okullar açılmadan önce, tüm öğretmenlere eğitim-öğretim tazminatı adı altında bir ödeme yapılmaktadır. MESLEKTE İLERLEME Öğretmenlik mesleği dışında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra birimlerinde idareci ve antrenör olarak, spor kulüplerinde monitör, masör ve kondisyoner, özel spor kuruluşlarında ve diğer kuruluşların spor ile ilgili birimlerinde uzman olarak, turizm sektöründe animatör olarak görev yapabilmektedirler. BENZER MESLEKLER Antrenörlük, Masörlük Kondisyonerlik EK BİLGİLER Eğitimde Derslerle İlgili Olarak Öğrenilenler; Anatomi ile ilgili terimler, tanımlar, kemik ve doku yapısı, eklemlerde yapılan hareketler, bunları oluşturan kaslar, eklemlerin çıkış-bağlanış yerleri, bunlara uygulanan basit test örnekleri, Beden eğitimi derslerinde dikkat edilecek hususlar, orta yaş ve yaşlılara göre spor, sporun tarihçesi, Toplumsal olgu olarak spor, sporu kurumlaştıran olaylar, Türk kültüründe spor, Çeşitli danslarda gerekli olan hareket teknik ve formların verilmesi, bunların müzik eşliğinde yapılabilmesi için ritm duygusunu geliştirme solo ve grup halinde müzikli ve müziksiz dans hazırlama çalışmaları, Burkulmaların tanımı, tedavisi, ayak ve ayak bileği sakatlıkları, omurga sakatlıkları, lumbago tanısı ve tedavisi, kas krampları, kaldırma ve taşıma teknikleri,çıkıklar, kırıklar, ilk yardım ilkeleri, Masajın uygulanabileceği ve uygulanamayacağı durumlar, spor masajının fizyolojik etkileri, çeşitleri, masaj manuplasyonları, Hücre, kan, duyu, dolaşım, metabolizma, boşaltım ve üreme fizyolojisi,Psikolojinin spordaki yeri ve önemi, uygulamada temel ilkeler, motivasyon, psikomotor davranışlar, performansı etkileyen psikolojik faktörler, Günümüzde spor psikolojisi çalışmaları, antrenörlerin spor psikolojisi bilmesinin yararları, Vals, hoplama, sekme, galop çeşitleri, sıçrayış ve dönüş tekniklerinin verilmesi, bu hareketlerin müzik eşliğinde yapılması, top, çember, kurdele, lobut vb. aletlerin kullanılma tekniklerinin öğretimi, Antrenmanın amacı, önemi, motorik özelliklerle ilgili antrenman örnekleri, kondisyon çalışmaları, antrenman yöntemleri antrenman planlamaları, antrenman periyodlamaları, istasyon çalışmaları, sürantrenman ve belirtileri, önlenmesi hakkında bilgiler, Lineer kinematik, açısal kinematik, biyomekanikte analiz tekniği,Hareket terminolojisi, ayakta, diz üstü duruş pozisyonları, kol pozisyonları, baş ve gövde pozisyonları, yatarak ve oturarak, denge, asılma pozisyonları, dayalı pozisyonlar. Komutlar ve hareket eksenlerine göre eklemlerde yapılan hareketler, Halk bilimi ve oyunlarının tanımı, horonlar, aksak ritimli oyunlar, halaylar, oyun ve sahne düzenlemeleri, oyunların anlatımını şekillerle ve yazıyla gösterme, Çeşitli yöre oyunlarının öğretilmesi ve mizansen hazırlamalar, gösteriye yönelik çalışmalar,Beslenme ilkeleri, vücudun ısı enerji ihtiyacı, dengeli ve yeterli beslenmenin temelleri, temel besin öğeleri, beslenmenin yeri ve önemi,Metod uygulamada gerekli bilgiler, plan çeşitleri, öğretmenlikte çalışma şekilleri, spor kollarında bulunması gereken evraklar, gösteri aletleri, merasimdeki yönetmelikler, öğretim yöntemleridir. Boş zamanı değerlendirme etkinlikleri, Dekreasyonun tanımı ve amacı, dekreasyon liderinde bulunması gereken özellikler ve liderlerin görevleri, Spor tesislerinin tanıtılması, dünya, olimpiyat, kıta şampiyonaları, bu şampiyonaların organizasyonu, Çeşitli spor branşlarının antrenman yöntemleri, yarışma kural ve yönetmelikleri ileri düzeyde teknik ve taktik gelişimlerin antrenörlükte öğretmenlik yöntemleriyle öğretilmesi, Takım sporlarında Basketbol-Voleybol-Hentbol-Futbol oyun kuralları, saha ve malzeme ölçümleri, savunma ve hücuma yönelik temel tekniklerin öğretilmesi ve geliştirilmesi, savunma ve hücum tekniklerinin takım savunma ve takım hücum çeşitleri içinde ve çeşitli safhalarda uygulanması, Bireysel sporların Jimnastik, Güreş, Atletizm yarışma kural ve yönetmelikleri, saha ve malzeme ölçümleri. Öğrenilen temel tekniklerin geliştirilmesi ve uygulanması konuları ile ilgili dersler verilmektedir. YARARLANILAN BİLGİ KAYNAKLARI Meslek Elemanları, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Öğretmen Olarak Atanacakların Atamalarına Esas Olan Alanlar ile Mezun Oldukları Yüksek Öğretim Programları ve Aylık Karşılığı Okutacakları Derslere İlişkin Esaslar tarih ve 119 sayılı kurul kararı ve bu kararda değişiklik yapılan tarih ve 133 sayılı Talim Terbiye Kurulu Kararı, tarih ve 80 sayılı MEB Talim ve Terbiye Kurulu Kararı Çeşitli Üniversitelerin Katalogları, ÖSYS Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Kılavuzu –2010 Yükseköğretim programları ve kontenjanları kılavuzu 2008 Meslek Danışma Komisyonu MEDAK Üyesi Kuruluşlar. DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER İlgili eğitim kurumları, Türkiye İş Kurumu web sayfası Ulusal Meslek Bilgi Sistemi Türkiye İş Kurumu Meslek Bilgi Merkezleri.
beden eğitimi notları nasıl verilir